Bugün Türkiye düşünce ve politik hayatında artık Türk Sağı ve mahalle kavramının yerleştiğini müşahede edebilmekteyiz. Mahalle, taşra ve devlet ilişkileri bu bağlamda tartışılabilmektedir. Mahalleni vicdanı ve etik değerleri, aydınlar ve kendince muhalefetçe uyarılmaya çalışılmaktadır. Artık saygın politikacılar ve entelektüel kamuoyu Türk Sağı’nın dönüşümünde mahalleyi kavramsal ve uygulama olarak gündeme getirebilmekteler.

Davos konsensüsü güçlü bir şekilde Trump karşıtlığını sürdürüyor, ancak sol-liberal yönetimin Trump’ı Beyaz Saray’dan uzak tutup tutamayacağı ya da büyük güçler savaşına ve düzensizliğe doğru küresel sürüklenmeyi durdurup durduramayacağı konusunda gerçek bir şüphe var.

Merkez sağın alternatifsiz bir durum teşkil etmesindeki temel nedenlerden birisi; siyasi yelpazenin en baskın kanatlarından birini oluşturan muhafazakâr seçmenin kendisine yakın göreceği, milliyetçiliği de içerisinde barındıran, temsil edilmesi istenen ilke ve değerleri koruyacak, sağ oyları motive edecek güçlü bir seçeneğin var olmamasıdır. Dolayısıyla muhafazakâr kesim üzerinde güçlü bir etki oluşturan “AKP tekeli” bu alandaki boşluğu büyük bir avantaja çevirmektedir.

Merkez sağ geleneğin beslendiği 1946 ruhu, CHP eliyle yürütülen modernleşme projesinin kitle algısında ürettiği kimi olumsuz dışsallıklarına karşı, kültürel ve iktisadi alanda geniş toplumsal kesimlerin kitlesel seferberliğiydi. ANAP’ın 6 Kasım 1983 seçimlerinde tek başına iktidara gelişinden bugüne kadar geçen süre ise merkez sağ siyaset için iniş çıkışlara sahne oldu. Türkiye parti siyasetinde 12 Eylül askeri […]

AB gündeminin çoğu kısmını aşırı sağcı liderler belirliyor. Mültecilerin yasadışı yollarla geri itilmesini de içeren ve ırkçı, şeytanlaştırıcı söylemlere dayanan agresif göç politikaları, anaakım Avrupalı liderler tarafından giderek daha fazla tercih ediliyor. 40 yıl önce, Hindistan ve Pakistan arasındaki iki ölümcül savaşın ve iki ülke arasındaki daimî düşmanlığın yaralarını taşıyan bir öğrenci olarak Brüksel’e gelmiştim. […]

Avrupa’nın anaakım merkez sağ partileri, ulusalcı aşırı sağı dışlamak mı, taklit etmek mi yoksa onunla ittifak kurmak mı gerektiğine karar verirken, seçmenlerini kaybetmekle özlerini kaybetmek arasında bir seçim de yapmak zorunda. Geçmişte Avrupa’nın anaakım merkez sağının Avrupa şüphecisi popülistlerden ve aşırı sağcı yabancı düşmanlarından belirgin bir biçimde ayrıldığı zamanlar vardı. Helmut Kohl ya da Angela […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.