İktidarın ‘Dövize Çevrilebilir Mevduat’ hamlesi, asgari ücret, 3600 ek gösterge gibi bileşenlerle birlikte belli ki bir erken seçimin son hamlesidir. Tüm yükü, üzerinde yeterince borç yükü olan ve günbegün artan Hazine’ye, yani Kamu Maliyesine (yani halka) yükleyen bu hamle, faize ve fiyatlara olumlu hiçbir etki yapmazken, aksine enflasyonun ve kurun tetiklenmesini beraberinde getireceğe benzemektedir. Seçmenin […]

Şehrin varoşlarında zar zor geçinenlerin, saltanatvâri yaşam içinde olan tavan ve çeperindekiler için ‘kurtuluş destanı’ mühendislikleriyle sürekli dua ettiği, varlığını adadığı bir sosyolojik zemin inşa edildi.  Siyaset bilimci yazar Hasan Aksakal, ‘Türk Muhafazakarlığı’ kitabında, muhafazakarlığın tarihsel sürecini ve Ak Parti’yle dönüşen halini, ‘terennüm-tereddüt-tahakküm- kavramlarıyla anlatır. Aksakal bir söyleşisinde, bu kavramlar üzerinden yapı söküme uğrattığı Türk […]

CHP dışındaki partilerin ve dahi muhafazakâr-dindar sivil toplumun da helalleşme ve yüzleşme teklifine omuz verip daha ileriye taşımaları gerekir. Sağlıklı bir “demos” olma yoluna da ancak bu özeleştiri dağarcığı ve yüzleşmelerle girilebilir. Bu konular yüz yıllık hikâyemizin künhünü oluşturuyor. “Kutuplaşma” ve “Rövanşizm”in her daim içinde yaşıyoruz. “Helalleşme” ve “Yüzleşme” gündemleri -kısırlaştırma çabalarına rağmen- bundan dolayı […]

Türkiye sosyolojisi açısından baktığımızda tüm etnik kökenleriyle muhafazakar kesimler siyasi-toplumsal ilkeler düzleminde bir zihniyet dönüşümü yaşamadıkça; o ilkelerle dini şiarların özünü çağa güncellemedikçe, köklü bir demokratik gelişim, şeffaflıkla, denetimle, öngörülebilirlikle, güvenilirlikle harmanlanmış bir sosyo-politik iklim oluşamayacaktır. Muhafazakar-dindar kesimler geciktikçe, Türkiye gecikecektir. Hangi soruna el atarsak atalım, hangi veriler ve detaylar üzerinde yoğunlaşırsak yoğunlaşalım, aslında yapısal […]

Dinde ve dindarlıkta bireysel düşünme ve vicdan, Kur’an tarafından sürekli tavsiye edildiği halde; bunu terk ederek taklidi, dogmayı tekrarı ve geleneği –cahiliye Araplarındaki katı gelenekçi mantıkta olduğu gibi-  “sünnet” kavramı ile gelenekleştiren Sünniliktir. Bu hareketlerin her üçünün de katı-muhafazakâr ve gelenekçi oldukları su götürmez bir gerçektir. Şii “İmamet” doktrini/teolojisi, -Şah İsmail’in yenilgisinden sonra- yirminci yüzyılda […]

Ülke-toplum, sağlıklı bir “Biz” oluşturamamaktan dolayı, iki terör örgütü (FETÖ-PKK) ve çeşitli Organize Suç Örgütleri (OSÖ/mafya) oluşturmuş ve ciddi bir düzeyde “seküler-muhafazakâr” ve “Kürt-Türk” olarak bölünmüş (“Biz”leşmiş) durumdadır. Çözüm, İslamî değerler ve “Medine Vesikası (ümmet)” ışığında –kimsenin verili kimliğini inkâr etmeden-, hakkaniyete dayalı bir “Toplum Sözleşmesi” oluşturmaktan geçiyor. 1. İslamî Bağlamda “Biz” Olmanın Dinî-Politik Kriterleri […]

Bugün İslam dünyasında ve Türkiye’de mü’minlerin Tanrı ile olan ilişkilerinin “Takva” ilişkisi olmaktan çok, “Temsil” iddiası; devlet ile olan ilişkilerinin de ”Hukuk” ilişkisi olmaktan çok “Temellük” ilişkisi olduğu aleykelbeyan ve izahtan varestedir. Tanrı ile Temsil ve Takva İlişkileri   1. Temsil İlişkisi   Tanrı’nın mahiyeti, zâtiyeti, inniyeti varlıktan başka türlü/aşkın (Gayb) olduğu için; insan, duyu […]

Uluslararası veya ulusal düzeyde güven ve düzen sağlamak için başvurulacak kriter adalet ve hakkaniyete dayanan ve müzakere, uzlaşma, oydaşma, konsensüs, icma ve şura ile oluşturulacak hukuk ve kurumlardır. Salt güce dayanarak çıkarılan kanunlar ile dayatma yaratmak zulüm ve zorbalıktır. Başlık, insanlığın yaşarken ve kimlik oluştururken daima üzerinde olduğu iki minvali-hâli ifade eder. İkinci tutumun, birinciden […]

Gittikçe güçlenen yüzeysel ve ötekileştirici muhafazakâr paradigma, sorunların kökenlerine inmeyi engellemektedir. Özellikle İslam-toplum-birey ilişkilerini doğrudan ilgilendiren teolojik problemlerin tartışılması, inşa edilen yeni muhafazakâr-dindar hassasiyetler tarafından imkânsızlaştırılmaktadır. İslam tarihinin ilk 23 yıllık risalet dönemi umutların yeşerdiği, başarıların peşi sıra geldiği, imanın ve küfrün ‘dışarıda’ açıkça gösterilebildiği ve tam da bu nedenle zihinlerin saf ve kesin olduğu […]

Mitolojik veya teolojik düşünme aşamalarından felsefi-bilimsel düşünme aşamasına –Türk devriminin teşebbüs ettiği gibi- geçmenin “uzun atlama” gibi bir yolu yoktur; öncelikle “merak etme”yi öğrenmemiz gerekiyor. İslam Dünyasında “Merak/Taaccub”un Başlaması ve Bitmesi   Yedinci yüzyıl ile dokuzuncu yüzyıl arasında “Teolojik Düşünme”yi (Dâhili İlimler: Kelam-Fıkıh, Tefsir, Hadis, Tasavvuf) başaran Araplar, 9-13. yüzyıllar arasında Yunanca’dan, Süryanice’den, Farsça’dan ve […]

  • 1
  • 2

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.