Enflasyon-faiz sarmalı içinde memleket felakete sürüklenirken, “nas var” deyip dünyanın en faizci uygulamalarını halka dayatırken, İslam’ın temel kaidelerine uyuyormuş gibi yapmanın neye tekabül ettiği üzerinde düşünmemek, başlı başına ontolojik-epistemolojik ve aksiyolojik bir problemdir. Bir varlık ve beka sorunudur. Milyonlarca insanı göz göre göre fakirleştirmek, bu fakirleştirmeye göz yummak, eleştirememek, yanlıştan dönmeyi salık vermektense “Az yesinler […]

AK Parti, devlet politikalarının, güvenlik merkezli olmaktan çıkarılacağını, özgürlük-güvenlik dengesinin gözetileceğini, bireyin devlete önceleneceğini vaat ediyordu. Ama olmadı… 20 yıllık serüveninin sonu, aralarında bu iktidarın oluşumunda ve sürmesinde düşünsel ve fiili katkısı olmuş çok sayıda ismin de dahil olduğu birçok kişi için büyük bir hayal kırıklığı oldu. AK Parti iktidarının yol açtığı türbülans sadece bir […]

Var olan şeyleri tarihsel kavrayışımızı belirleyen metafizik, kendimizin ve herhangi bir şeyin “ne” olduğuna/ne anlama geldiğine ilişkin kabullerimizi belirler. Bu, geç modernitede kendini “teknoloji” olarak somutlaştırır. Teknoloji, artık insan hayatını kolaylaştıran araçlar toplamı olmaktan çıkar; dünyanın ve insanın anlamına, dünyanın ve insanın çerçevelenmesine/çepeçevre kuşatılmasına (Gestell) dönüşür. İnsan ruhu, tarihi süreç içerisinde kendinin/hayatın ve içinde yaşadığı […]

DP hareketi, tarihteki büyük değişim hareketleri gibi devraldığı mirası “yeniden yorumlayıp yeniden ele geçirerek, yeni bir yarar doğrultusunda yeniden yapılandırıp yönlendirerek” geleceğe bir yön mü verecek, yoksa iki realiteden (doğa ve irade) birine teslim olarak çelişki ve zaruretlerin esiri mi olacak? “Hepimiz, bir biçimde karşılıklı ilişki içerisindeyiz…”[1] K.R. Popper   Bir şeyin oluşum nedeniyle o […]

İman, bireysel tecrübe ve güçlü bir ikna olmanın ürünüdür. Kör inanç veya taklit yolu ile edinilen inançlar, böyle değildir. Ahlaki doğruyu bulma; ya derin düşünmeye, tartmaya, muhakemeye, sorgulamaya (doğru yorum) dayanır ya da geleneğe, alışkanlığa, zanna-vehme yani yanlış yoruma dayanır. Fiziksel varlığın, evrenin, dünyanın, gerçekliğin, vakıanın “Beş Duyu” ile elde edilen bilgisine, yani “Bu nedir?” […]

Batı’da “ulus bilinci” ve “kamusallık”, Kilise ve Aristokrasinin tekelindeki “kısmî kamusallığa” karşı “ulusal” ve “seküler” bir kamusallık olarak yükselirken bizde öyle olmadı. Bizde olan hem de çok erken devirlerden itibaren dinin kendisi ve hanedan da dâhil olmak üzere her şeyin belli bir zümreye değil, “memleket ölçeğinde” ortak bir alan olarak devlete, yani herkese ait olmasıydı. […]

İktidarın cehaleti, cehaletin iktidarına dönüştüğünde artık uzam baştan aşağı kötücül bir karmaşaya evrilir ve bu karmaşadan hayır çıkma ihtimali yoktur. Cehaletin genelgeçere dönüştüğü, cahilin en tepeye kurulduğu bir dünya ise kelimenin gerçek anlamıyla dehşet vericidir. En iyiler en aşağıda, en kötüler en yukarıda temsil bulur. Haklılar ezilir, haksızlar ellerini kollarını sallayarak ortalıkta dolaşır.    Cehalet […]

Sistemik değişim, halihazırdaki de facto “Güçler Birliği”ni olumlu anlamda törpüleyeceği gibi, gücün farklı toplum kesimlerinin temsilcileri arasında paylaşımını getireceği ölçüde de bir arada yaşamın farkındalığını ve siyasetin normalleşmesinin değerinin kavranmasını artıracaktır. Yazının birinci bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.   “6’lı Masa”ya dönük anti-propagandaların karakter tahlili şu şekilde özetlenebilir:   Masaya yönelik anti-propagandaların göz boyamacılık dışında bu ülkeye […]

İktidar mahfilleri ve destekçisi medya, Güçlendirilmiş Parlementer Sistemi tahfif çabalarının yanında, geçmiş parlamenter sistemden neler çektiğimize ilişkin argümanlar ortaya koyarak, -böylelikle mevcut sistemin iyiden iyiye çürümüş taraflarını da gözlerden kaçırdıklarını zannederek- muhalefetin aslında topluma yeni bir şey söylemediğini, eskiyi pazarladığını zihinlere kazımaya çalışmaktadır. 15 Temmuz’un rüzgârını arkasına alarak kendisine “yerli-milli” bir meşruiyet alanı oluşturan Cumhur […]

Muhafazakârların iktidarı iktidarın muhafızlığına soyunmak anlamına gelmemeliydi. İdeolojiye dönüşen bütün güzel kavramlar gibi gelenek de muhafazakârlığın elinde boyası dökülmüş, orası burası yırtılmış, yüzey yapıları aşınmış, ne olduğu belli olmayan tuhaf bir halitaya dönüştü. Eldeki resimler netliğini yitirince hikâyeler de ciddiyetini kaybetti. Hafıza zamanın fotoğraf makinesidir. Kim bilir, belki de hayatın bize renkli görünmesinin sebebi budur. […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.