Ticaret Yolunu Barışa Dönüştürmek Mümkün mü?

2023’te Delhi’de düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nde duyurulan Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projesinin temel amaçları arasında Çin’in başlattığı Bir Kuşak Bir Yol projesinin etkinliğini ve Ortadoğu ülkeleri ile İsrail arasında yaşanan gerginlikleri azaltmak yer almaktadır. Ancak İsrail’in Gazze’deki katliamları, işgal ve yayılmacı siyaseti, projenin başarı sansını ortadan kaldırmıştır.

yeni ticaret yolları

Yeni Ticaret Yolları 

 

Bazı bilimsel çalışmalarda, dış ticaret ile ekonomik büyüme, üretim, istihdam, döviz kurları, yeni teknolojiler ve yabancı yatırımlar arasında pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple dünyada serbest ticaret, ihracat odaklı büyüme ve küreselleşme genel kabul görmektedir. 

 

Ülkeler ikili ve çok taraflı antlaşmalar yoluyla ticaretlerini geliştirmeye çalışmaktadır. Ticaretin en önemli bileşenlerinden biri kuşkusuz lojistiktir. Malların küresel piyasalara hızlı, güvenli ve düşük maliyetle ulaştırılması giderek önem kazanırken, büyüyen ekonomiler de bu amaçla yeni alternatif ticaret yolları inşa arayışı içindedirler.

 

Çin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği (AB) ve Hindistan bu ekonomilerin başında gelmektedir. Bu ülkeler hem ihracatlarını artırmak hem de ihtiyaç duydukları enerji rezervlerine ulaşmak ve sürdürülebilirliğini teminat altına almak amacıyla bölge ülkeleriyle yeni ulaştırma projeleri geliştirmektedirler. AB’nin başlattığı TRACECA; ABD’nin yeni ipek yolu stratejisi, Çin’in Bir Kuşak Bir Yol projesi ve Hindistan’ın Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Yolu (INSTC) ile Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projeleri, bunların başında gelmektedir. Diğer önemli iki proje ise Türkiye’nin merkezi rol oynadığı Kalkınma Yolu Projesi ile Zengezur Koridoru’dur.

 

AB tarafından 1993 yılında başlatılan ve yeni ipek yolu kabul edilen TRACECA projesi, ağırlıklı olarak demiryolundan oluşan Doğu-Batı arasında bir koridordur. Kafkasya ve Orta Asya’yı Avrupa ülkelerine ve dünyaya bağlayacak bu alternatif yollar sayesinde, AB bir taraftan bölge ülkeleri ile ticareti canlandırmak isterken diğer taraftan siyasi ilişkileri güçlendirmeyi amaçlamaktadır.

 

Diğer önemli bir proje, Çin’in başlattığı, Bir Kuşak Bir Yol projesidir. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 2013 yılında Kazakistan ziyareti esnasında ilan ettiği proje, geniş karayolları, yüksek hızlı demiryolları, enerji boru hatları, havayolları ve fiber optik ağları içermektedir. Projeye Asya, Ortadoğu, Avrupa ve Afrika ülkelerinden katılımın şimdiden 68 ülkeye ulaşması, projenin ne denli büyük olduğunu göstermektedir. Projenin hedefleri arasında, bölgesel ekonomik entegrasyon, karşılıklı siyasi güvenin kurulması, yeni işbirliklerin ve ortak çıkarların geliştirmesi bulunmaktadır.

 

Başka bir proje ise Rusya, İran ve Hindistan tarafından 2000-2002 yıllarında temeli atılan Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Yolu’dur (INSTC). INSTC projesiyle İran, Azerbaycan, Rusya ve diğer ülkelerle bağlantı kurularak; İran limanları ve demiryolları üzerinden, Hindistan’daki Mumbai’den Finlandiya’ya uzanan güzergâhla mal ticarinin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. 

 

Son yıllarda kullanımı hedeflenen diğer bir güzergâh ise Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’dur (IMEC). 9 Eylül 2023 tarihinde Delhi’de düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nde duyurulan IMEC projesi ile Hindistan-Ortadoğu ve Avrupa arasında mal ticareti amaçlanmaktadır. Bu hususta ABD, Hindistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Almanya, Fransa, İtalya ve AB arasında mutabakat zaptı imzalamıştır. Bu koridor Hindistan, BAE, Suudi Arabistan, Ürdün, İsrail ve Avrupa arasında bir transit ticaret yolu olarak tasarlanmaktadır. Proje demiryolu, nakliye hatları, enerji boru hatları ve hızlı veri hatlarını kapsamaktadır. Projenin gerçekleşmesi halinde Hindistan ile Avrupa arasında ticaretin yüzde 40 oranında artacağı, nakliye süresinin de yüzde 40 oranında azalacağı ve dolayısıyla maliyetlerin önemli ölçüde düşeceği tahmin edilmektedir. Projenin temel amaçları arasında Çin’in başlattığı Bir Kuşak Bir Yol projesinin etkinliğini azaltmak, Filistin sorunu sebebiyle Ortadoğu ülkeleri ile İsrail arasında yaşanan gerginlikleri azaltmak ve bu ülkeler arasında siyasi ve ekonomik ilişkileri düzeltmek yer almaktadır. Ancak İsrail’in Gazze’deki katliamları, işgal ve yayılmacı siyaseti, projenin başarı sansını ortadan kaldırmıştır.

