Her semavi dinin bir ucu uhrevi olanda diğer ucu ise dünyevi olandadır. Hatta her din bir tür uhrevi/dünyevi algoritmasıdır. Bu anlamda dinler, dindarlıklar her zaman biraz sekülerdir, her zaman da öyle olmuşlardır. Yine bir oksimoronla başladık! Türkçe okuryazarlığın çoğunluğu için. Yazının başlığından söz ediyorum. Elbette bu, en azından, benim için geçerli değil. Yani ben sekülerliği […]

Laisizm, yurttaşın da ayrıca laik olması talebi, Türkiye’de dindarlığın aşırı siyasallaşmasının temel nedenidir bence. Ne kadar paradoksal gözükse de İslamcılık bu anlamda Osmanlı-Türkiye modernleşme projesinin bir hasılasıdır. Laisizmin ötekisi olarak. Perspektif’te bu konuda yazmaya iki hafta önce “Laiklik Nedir?” yazısıyla başlamıştım. Onun ardından geçen hafta “Sekülerleşme Nedir?” yazısı geldi. Şu an okumaya başladığınız yazıyı sözünü […]

Türkçede sekülerleşmeyi din dışı, din karşıtı bir şey olarak algılamaya pek meyilliyiz. Üstelik bu konuda Türkiye’de hiçbir konuda anlaşamayan kesimler ciddi bir fikir birliği içindedir. Bu açıdan bakıldığında “seküler dindarlık” bir oksimoron gibi görülür Türkçede. Oysa dünyadaki sekülerleşme literatürü açısından en önemli, en değerli olan süreçler dindarlık biçimlerinin kendi içlerinde yaşadıkları değişimdir. Geçen hafta Perspektif’te […]

Laikliğin dünyada, ilgili literatürdeki kullanımıyla genelde Türkçede anlaşıldığı hal ve uygulamalar arasında pek bir alaka yoktur. Üstelik bu alakasızlık, bu konuda kavga eden kesimlerin hepsi için de geçerlidir. Yani Türkiye’de laikliği savunanlarla, ondan rahatsız olanların önemli bir ortak noktası vardır: Laikliğin ne olduğundan pek haberdar olmamak! Türkçede siyasette, üniversitede, okuryazar kamuda en çok karşımıza çıkan […]

Türkiye’de sağcılığın ufku; antropolojik kültürü kendine neredeyse tek kültür kaynağı olarak kabul etmesi, toplumsal müfredatı oldukça yerel ve ancak antropolojik kültürün çeperlerinin dışına pek çıkmayacak şekilde algılaması, maarifi de büyük ölçüde bir meslek eğitimi/öğretimi, bir uzmanlık yüklemesi olarak görmesi şeklinde ortaya çıkıyor. Son zamanlarda hızla yaygınlaşan fonksiyonel tıp geleneğinin üstatlarından biri mealen şöyle diyor: “Doğru […]

Toplumsal eşitsizliklerin çok yoğun, sendikal örgütlenmelerin çok zayıf olduğu toplumlarda sınıfsal konumun bir kader olarak yaşanması sosyolojik, bilimsel bir vakadır. Ancak demokratik rejimlerde sınıfsal konumunuz, ait olduğunuz toplumsal tabaka sizin için bir kader olmaktan göreli olarak çıkmaya başlayabilir. En azından bu konumunuzu değiştirilmez bir kader olarak değil, değiştirmeye müsait bir politik mücadele alanı olarak yaşarsınız. […]

Sözün kesilmesi anlamı kirletiyor; anlamı ve onun çağrıştırdığı her şeyi. Ve pek tabii sözleşmeyi, mutabakatı, bölüşmeyi, insafı, adaleti ve hukuku; her şeyi! Ve bu kısıtlama, en basitinden görüş bildirme ve daha da açığı ulusun kaderinde söz sahibi olma hakkından feragat etmeyi, bu hakkı başka bir güce devretme anlamına gelen devredilemez bir hak gaspını ifade ediyor. […]

Bir Ortaçağ kurumu olan üniversitenin modern amaçlar için kullanılabilmiş olması gibi, medrese de çağdaş, güncel amaçlar için pekâlâ kullanılabilir. Deha merkezli modern yaratma, bir yoktan var etme olmaktan çok, daha önce bir araya gelmesi düşünülmemiş olanları bir araya getirme faaliyetidir de. Bu yazıyı Perspektif’te son iki haftada yazdığım “Toplumun Poetikası” ve “Sözel Kalkınma” yazılarının bir […]

Yeterince üretemeyen, yüksek kalitede üretemeyen toplumlar, yaratıcılık düzeyleri düşük toplumlardır. Her anlamda yaratıcılık, üretkenlik için aynı zamanda idrak, hafıza, kültürel birikim ve olgunluk, muhayyile, tefekkür açısından da donanımlı olmanız gerekir. Bu insani fakülteleri geliştirecek olan ise öncelikle poetik hamurdur. Yani sayısal devrimler için de sözel formasyon elzemdir. Geçen hafta Perspektif’te “Toplumun Poetikası” başlıklı bir yazı […]

Toplumun Poetikası’ndan söz etmek, toplumun bir yapıt, bir eser olduğunu vurgulamaktır. Yani toplum hazır bulduğumuz bir şey değildir. Olmasına ya da olamamasına; kalitesine veya kalitesizliğine katkı sunduğumuz bir şeydir. Başlık birçoklarına tuhaf gelecektir, çünkü toplum kavramı fazla somut, hazır, verili bir şey olarak algılanır genellikle. Bir bakıma tarih dışıdır hatta. Adem ve Havva’dan beri bir […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.