Modern ekonominin kurucularından David Ricardo 1800’lerin başında makinelerin ille de iyi ya da kötü olması gerekmediğini anlamıştı. Makinelerin istihdam yaratıp yaratmayacağı ya da istihdama zarar verip vermeyeceğinin tamamen makineleri konumlandırma biçimimize ve bu seçimi kimin yaptığına bağlı olduğu öngörüsü günümüzde de geçerliliğini koruyor.

Büyük hacimli verilerin işlenmesini, araştırmalarda kullanılmasını ve yorumlanmasını kolay hale getiren makine öğrenimi gibi yapay zekâ destekli teknikler günümüzde siyaset alanında daha fazla kullanılıyor. Bu teknolojinin alt kümesi olarak bilinen derin öğrenme teknikleri, giderek daha büyük hale gelen veri kümelerinin analiz edilmesinde günümüzde daha fazla sosyal bilimci ve siyaset bilimci tarafından tercih ediliyor.

Üzerinde çalışılan yeni nesil yapay zekâ modellerinin yakın bir gelecekte otonom kararlar alabileceği ve bunun sonucunda doğabilecek zararlardan sorumlu olabileceği; bu sebeple de hukuki bir statü kazanması gerektiğine ilişkin tartışmalar, son günlerde politik ve yasal çevrelerde yer bulmaya başladı.

Mademki insanlık yapay zekâ eşiğinde, medeniyetimizin insan unsurunun ortadan kalkmasıyla son bulacak bir makine medeniyetine doğru bir değişim içinde olabilme ihtimalini ciddiye almalıyız. Şimdi bize ne kadar tuhaf gelirse gelsin, yarattığımız diğer krizler böyle bir sonucu çok daha mümkün kılıyor. Tarihin büyük bir süratle yazılmakta olduğu, oldukça hareketli hatta “vahşi” dahi denebilecek zamanlardan geçiyoruz. Peki […]

İnsanların yapay zekânın yapamayacağı şeylerde başarılı olması gerekiyor. Bu da daha fazla yaratıcılık ve eleştirel düşünme, daha az ezber anlamına geliyor. Eğitim, bizi insan yapan şeylerin başında gelir. Ulusların entelektüel kapasitesini ve refahını artırır. Bizi aya götüren ve daha önce tedavisi olmayan hastalıkları ortadan kaldıran akılları geliştiren eğitimdir. ChatGPT gibi üretken yapay zekâ araçlarının bu […]

Makineler üzerinden yapay bir dil tasarlayabilirsiniz, ama kadim bir kültürün içine doğmuş ve orada serpilmiş olan bir dilin zenginliğinin yaygınlaşması ve algoritmaların kapitalist ve tahakkümcü kodlamalarının ötesine geçmesi, makine-insan işbirliğinin en hoş ve demokratik örneklerinden biri olarak insanlık tarihine yazılacaktır. “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.”  Ludwig Wittgenstein   Son dönemin popüler tartışmalarının başında “yapay zekâ” geliyor. […]

Yapay zekâ tek başına tarihimizin seyrini belirleyebilir mi? Yoksa sadece belirli bir insan grubuna fayda sağlayan diğer teknolojik icatlardan biri olarak mı kalacak? Karl Marx “El değirmeni size feodal lordlu bir toplum; buharlı makinaysa sınai kapitalistli bir toplum verir” diyordu. Haklıydı da. Teknolojik keşiflerin egemen üretim biçimini ve toplumda bu biçime hangi siyasi otoritenin eşlik […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.