Süleymani'nin Ardından Neler Olacak?

Kasım Süleymani'nin İran için anlamı neydi?

Süleymani bölgedeki farklı unsurların bambaşka anlamlar yüklediği bir isimdir. İran devleti için Süleymani, Tahran'ın yayılmacı bölgesel politikalarını hayata geçiren bir baş mimardı. Aynı zamanda dini lider Hamaney'in dar halkasındaydı. Bu nedenle, İran sınırları içinde ve dışında sadece hayranları değil, aynı zamanda düşmanları ve rakipleri de vardı. Süleymani, abartılı bir devlet propagandası sayesinde İran toplumunda vatanlarını IŞİD'in barbarlığına karşı savunan ve geçmiş Pers ya da imparatorluk ihtişamını milliyetçi duygularla tatmin edecek şekilde İran'ın etki ve gücünü sınırlarının ötesinde önemli ölçüde genişleten bir milliyetçi kahraman olarak tasvir edilmiştir. İslamcıdan ziyade önde gelen milliyetçi bir kahraman tasviri, son on yılda İslam Cumhuriyeti'ndeki devlet ideolojisinin kompozisyonunun eğilimi yansıtıyor ya da rejimin milliyetçiliği konuşlandırması, İslamcılığın giderek azalan kamusal cazibesi nedeniyle daha belirginleşiyor. Bu türden bir tasvir tabii olarak gerçeklerle çelişen bir durum da ortaya çıkarıyor. Zira ölümü sonrası, bazı Suriyeliler, Iraklılar ve Filistinlilerin kutlama görüntüleri, İran’ın Esad’a ve Irak’taki mezhepçi ve yolsuz yönetimlere verdiği desteğe karşı birikmiş öfkeyi yansıtıyor. Sık sık ön cephelerde görüntü veren generalin, uzantılı grupların ve müttefiklerinin gözünde karizmatik bir havası vardı.

Süleymani, İslam Cumhuriyeti'nin ve İran Devrim Muhafızları Ordusu hiyerarşisinin en tepesindeki isimdi, hatta İran’da bazıları Hamaney'den sonra ikinci yetkili isim olduğuna inanıyordu. İran'ın bölgesel politikalarını yönlendirmedeki kilit rolü fiili olarak aynı anda birkaç makamı yönetmesine yardımcı oluyordu: Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı ve İstihbarat Şefi. Bu bağlamda, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun İran'daki popüler muhalefeti kırmadaki rolünden de sorumluydu.

Süleymani'nin öldürülmesi, İran'ın bölgesel politikası ve ABD-İran rekabetinin yeni aşaması için ne ifade ediyor?

Süleymani’nin öldürülmesi, İran'ın bölgesel politikalarının hayata geçmesinde en önemli figürü ortadan kaldırsa da, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Kudüs Gücü’nün kurumsal yapısı göz önüne alındığında, bölgesel politikaların sürekliliği güvence altına alınacaktır. Örneğin, Süleymani'nin yerine, 1997'den beri çoğunlukla finansal gelir ve ödemelerden sorumlu olan Kudüs Gücü komutanı İsmail Kaani'nin hızlı bir şekilde aday gösterilmesi, Süleymani'nin yeri doldurulamaz olması ve onun öldürülmesinin dramatik bir şekilde liderliği sarsan bir darbe olduğu gibi izlenimleri önlemek için İran’ın itibarını kurtarıcı bir hareketti.

Süleymani'nin öldürülmesiyle İran, İslam Cumhuriyeti'nin bölgesel politikalarının komuta edilmesinde ve yürütülmesinde merkezi yapılanma gücünü yöneten en yetenekli adamını kaybetti. İsmail Kaani ise onun yerini dolduracak karizmaya sahip değil. Bu nedenle, en olası sonuç, İran'ın bölgesel politikalarında, çoğunlukla Batı Asya'daki Süleymani'nin de içinde yer aldığı çatışmaların her birinden sorumlu gruplar veya figürlerle bir iş yapılmasıdır. Bu aynı zamanda Süleymani’nin ölümü ve Hamaney’nin eylemleri söz konusu olduğunda çok daha güçlü bir söz sahibi olabilen Nasrallah’ın rolünün daha görünür olmasına yol açar. Ne de olsa Süleymani'nin liderlik tarzı, ikonik statüsü ve İran gündemi, vekalet savaş ağı arasında bir miktar hayal kırıklığı ve kıskançlık yarattı.

