Taktik ve İstihbarat: Aksa Tufanı Demir Kılıçlara Karşı

Aksa Tufanı Operasyonu, İzzeddin El-Kassam Tugayları tarafından daha önce gerçekleştirilen birçok operasyondan oldukça farklı bir seyir izliyor. Tugayların mühimmat, personel eğitimi ve taktik bakımdan kendisini çok daha ileriye taşıdığını görmek mümkün. HAMAS unsurları askeri olarak İsrail’in içlerine doğru ilerlerken ve oldukça stratejik seviyedeki bölgeleri ele geçirip İsrail askeri unsurlarını imha ederken, İsrail istihbaratı güç değerlendirmesini yanlış analiz etti.

aksa tufanı operasyonu

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ile HAMAS’ın silahlı gücü İzzeddin El-Kassam Tugayları arasındaki düşük yoğunluklu çatışmalar, dönemsel olarak artmaktadır. Bu artışın altında aktörlerin iç politikalarında yaşanan değişiklikler, komşu ülkelerin ve bölgede faaliyet yürüten diğer devletlerin çıkarları, iklim koşulları ve hatta savaşma azminin yeniden artması gibi faktörler var.

 

Neler Oluyor?

 

7 Ekim sabahı HAMAS’ın silahlı gücü olan İzzeddin El-Kassam Tugayları tarafından, İsrail’e yönelik farklı noktaları hedef alan roket saldırıları gerçekleşti. Tugayların Komutanı Muhammed Dayf tarafından yapılan açıklamaya göre, bu eylemin ilk etabında binlerce roket ve havan kullanıldı. Roket ve havan saldırılarına müteakip İsrail ile Filistin arasında geçişi mümkün kılan sınır kapılarından ve duvarın belirli kısımlarından silahlı birlikler İsrail’e sızdı ve kentlerde kolluk kuvvetlerine ait nokta ve tesisler ele geçirildi, yollara pusular kurularak geçmeye çalışanlar çapraz ateş ile etkisiz hale getirildi, bu saldırılarda sağ kalanlar ve bölgedeki sivillerin yanı sıra bazı komutan ve askerler rehin alındı. Öte yandan eylemlerde çok sayıda kamikaze drone kullanıldığı da gözlemlenirken, Hizbullah gibi silahlı gruplardan HAMAS’a destek açıklaması geldi.

 

HAMAS tarafından “Aksa Tufanı” ismiyle başlatılan bu operasyona karşılık, İsrail “Demir Kılıçlar” adını verdiği operasyonu başlatarak ilk etapta Gazze’de bulunan hedeflere yönelik hava saldırıları başlattı. Jetlerle hedef odaklı gerçekleştirilen saldırılarla birlikte, İsrail Deniz Kuvvetleri tarafından kıyı şeridi güvence altına alınmaya çalışılırken kara birlikleri tarafından rehinelerin kurtarılması ve alan savunmasının öncelikli olduğu bir dizi operasyonun gerçekleştirilmesine devam ediliyor.

 

Taktik Boyutuyla Aksa Tufanı Operasyonu

 

HAMAS’ın yürütmekte olduğu Aksa Tufanı Operasyonu, İzzeddin El-Kassam Tugayları tarafından daha önce gerçekleştirilen birçok operasyondan oldukça farklı bir seyir izliyor. En son 2014 yılında yine İzzeddin El-Kassam Tugayları’nın düzenlediği “Koruma Hattı Operasyonu”ndaki geleneksel harekât yöntemlerinin dışında yollar izleyen HAMAS’ın, bu kez saldırı öncesi kazdığı tüneller aracılığıyla İsrail’in kara harekâtına karşı üstünlük sağlamaya çalıştığı anlaşılıyor. Nitekim HAMAS belirli açılardan da bu üstünlüğü sağladı. Aksa Tufanı Operasyonu’nda ise tugayların hem mühimmat bakımından hem personel eğitimi açısından hem de taktik bakımdan kendisini çok daha ileriye taşıdığını görmek mümkün.

 

2014’teki Koruma Hattı ile Aksa Tufanı arasındaki bariz taktik gelişimin ne olduğunu incelediğimizde, İzzeddin El-Kassam Tugayları’nın farklı tipteki askeri birlik ve unsurlarını birbirlerini tamamlayacak şekilde, müşterek olarak kullanma yeteneği kazandığını görebiliyoruz. Roket ve havan saldırıları ile başlayan Aksa Tufanı’nda, yer birliklerinin kontrol noktası ve sınırlarda bulunan elektronik uyarı sistemlerinin çalışmaması sağlanarak (elektronik harp/karıştırma oldukça muhtemel) kara harekâtı başlattığını görüyoruz. Ardından kamikaze drone’ları ile gözcü ve sensör kuleleri ve mobil sınır güvenlik sistemlerinin de imha edilmesiyle HAMAS unsurları İsrail’e karadan, denizden ve paramotorlar ile havadan neredeyse eşzamanlı olarak sızmayı başardı.

