Trump Angajman Kurallarını Bütünüyle Değiştiriyor
Dünyanın en çok takdir gören demokrasisi, aşırı sağcı bir grup haydut tarafından rehin alınmış durumda. Bu grubun lideri kendisine “kral” diyor ve ömür boyu başkanlığı hedefliyor. Sanki savaş dönemindeymişiz gibi “direnişten” bahsetmek tuhaf görünüyor olsa da liderlerimiz Trump’a direnmek zorunda.
Mesele sadece Donald Trump değil. Mesele sadece Ukrayna’yı kurtarmak, Rusya’yı yenmek, Avrupa’nın güvenliğini nasıl artıracağımız ya da yoldan çıkmış bir Amerika’yla ne yapacağımız da değil. Mesele alt üst olmuş, anlaşmaların ve yasaların itibar görmediği, ittifakların bozulduğu, güvenin anlamını yitirdiği, ilkelerin pazarlık konusu yapıldığı ve ahlakın kirli bir kelime olduğu karanlık, çalkantılı ve giderek daha tehlikeli bir hal alan dünya. Mesele kontrolsüz gücün, kaba kuvvetin, bencilliğin ve kibrin, tehlikeli anlaşmaların ve arsız yalanların çirkin, düzensiz dünyası. ABD başkanının dikkatten kaçmayacak bir biçimde geldiğinin işaretini verdiği bu dünya bir süredir yaklaşmaktaydı.
Sorunları teker teker ele alalım. Trump daha büyük çapta bir sorunun toksik semptomlarından biri. Trump’ın olağanüstü derecede habis, duygusuz ve sorumsuz bir adam olduğu su götürmez. Yönettiği insanları hiç umursamıyor, onları sadece kaba şovmenliğini izleyecek kitle olarak görüyor. Ukrayna’nın cesur lideri Volodimir Zelenski’yi aşağılamasını “harika bir şov” olarak değerlendirdi. Trump başkan olarak muazzam bir güce ve etkiye sahip. Ancak ABD Başkanı her şeye kadir değil. Amerika’nın mağlup Demokratları yavaş yavaş seslerini duyuruyor. Connecticut senatörü Chris Murphy bunun nasıl yapılması gerektiğini gösteriyor. Öfkenizi gizlemeyin. Trump’ın görmezden geldiği kurallara göre oynamayın. Trump, Ocak ayında Potomac’ta meydana gelen ölümcül hava kazasının çeşitliliği baz alan işe alım politikalarından kaynaklandığını söyleyerek sorumluluğu bu politikalara yüklemeye çalıştığında Murphy sert bir şekilde karşılık verdi.
Murphy, “Bu ülkede herkes Donald Trump’ın o kürsüye çıkıp yalan söylemesine, kasıtlı olarak yalan söylemesine, öfkelenmeli” diyerek ateş püskürdü. Trump geçen hafta da Zelenski’ye saldırmıştı. Bu duruma tepkisiz kalınmadı. İngiltere ve ABD sokak protestolarına sahne oldu. Trump’ın İngiltere’ye yapmayı planladığı devlet ziyaretini engellemeye yönelik kampanyalara hız verildi. Kamuoyu yoklamaları muhalefetin giderek büyüdüğünü gösteriyor.
Sanki savaş dönemindeymişiz ve Nazi tarzı bir işgale maruz kalıyormuşuz gibi “direnişten” bahsetmek tuhaf görünüyor olsa da liderlerimiz Trump’a direnmek zorunda. Dünyanın en takdir edilen demokrasisi aşırı sağcı haydutlar ve serseriler grubu tarafından rehin alınmış durumda. Bu grubun lideri kendisine “kral” diyor ve ömür boyu başkanlıktan bahsediyor. Elon Musk ve Steve Bannon kollarını yukarı kaldırarak bunu onaylıyor. Avrupalı neofaşistler övgü yağdırıyor.
Trump’ın yardakçıları hükümet kurumlarına, yargıya ve özgür basına saldırıyor ya da onları alaşağı ediyor, sadakatlerinden şüphe duydukları kişileri terörize ediyor ve sindiriyor. Propagandacıları olan sözde teknoloji baronları, Joseph Goebbels’i kıskandıracak bir kapsama alanına sahip. Rusya’nın diktatörü Vladimir Putin gibi, Trump’ın yaygaracı tetikçisi JD Vance de “Hıristiyan değerleri” ve dar, bağnaz bir ortodoksi için gerici, anti-demokratik bir kültür savaşı veriyor.
Ukrayna, Trump’ın ihanetine rağmen direnişin timsali olmaya devam ediyor. Ukrayna halkı özgürlük, egemenlik ve demokratik olarak kendi kaderlerini tayin hakkı için savaş veriyor. Mesele gayet basit. ABD’ye artık güvenilemeyeceğine göre, Avrupalı liderler ne yapmaları gerektiğinin farkında olmalı: Kiev’e Taurus füzeleri gibi, daha fazla ve daha iyi silahlar tedarik etmek; dondurulmuş Rus fonlarındaki 300 milyar dolara el koyarak elde edilen gelirle daha fazla insani yardım ve finansman sağlamak, bunun yanında toplu olarak savunma harcamalarını artırmak. Keir Starmer ve Emmanuel Macron gibi liderlerin naif uysallığından ziyade onurlu meydan okumalara ihtiyacımız var.