Süleymani'nin öldürülmesi, ABD-İran çatışmasında hem süreklilik hem de değişimle işaretlenmiş yeni bir sayfa açtı. Süreklilik çünkü her iki taraf da tam anlamıyla bir savaş istemiyor. Değişim çünkü bu suikast, Süleymani’nin öldürülmesinin başlatabileceği çeşitli kızışma senaryoları göz önüne alındığında, düşmanlığı daha keşfedilmemiş topraklara sıçrattı.

İran Süleymani'nin öldürülmesine nasıl misillemede bulundu? İran'ın tepkisinin doğasını hangi dinamikler şekillendiriyor?

İran'ın son derece ölçülü misilleme niteliğindeki ABD askerlerini barındıran ve hedefleri önceden haber verildiği için kasıtlı olarak kayıplardan kaçınan Şehit Süleymani Operasyonu, İran propagandasında Süleymani'nin öldürülmesine büyük bir misilleme olarak kasıtlı bir şekilde yanlış tanıtıldı (daha sonra 80 ABD askeri öldürüldüğünü iddia etti). Ancak bununla birlikte, İran yönetiminin “dehşet bir intikam alındı” söyleminin sonucu olarak, kendisinin yarattığı hızlı ve şiddetli bir misillemenin büyük baskısını telafi etti. ABD ve İran arasında son zamanlarda yaşanan gerginliklerdeki tırmanış, Kasım ayındaki büyük halk ayaklanmasını ve İran'da rejimin bu ayaklanmayı bastırmasıyla ilgili (benzeri görülmemiş bir kanlı baskı, internet kesintisi gibi) yaygın sert eleştirilere gölge düşürdü. Şimdi, İran toplumunda bu tırmanışın felaket bir savaşa yol açacağı korkusu büyüyor. Bu nedenle rejim, Washington’la yaşadığı çatışmanın alevlerinden devşirdiği milliyetçi alevleri kullanmak isterken, tam teşekküllü bir savaşa da yol açarak varoluşsal bir tehditle karşı karşıya kalmamak için çaba sarf ediyor.

Büyük ölçüde bir propaganda gösterisi olmasına rağmen, Süleymani'nin öldürülmesi, son yıllarda kendisini İslam Devleti'ndeki İran vatanını savunan bir vatansever kahraman olarak gösteren son derece profesyonel bir halkla ilişkiler kampanyası nedeniyle insanları geleneksel rejim destekçi tabanının ötesinde kızdırdı.

İslam Cumhuriyeti'nin düzenlediği kitlesel cenaze törenleri de dahil olmak üzere üç günlük Süleymani yasıyla, son birkaç aydır görülmemiş bir iç baskı altında olan rejimi istikrara kavuşturmak için milliyetçi bir ortam inşa etmesi amaçlandı. Ancak, iki unsur kısa vadeli rejim istikrarında bu çabayı heba etti. İran hava savunmasının "Şehit Süleymani Operasyonu" sırasında Ukrayna uçağını düşürerek, Kanada merkezli genç İranlılar ve yabancı uyruklular da dâhil olmak üzere 170'ten fazla insanın öldürülmesiydi. İran makamlarının nihayetinde kendi sorumluluklarını kabul etmeden önce kamuoyunu aldatma çabaları, “İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından bir yönetim istemiyoruz” sloganları eşliğinde yapılan sokak protestoları da dâhil olmak üzere kamusal hayal kırıklığı ve öfke ifadelerinin yenilenmesine yol açtı.

İran misillemesinde nereleri hedef alacak? Karşı karşıya olduğu riskler nelerdir?

Washington'la her türlü savaşa karşı temkinli olan Tahran'ın amacı, itibarını korumak ve imajını kurtarmak için misilleme yaparken rejimin hayatta kalması konusunda dikkatli olmaktır.

Genel olarak İran’ın misillemesi, ABD'nin ‘maksimum baskı’sına yanıt olarak geçen yıl aldığı asimetrik tedbirler açısından daha fazla olabilir.