 

Kalkınma Yolu Projesi 

 

Yukarıda söz konusu edilen ticaret yollarının yanı sıra Türkiye’nin merkezde yer aldığı mühim güzergâhlardan biri şüphesiz Kalkınma Yolu projesidir. Kalkınma Yolu, Irak’ın Faw Limanı’ndan Diwaniyah, Necef, Kerbela, Bağdat ve Musul üzerinden Türkiye’ye, ardından Mersin Limanı ve İstanbul üzerinden Avrupa’ya ulaşacak demiryolu ve otoyolu koridorlarından oluşan kapsamlı bir ulaştırma projesi olarak tasarlanmıştır. Projenin esas itibarıyla Türkiye ve Irak tarafından gerçekleştirilmesi kararlaştırılmış, ayrıca 22 Nisan 2024 tarihinde Türkiye, Irak, Katar ve BAE arasında bir mutabakat zaptı imzalanmıştır. Projeye BAE ve Katar’ın mutabakat zaptı ile dahil olması, önemli sonuçlar doğuracaktır. Zira Arap Baharı’yla bozulmaya başlayan Türkiye- Körfez ülkeleri ilişkilerinin düzelmesiyle projeden beklenen fayda ve etki derecesi artacaktır.  

 

Basra’da inşa edilen Faw Limanı’nın 2025 yılında tamamlanması beklenmektedir. Irak’ın Faw Limanı’ndan başlayarak Mersin Limanı’na uzanacak demiryolu ve otoyolu yaklaşık 1.200 km olacaktır. Demiryolu inşasının 2025 yılında başlaması ve 2030 yılında tamamlanması, çift yönlü inşa edilecek karayolunun da 2025 yılında başlayıp 2029 yılında tamamlanması hedeflenmektedir. Türkiye üzerinden Avrupa ulaşacak demiryolu güzergâhında, mevcut hatlara ilave olarak 130 km demiryolunun yapılması planlanmaktadır. Otoyol bağlantısı için ise mevcut otoyollara ilave Şanlıurfa-Ovaköy arası 320 km otoyol yapılacaktır. Projenin tamamlanması halinde Irak’tan Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçen demiryolu uzunluğu 2.088 km, otoyol uzunluğu ise 1.912 km olacaktır.

 

 

Kalkınma Yolu’nun Irak’taki güzergâhları

Kalkınma Yolu’nun Irak’taki güzergâhları

 

 

Projenin tamamlanması halinde, Asya’dan Avrupa’ya malların nakliyesi için Süveyş Kanalı yerine Kalkınma Yolu kullanıldığında, ulaştırma süresi 15 gün kısalacaktır. Bu da, hız ve düşük maliyet avantajları bakımından hem bölge ülkeleri hem de küresel düzeyde bütün ülkeler için büyük bir kazanım olacaktır.

 

Kalkınma Yolu Projesi ve Barışın Tesisi

 

Her ne kadar ABD’nin başını çektiği ticari savaşların sürdüğü bugünlerde ticaret yoluyla barışın tesisini yazmak, akıntıya karşı kürek çekmek olarak yorumlansa da literatürde, ticaret ile barış, ticaret ile refah arasında pozitif bir ilişkinin olduğuna dair teori ve modeller geliştirilmiştir. Karşılıklı bağımlılık, karşılaştırmalı üstünlük ve bölgesel entegrasyon gibi teoriler, ticaretin ülkeler arası ilişkilere müspet etkilerini izah etmektedir. 

 

Karşılıklı bağımlılık teorisine göre, ortak çıkar ve hedefleri olan ülkelerin barış ve işbirliğine gidebilecekleri; amaçlarına ulaşmak için askerî güç kullanmak yerine müzakere ve diplomatik ilişki yolunu tercih edecekleri ileri sürülmektedir. Bölgede istikrar ve güvenliğin temini, karşılıklı çıkara dayalı ve sürdürülebilir ticari ilişkilerin kurulması ile mümkündür. Güçlü ekonomileri tehdit olarak algılayarak onları zayıflatma yoluna başvurmak yerine o ülkelerle ticari ilişkileri geliştirerek karşılıklı kazanmayı hedeflemek, kaçınılmaz olarak barışa yol açacaktır.

 

Karşılaştırmalı üstünlük teorisi, ülkeler arası ticaretin gerekliğini ve önemini açıklayan önemli teorilerden biridir. Teoriye göre, ülkeler nispeten daha az maliyetli malları üretmeli ve nispeten daha yüksek maliyetle üreteceği malları da başka ülkelerden satın almalıdır. Böylece ülkeler, yapacakları karşılıklı ticaret ile toplam refahlarını artırmış olacaklardır. 

