Gelenek, alışkanlık, içgüdülerle geliştirilmiş yaşam tarzları, dinsel ve ahlaki düşünme tarzına uzaktır. Köstebekler gibi toprakta/yerde yuva (yerleşke/köy, kasaba, şehir) yaparak/kurarak güvenlik ve konfor arayışına yönelirler. Dağa tırmanma ve kartallar gibi yüksekten uçmayı (anlam arayışı), pek tahayyül edemezler; düşünmezler.

Hakikat yolcuları mutlak olanın değil, bağlı olduğu bağlamla ilişkili tarihsel ve sosyolojik olanın dinamik içeriğini, onun insan eli değmiş kültürel yanını veri alır, onunla uzlaşmanın yollarını ararlar. Bunun tersi bir tutum, bir tür Tanrı’yla da rekabet anlamına gelen radikal, totaliter ve tutucu rejimlerin “mutlaklık” iddiasındaki antidemokratik yoludur. “İnsan yalnızca tarihsel zamanı bilmez, aynı zamanda birçok […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.