Topyekûn kabuller. Topyekûn reddiyeler. Belki de Türkiye’de sosyoloji diye bir alanın yeterince mevcut olmamasının sebebi bunlardır. İkisinin arası pek yoktur. Akımların, ekollerin, yöntemlerin ideolojikleşmesinin, politikleşmesinin anahtarı tam da bu tutumlardır. Bu tıpkı Türkçenin bir poetik kanona sahip olmaması, onun yerine Necip Fazıl ve Nazım Hikmet gibi iki mahalli ikonla ya da paralel kanonla idare etmesine […]

Halkın, vatandaşın farklı korkuların etkisinde olması anlaşılabilir. Sorunlu ve yanlış olan, yönetici kadroların, siyaset kurumunun korku üretmesi veya üretilen korkulara teslim olması. Bu, ülkenin geleceği açısından büyük sorunlara dönüşebilir. Çünkü bu psikoloji üzerinden ‘esir’ alınan siyaset kurumu ve yönetici kadro genel olarak olan bitene karşı aklı değil, tepkiselliği devreye koyar. 17’nci yüzyıl sonundan itibaren içine […]

Sürekli Türkiye’de bir sosyoloji geleneği, kamusu ve kanonu olmadığından şikâyet edenlere, bunların inşasına öncelikle sosyolojik adabı muaşeretle başlamalarını önerebilirim. Bir alan, kendini o alana dâhil hissedenlerin birbirine asgari saygısı olmadan var olamaz. Artık bir sosyal medya dünyasında yaşıyoruz. Her şey, herkes artık çok daha fazla ortada. Kendini daha fazla gösterme, ifade etme, müdahil olma narsisizmi […]

Türkiye’de anayasal çürüme ile kurumsal çürüme arasında yakın bir karşılıklı ilişki gözlemlenmektedir. 2017 Anayasa değişikliği ile yaratılan tek-adam rejimi kurumsal çürümeyi hızlandırmış; kurumsal çürüme de rejimin tek-adamcı niteliğini daha da güçlendirmiştir. Son yıllarda milletlerarası siyaset bilimi literatürüne giren kavramlardan biri de “anayasal çürüme” (constitutional rot) kavramıdır. Kavramı ortaya atan, ABD Yale Üniversitesi anayasa hukuku profesörü […]

Dini ilimler üzerine ihtisas yapmış birinin, toplumsal meselelere kendi malumatı ışığında yaklaşmasının kendi başına tenkit edilecek bir tarafı yok. Kaynağa, kitaba, bu arada nassa müracaat ederek olan biteni anlayıp yorumlamak, tartışmalara fikri girdiler ilave etmek isteyebilir. Lakin bütün bir değerlendirme sürecini iktidarperest bir tevil cihazına dönüştürmek, ilmin de o ilmi tahsil edenin de izzetine halel […]

Bir ülkede sosyologların asgari basireti, yani olup bitenin sebeplerini araştırma düzeyi düşük olursa, o ülkede sosyolojinin basiretinin bağlanmasından yakınmak da anlamsız olacaktır. Bir sosyoloğun malzemesini incelerken, araştırırken, çözümlerken, açıklarken, anlamaya çalışırken ihtiyaç duyacağı en temel şeyler ne olabilir? Teoriler, yöntemler, akademik teşvikin ya da muhtemel doçentlik dosyasının sağladığı motivasyon, entelektüel sorumluluk, yaşadığı topluma, dünyaya karşı […]

Kapsayıcı ve kuşatıcı olan, arkasına iki büyük merkez tecrübesini almış yeni ve hibrid merkez potansiyeli heba edilmezse ve devletle merkez arasındaki esaslar sağlam bir norma bağlanabilirse aktörler değişse de merkezin karakterinin uzun süre yaşayabileceği bir hayattan bahsedebiliriz. Merkez kavramı, Türk siyasi hayatında kavramın kendisinden de büyük bir şeye tekabül ediyor. Onun nezdinde tüm toplumsal refleksler […]

Demokrasi, hukuk, özgürlük ve adil paylaşım ilkeleri, bugünün varlık ve beka sigortalarıdır. Bu kavramlar siyasetin ve siyasetçilerin ortak kırmızı çizgisi olmalıdır. Cumhuriyet’in 100’üncü yılının yaklaştığı bu süreçte, ülkenin gelişmesine, kalkınmasına ve tüm bireylerin kendilerini eşit vatandaş olarak hissedeceği bir iklimin oluşturulmasına odaklanmak önemli. Buna ilişkin sağlıklı bir arayış şu an için görünmüyor olsa da hem […]

Pandemi sürecinde daha da derinleşerek enflasyon, işsizlik ve liranın dramatik değer kaybıyla somutlaşan iktisadî krizin, hikâyenin sonunda bir “mutlu geleceği” garanti etmiyeceğini kavramak gerekiyor, böylece hem meseleyi hem de hâllini daha aklî bir biçimde konuşabiliriz. Yazının başlığı, Halit Ziya Uşaklıgil’e ait; şimdi, aşağıda açıklamayı ümid ettiğim şeylere bir başlangıç olarak, her sosyal problemin aynı zamanda […]

Bir ülkenin birkaç on yılda bir başka bir yer olma endişesiyle yaşaması… Nedir burada açığa çıkan? Bir şey olmak isteyen ama kalıbını bulamayan bir halkın çaresizliği mi? Bir yere varmak isteyen ama pusulası olmayan bir devletin savrukluğu mu? Bizleri en çok düşündürmesi gereken belki de bu. On yılların tekrar eden kalıbıdır bu: Türkiye … olur […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.