Tahran, rejiminin varlığını tehlikeye atacağı için ABD ile tam bir savaşa girmeyi göze alamaz. Ayrıca, herkesin bildiği gibi öngörülemeyen (bir anlamda da ABD varlığını teşkil eden), kasım ayındaki yeniden seçilme şansı göz önünde bulundurularak ülkesinde ki “görevden alma” durumundaki ve bir savaşı iyi bir dikkat dağıtıcı olarak görebilen bir Amerikan başkanıyla askeri bir kızışma riskini de göze almayacak.

Basra Körfezi bölgesinde İran, Yemen'deki Husilerin yeniden düzenlediği füze saldırılarının da yardımıyla petrol tankerlerine ve önemli enerji altyapısına (özellikle Suudi Arabistan'da) yönelik saldırılara tekrar girişebilir. Özellikle enerji altyapısına olan saldırılar Yemen savaşını sona erdirme çabalarına ağır bir darbe indirecektir. Ancak bu hamleler, Körfez'deki büyük istikrarsızlıkların da maliyetini taşıyor ve bu da İran'ın yok olan ancak hayati önem taşıyan petrol ihracatının geri kalanını tehlikeye atabilir. Dahası, Körfez bölgesinde görevde bulunan önemli sayıdaki ABD personelinin hedef alınmaları, Washington'un tepki vermek zorunda hissedeceği gibi ABD ile büyük savaşın kapılarını açacaktır.

Irak'ta İran, (a) ABD'nin Irak'tan askeri çekilmesine yönelik yasal ve siyasi süreci hızlandırmaya siyasi olarak yardım ederek ve (b) oradaki Amerika kuvvetlerinin İran ve onun adına savaşan gruplar tarafından meşru hedef olarak deklare edilerek, siyasi sınıfın muhalefetinden ABD'nin Irak ulusal egemenliğini ihlal ettiği gerekçesiyle yararlanmaya gayret edecek. Ancak Tahran, Irak'ın yalnızca ABD'nin topraklarından çekilmesine odaklanması konusundaki davasını zayıflatabileceğinden dolayı ikinci seçeneği aşırı bir şekilde kullanamaz.

Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (Nükleer Anlaşması) yaşam desteğinde olduğu nükleer sorun, çatışmanın kızışması ya da azalması için bir faktör olabilir. İran, Nükleer Anlaşmayı ve daha da kötüsü Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'nı terk ettiğinde, geçmişteki nükleer krizini yeniden canlandıracak ve bu da er ya da geç İran'ı(özellikle enerji altyapısını) bombalama veya İran’ın bombalaması gibi kötü bir seçeneği doğuracak. Buradan hareketle, ya bir taraf büyük bir tavizle diplomatik bir çözümün önünü açacak (geçmişte ABD’nin İran üzerindeki “sıfır zenginleştirme” talebini düşürdüğü gibi) ya da taviz yokluğunda çatışmanın tehlikeli bir artış/tırmanış izlemesi muhtemeldir. İran, nükleer programını İsrail ve Amerikan askeri harekat tehditlerini harekete geçirecek şekilde hızlandırmazsa, bunun yerine nükleer silahlanma çabasından uzak durursa ve müzakerelerin önünü açacak şekilde güvence sağlarsa gerilimin azalması sağlanabilir.

Güçlendirilmeye ihtiyaç duyulacak potansiyel hedefler arasında şunlar sayılabilir: ABD diplomatik misyonları (ve yakın ABD müttefikleri, İsrail ve Suudi Arabistan), kilit ABD şirket merkezi ve bölgedeki üst düzey Amerikan hatta uluslararası figürleri (potansiyel olarak İsrail ve Suudiler).

İran'ın misillemesi, geçmişte olduğu gibi, muhtemelen insansız hava araçlarını, potansiyel siber saldırılarını (makul bir inkar iddia edebilmek için), vekaleten savaşan güçleri ve hücrelerini içerecektir.

Ancak, orta vadede İran’ın çelişkisi çökmekte olan mali imkanlarının gerilimi yükseltmesine engel olabilir. Bu durumda Süleymani’nin öldürülmesine fazlasıyla askeri bir misilleme yaklaşımı sergileyip, Irak’taki siyasi aktörler üzerindeki nüfuzu sınırlayacaktır.

Çeviri: Esra Subaşı