 

Öte yandan kontrol noktaları ile zırhlı araçların ele geçirilmesi ve bunları kendi avantajlarına kullanmaya başlamaları ile HAMAS unsurları, normalde askeri teçhizat bakımından üstünlüğüne sahip olmamasına rağmen belirli oranda İsrail’in kara unsurları ile güç dengesini sağlayabildi. Ayrıca HAMAS, İsrail sınırından geçtikten sonra yollarda pusular kurarak ve tuzaklamalar yaparak İsrail unsurlarının ilerlemesini de yavaşlattı.

 

Demir Kılıçlar’da İstihbarat Başarısızlığı

 

İsrail, ayrıntıları ortaya çıkan istihbarat faaliyetleri (NSO şirketine ait Pegasus yazılımı ile önemli kişilerin dinlenmesi gibi) ya da belirli aralıklarla gerçekleştirdiği hedef odaklı etkisizleştirme operasyonları ile kendinden zaman zaman söz ettiriyor ve İsrail’in bölgede istihbari açıdan bir hâkimiyeti olduğu yönünde fikirlere sebep oluyor. Köklü istihbarat geleneği, PR çalışmaları ve operasyonel yeteneklerini sergilemekteki başarısı, bölgede ve dünya genelinde en başarılı istihbarat servislerinden birinin İsrail’e ait olduğu yönünde inanışı da güçlendiriyor. Fakat yaşanan son gelişmeler özelinde bu hâkimiyetin düşünüldüğü kadar geniş olmadığını değerlendirmek mümkün. Nitekim iletişim yöntemlerine erişimi ve kontrolü daha mümkün olan İsrail istihbaratının, HAMAS’ın başlattığı saldırılara dair operasyon hazırlığını ve harekât planını tespit edemediği görülüyor. Ayrıca İsrail askeri istihbaratı Am’an, sürekli olarak Filistin üzerinde insansız hava araçları uçurduğu ve hedef istihbaratı topladığı halde harekât başlangıcında kullanılan yüklü miktarda roket ve havan topunun ne taşınmasını ne de saldırı için hazırlanmış olmasını tespit edebildi. Son olarak gelişmekte olan savaşa dair düşman imkân kabiliyet muhakemesinde hata yapıldığı da görülüyor ve İsrail istihbaratının büyük bir analiz sorunu ile karşı karşıya kaldığı gözlemleniyor. HAMAS unsurları askeri olarak İsrail’in içlerine doğru ilerlerken ve oldukça stratejik seviyedeki bölgeleri ele geçirip İsrail askeri unsurlarını imha ederken, İsrail istihbaratı güç değerlendirmesini yanlış analiz etti.

 

Savaşın Geleceğine Yönelik

 

HAMAS ve İsrail unsurları uzun yıllardan beri çatışıyor, bazen bu çatışmanın boyutu topyekûn savaş boyutuna gelerek uzun sürelere yayılıyor. Koruma Hattı Operasyonu’ndan bugüne dek HAMAS’ın askeri yeteneklerini, taktik, teknik ve prosedürlerini geliştirdiği açık. Bu gelişiminse İsrail tarafından doğru şekilde değerlendirilmemiş olduğu ve büyük bedeller ile karşılığını ödeyeceği de açık. Savaşın daha üçüncü gününde 750’den fazla İsrailli sivil silahlı çatışmalarda öldü, 2000’den fazla insan ise yaralandı. (Hava bombardımanlarıyla Filistin tarafında ölen ve yaralananların sayısı ise çok daha fazla.) 

 

Öte yandan basına yansıyan görüntülerde savaş esirlerinin oldukça kötü muamele gördüğü de anlaşılıyor ki uluslararası kuruluşların bu durumun üzerinde duracağı ve Filistin meselesinin farklı bir boyutta değerlendirilmesine sebep olacağı ortada. Mevcut durumda Filistin’in uluslararası statüsü, HAMAS’ın ise nasıl algılandığı ve kabul gördüğü biliniyor. Tüm bunlar ışığında zaten askeri olarak üstünlüğü elinde bulunduran İsrail’in Filistin’e yönelik kullanmakta olduğu gücünü daha da artıracağı su götürmez bir gerçek. İsrail bu gücü daha da sert kullanırken uluslararası kamuoyunun desteğini arkasına alması da muhtemel. Basına yansıyan görüntüler dünya genelinde HAMAS algısı ile birleştiğinde Filistin meselesi giderek iki devletli çözümden uzaklaşıyor.

 

Yaşanan ve bir süre daha sürmesi muhtemel olan savaştan HAMAS nezdinde Filistin’in zafer elde etmesi yalnızca komşu ülkelerin tam desteğini açıklaması ile mümkün olabilir. Rasyonel olarak bu desteğin ne kadar mümkün olduğu ise tartışmalı. Geçmiş olaylarda da görüldüğü üzere tarafları sükûnet ve ateşkese çağrıdan öteye gitmeyecektir. Nitekim bu komşu ülkelerin kendi iç problemleri, ABD gibi bölgede etki alanı birçok açıdan geniş olan önemli bir aktörün İsrail’e destek için askeri unsur yollaması gibi etkenler, Filistin’in beklemekte olduğu desteğin asla gelmemesine neden olacaktır.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.