Bu zamana kadar ehliyetsiz, ruhsatsız, liyakatli liyakatsiz yazarı okuru, müdavimi takipçisi olduğum, mutfağında soğan doğradığım, tashih redaksiyon yaptığım, cümle kurduğum dergiler, dernekler, cemiyetler gösterdi ki; ‘misyon’ taşıyan vasıtalar aslında misyondan gayrı her şeyi taşıyor. ‘Misyon’u da kaidesinden kopararak, yerinden başka yere, aslını, dibini, kökünü unutacağı bir yere taşımakla kalmıyor, hurdacılar çarşısında parça pinçik edip hurda […]

Her şey eskisi gibi olacak Sevgili Halkım. Biliyorsun sen kendi isteğinle bütün özgürlüklerini kısıtlayıp eve kapandın. Ama sanki bu ev hayatına da alıştın gibi. Şimdi beni düşündüren şey nedir biliyor musun? Ya evden çıkmaya ikna olmazsan… Ey halkım!   Sen var mısın, yok musun?   Şimdi ben penceremi çevreleyen şu kıvrımların arasından, görebildiğim en uzak […]

İyi güzel diyorsun da bu hikâyenin hikâyesi ne? Sonu meçhul ama başı ne? Kapanmak zor, kapana kapanmak daha zor. Bu zamana kadar ne sakladın ki kendine zaten. Evham… Evham, endişe, kaygı iyi değil karantinada. Dinlersen kendini baş edemeyeceğin sesler duyarsın duvarlardan. Hıyarcıklı vebadan tehlikelisi kendini dinlemek. Karantina. Şimdiden çürüttü sol yanımı. Ne kelimeymiş. Düşündüm de […]

Gökhan Özcan’ın ‘öyküleri’, hem kendi kuşağının edebî yönelimlerini kavramamıza katkıda bulunması hem de oldukça tehlikeli bir bölgede, ‘ben’in etrafında olup bitenlere nasıl katlanabildiğini ifade etmesi bakımından değerli. Hikâyeci ve Öykücü   Gökhan Özcan, kendisini –ancak- “öykücü” olarak tanımlıyor ve hikâye yazarıyla, öykücü arasında oldukça keskin bir ayrım yapıyor, burada bir kelime tercihinden daha fazlası var. [1] Hikâyeci, […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.