Kelimelere bazen öyle değerler yüklemeye çalışırız ki, onlar bu yükü taşıyamaz hale gelirler. Bir ülkenin, bir toplumun üç asırlık kavgaları bir cümlenin, hatta bazen bir kelimenin içine boca edilir. Kullandığımız bir kelime (devrim/inkılap), tercih ettiğimiz bir kıyafet (başörtüsü/bikini) bizim hangi partiye oy verdiğimizi ya da hangi partiye oy vermediğimizi ele veren temel göstergeye dönüşür. Başlığın […]

Ulus devletin her şeyden önce standardize edilmiş bir dile ihtiyacı vardı. Bunun da yaygınlaştırılması için resmî dil, zorunlu eğitim ve gazete gibi araçlara ihtiyaç duyuldu. Arkasından ölçü ve tartıdan devletin yurttaşlarla kurduğu ilişkilere varıncaya değin her şeyin belli standartlarda yeniden üretildiği yepyeni bir ilişkiler ağı devreye sokuldu. Psişik gelişme iradenin bilinçli çabasıyla oluşturulmayan istem dışı […]

Galatasaray gibi kurumlarda ideolojik saflık arayışlarının kurumu otoriterleştirmekten başka bir işe yaramayacağı açıktır. Bu tip tutumlar kurumu sivil görünümlü askeri mektep haline getirir. Doğan görünümlü Şahin gibi! Yani üniformaların sivil olması, zihniyetin askeri olmasını tek başına engelleyemez. Geçtiğimiz hafta Perspektif’te “Arda Turan: Galatasaraylılığın Sosyolojisi” başlıklı bir yazı yazmıştım. Okumaya başladığınız yazı onun bir devamı. Bir […]

Arda Turan’ın artık anlaması gereken şu: Galatasaraylılığın kurumsal kimliğiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir tercihi, üstelik kamusal bir şekilde afişe ederek hayata geçirirsen, Galatasaray Kulübü yöneticilerinin ve kongre üyelerinin seni bağrına basmasını bekleyemezsin. Geçen hafta Perspektif’te yazdığım “Selçuk Tepeli: Bir Asabiyetin Sosyolojisi – II” başlıklı yazının sonunda “İçinde yaşadığımız ülkenin koşullarında ciddi iyileşmeler olmazsa, ben […]

Selçuk Tepeli tarım ve hayvancılıktaki sorunların nereden kaynaklandığını, bu sorunların çözümünün ne olduğunu büyük ölçüde biliyor. Onu sinirlendiren de bu belki. Bu çözümler bu kadar aşikâr iken neden bir türlü becerilemiyor? Onun için esas akıl dışı olan bunların halen çözülememiş olmaları. İşte Tepeli’nin asabiyetinin kaynağı burada. 11 Mart 2021 tarihinde Gazete Duvar’da “Cem Dizdar: Bir […]

Doğu/Batı, ilerici/gerici, yerli/yabancı ayrımlarının bu kadar güçlü olduğu bir kültürel ortamda kanonik bir okuryazarlığın yeşermesi hiç de kolay değil. Bu ayrımlar bir yandan okuryazarların zihinlerini teslim alıp, idrak seviyelerini düşürürken; diğer yandan da fikri bir kamunun oluşmasını engelliyor ya da en azından bu kamuyu daraltan bir işlev görüyor. Bugün artık tıp dünyası iyi beslenmenin çok […]

Türkiye gerçekten bir akademik üretim patlaması yaşıyor ama en azından benim şahit olduğum son yarım yüzyılında Türkiye’de var olan sorunların hiçbiri çözülmüş değil. Bu durumu eyyamcılıkla nitelendirmek çok mu insafsızlık olur? Gazete Duvar’da ve Perspektif’te yazdığım en azından birkaç yazıda “eyyamcı” sıfatından söz etmiştim. Bu yazıda meseleyi biraz daha geliştirmeye çalışacağım. Türkiye’de futbola ilgi duyanlar […]

Okumak; bu topraklarda desteklenen, hoş görülen bir etkinlik değildir. Fazla okuyor olmak hep biraz tuhaf karşılanır. Hatta patalojik bulunur. Hastalık addedilir. Bunun en önemli nedeni okumanın pek işe yarar bir şey olmadığı kanaatinin yüksek olması ve okuyanların azınlıkta kalmasıdır. Bu topraklarda okumak normal addedilmez. Çok okumak ise kesinlikle anormaldir. Bu topraklarda “okumak” fiili okula gitmek, […]

Organik aydın bir ideoloji, siyasi parti veya program ile toplumun geniş kesimleri arasındaki ilişkiyi kuran, bir anlamda bu ilişkiselliğin katalizörü olan bir işlevdir. Entelektüel fikir üretir, (organik) aydın ise üretici değildir genellikle. Mevcut fikirleri, daha önce düşünülmüş olanı toplumsallaştırır, kamusallaştırır. Fikirleri topluma taşır. Toplumdan geri besleme alır. Onunla da merkezi yönlendirir. Türkçe okuryazarlıkta sanki şöyle […]

Şahsiyet farklılıktır. Kimlik değil, kişiliktir. Hiç kimseye benzememektir. Nevi şahsına münhasır olmak ya da bir alamet-i farika haline gelebilmektir. Şahsiyet cemiyette oluşur, diğerleriyle ilişki içindeyken inşa ettiğiniz bir şeydir. Şahsiyet; cemiyeti, kamuyu, tüm ötekileri öngörmeden mümkün değildir. “Şahsiyet”ten ahlakı ve haysiyeti çıkardığımızda geriye kalan palyaçoluktur. Tıpkı Perspektif’te geçen hafta yazdığım “Haysiyetin Sosyolojisi” yazısında olduğu gibi […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.