Rusya’ya Daha Fazla Baskı Yapılmalı
Avrupalı liderlerin nüfuzlu olabilmek için ABD hükümetine Ukrayna’ya güvenilir, uzun vadeli güvenlik garantilerinin yanında İngiltere ve Avrupa’nın ateşkesi izlemek üzere herhangi bir güç konuşlandırması durumunda destek sağlaması için ortak baskı oluşturmaları gerekiyor. ABD’nin bir Avrupa barış girişimini desteklemesini beklemek mantıklı. Aksi takdirde Washington’dan kopmaktan kaçınılmamalı. Benzer biçimde, Ukrayna’nın şehirlerinde her gün gerçekleştirdiği katliam ve bombardımanı durdurması için Rusya’ya da daha fazla baskı yapmaları gerekiyor. Putin bu savaşı bugün durdurabilir, ne de olsa savaşı tek başına başlatan da kendisiydi. Bunu yapmayı reddetmesi, Zelenski’nin dile getirdiği gibi, Putin’in söylediği hiçbir şeye güvenilemeyeceğine kanıt olur. Putin daha fazla köşeye sıkıştırılmalı.
Şu anda olan bitense tam tersi. Askerî analistler, batıdaki anlaşmazlıktan cesaret alan coşkulu Kremlin’in doğudaki saldırılarını artırabileceği ve Ukrayna’daki moral bozukluğundan faydalanmaya çalışabileceği, hatta Putin’in tüm ülkeyi ele geçirme planını yeniden uygulamaya koyabileceği uyarısında bulunuyor. AB liderleri, bu tür senaryoları engellemek için aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara bırakıp karşı bir hat oluşturmalı.
Starmer, Macron ile birlikte bir plan geliştirdiklerini söylüyor. Güzel. Avrupa’nın önde gelen NATO güçleri Ukrayna ve Kursk’taki tüm çatışmaların derhal durdurulmasını talep etmeli; ilgili tüm tarafları kapsayan, ön koşulsuz ve önceden taviz verilmeksizin bir barış süreci başlatmalılar. Putin buna yanaşmazsa, diplomatlarını geri çekmeli, Rusya ile sınırları kapatmalı, ihracatını engellemeye yönelik adımlar atmalı, silahlı kuvvetlerini harekete geçirmeli ve işgal edilmemiş tüm Ukrayna toprakları için savunma amaçlı hava koruması sağlamak üzere bir mühlet belirlemeliler. Rusya’ya Batı’nın da bir gücü olduğunu ve eğer mecbur kalınırsa olanca gücüyle, Putin’in hukuksuz saldırganlığına karşı koyacağını hatırlatmak gerek. Trump’ın üçüncü dünya savaşıyla ilgili saçmalıkları artık yeter. Putin bir toplu katliamcı, deli bir katil değil. Aynı zamanda korkak.
Trump’ın ihaneti ve askerî yardımları kesme tehditleri göz önüne alındığında, Ukrayna’nın savaş alanındaki yenilgisini önleme şansı yalnızca güçlü ve birleşik bir Avrupa ile mümkün. Ukrayna’nın Kremlin’in anlaşmasına boyun eğmesi ve egemenliğini kaybetmek zorunda kalması Tayvan’dan Tibet, Moldova, Estonya, Panama ve Grönland’a kadar dünyanın her yerinde özgür insanlar için korkunç bir emsal teşkil eder.
Trump’ın dalkavuk Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçen ay, dünyanın 19’uncu yüzyıl jeopolitik etki alanlarına bölündüğü ve ABD, Rusya ve Çin’in egemen olduğu bir 21’inci yüzyıl dünyası vizyonundan bahsediyordu. Rubio’ya göre ABD’nin, bu buyurgan üçlü güç dengesini korumak için Moskova ile ilişkilerini yeniden inşa etmesi gerekiyordu. Trump’ın teslimiyet stratejisinin galip gelmesi ve Putin’le birlikte Ukrayna’yı parçalamaları halinde bizi bekleyen bölünmüş gelecek işte bu.
Böyle bir küresel felaket öngörülmüştü. George Orwell, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı romanında, Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya olmak üzere üç büyük imparatorluk ya da süper devlet arasında bölünmüş, durmak bilmeyen düşmanlıkları kasıtlı olarak körükleyen kabus gibi bir dünya betimler. Ortak özellikleri: Totaliterlik, kitlesel gözetim, baskı, ahlaksızlık, ağır zalimlik. Tanıdık geliyor mu? Geçmişteki ve günümüzdeki faşizm hakkında çok şey bilen bir ülke olan Almanya’nın Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, geçtiğimiz günlerde “yeni bir kötülük döneminin başladığını” söyledi. İşgal altındaki Ukraynalılar, başlarına çöken kötülüğe fazlasıyla aşinalar. Oval Ofis’teki Amerikalıların bizi götürdüğü şiddet dolu, kanunsuz distopya bu. Tabii durdurulmadıkça. Biz savaşmadıkça. Avrupa direnmediği sürece.
Bu yazı The Guardian sitesinde yayınlanmış olup, Evrim Yaban Güçtürk tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.