 

Ülkeler arası ekonomik işbirliğini teşvik eden diğer bir teori ise, bölgesel entegrasyon veya bölgeselleşmedir. Bölgesel entegrasyon yoluyla gümrük tarifeleri ve kotalar düşer, karşılıklı yatırımlar artar, işsizlik azalır ve ülkelerin refah seviyesi yükselir. 

 

Bu teoriler nazarı itibara alındığında, ülkeler arası ticaret yoluyla üretim ve istihdamın artacağı, ticaret yapan ülkelerin birbirine bağımlı hale geleceği, bölgesel entegrasyonun sağlanmasıyla da gümrük duvarlarının kalkacağı, ticari ve ekonomik işbirliğinin artacağı beklenir. Dolayısıyla karşılıklı ticaret yapan ülkeler, artan ticari ilişkileri korumak için barış ve istikrara daha fazla ehemmiyet vereceklerdir.

 

Bu zaviyeden bakıldığında, Türkiye-Irak Kalkınma Yolu projesi iki ülke için de hayati öneme sahiptir. Zira Irak bu proje ile ticaretini artırmayı, bölgesel kalkınmayı gerçekleştirmeyi, küresel piyasalarla entegre olmayı ve Asya, Ortadoğu ve Avrupa arasında bir ticaret köprüsü olmayı hedeflemektedir. Doğrusu projeyi sadece bir ulaştırma altyapısı olarak görmek yanlış olur. Yaratacağı dışsallıklarla (spill over effects) birlikte değerlendirildiğinde, ülke içinde ticaret yollarının geçtiği güzergâhlarda tarım, ticaret, sanayi ve istihdam da artacaktır. 

 

Projenin, gerçekleşmesi halinde, Türkiye ekonomisine de oldukça önemli katkıları olacaktır. Türkiye konum itibarıyla Asya, Avrupa ve Afrika’nın kesiştiği bir güzergâhtadır. Bu bakımdan proje ile Türkiye’nin jeopolitik ve jeoekonomik önemi artacaktır. Söz konusu kıtalar arasında, ticaret yollarına ve enerji nakil boru hatlarına ev sahipliği yapması hem Türkiye ve Irak hem de diğer ülkeler için önemli avantajlar sağlayacaktır. 

 

Son 22 yılda Türkiye’nin lojistik alanında yaptığı yatırımlar, projenin cazipliğini ve uygulanabilirliği artırmıştır. Proje, aynı zamanda Türkiye’nin küresel lojistik merkezi olma hedefiyle de uyumludur. 

 

Gerek bizzat projenin inşasında gerekse güzergâh boyunca planlanan sanayi kuruluşları ve lojistik merkezlerinin inşasında, uluslararası piyasalarda müteahhitlik alanında tecrübeli Türk firmalarının pay almaları beklenmektedir.

 

Irak, Türkiye’nin önemli bir ticaret partneridir. Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülkeler içinde dördüncü sırada yer almaktadır. 2024 yılında, Türkiye’nin bu ülkeye ihracatı yaklaşık 12 milyar ABD dolarıdır. Projenin tamamlanmasıyla ticari ilişkilerimiz daha da güçlenecektir. 

 

Türkiye ve Irak, karşılıklı ticaret ve ortak lojistik projeleriyle ekonomik ilişkilerini güçlendirerek bölgesel barışı tesis edebilirler. 

 

Kalkınma Yolu projesi, zaman içerisinde bölgede kalıcı bir barış, istikrar ve güvenlik projesine dönüşebilir. 

 

Kalkınma Yolu projesi, Türkiye-Azerbaycan-Orta Asya Türk Cumhuriyetlerini birbirine bağlayacak Zengezur Koridoru ile entegre edildiğinde hem projenin etkinliği hem de Türkiye’nin bölgesel ve küresel gücü ile güvenirliği artacaktır. Zira Rusya ve Kafkasya enerji kaynaklarının küresel piyasalara taşınmasında kilit rol oynayan Türkiye, Kalkınma Yolu projesiyle Körfez enerjisinin küresel piyasalara naklinde kritik bir rol oynayacaktır.

 

Projenin başarılı olmasının önünde birtakım zorluklar bulunmaktadır. Bunların başında Irak içindeki DEAŞ ve PKK gibi terör örgütlerinin varlığı gelmektedir. Dolayısıyla Irak’ın terör örgütleriyle mücadelede Türkiye ile daha fazla işbirliği içinde olması gerekir. 

 

Projeye bölge ülkelerinden BAE ve Katar’ın yanı sıra diğer Körfez ülkeleri ve İran’ın da dahil edilmesiyle bölgesel entegrasyon daha da güçlenecektir.

 

Şu bir gerçek ki iktisadi ve siyasi projelerin başarı şansları, birbirlerini desteklediği oranda artar. Bu bakımdan Kalkınma Yolu projesinin akabinde “Terörsüz Türkiye” projesinin başlatılması pek anlamlı ve isabetli olmuştur.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.