Trump Son Amerikalı Popülist Olmayacak

Trump’ı ortaya çıkaran koşulları ele alabilmemiz için önce onları anlamamız gerekir.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Korkunç, her şeyi alt üst eden dört yıldan sonra birçok Amerikalı ABD’nin yeni bir başlangıcın eşiğinde olduğuna inanmak istiyor. Eski Başkan Yardımcısı Joe Biden, Amerikan demokrasisinin araçları için bir stres testi olan hararetle tartışılan başkanlık seçimlerinde Başkan Donald Trump’ı kıl payı geçmiş görünüyor.  

 

Yine de bu kavgalı seçim mevsimi geleceğe dair ümitli kimse bırakmamalı. Trump başkanlığının otokratik, popülist dönüşü ABD siyaset ve toplumunun derin çatlaklarından yükseldi ve Amerikalılar benzer güçlerin bir kez daha ülkeyi ele geçirmesini önlemek istiyorsa bu çatlakları anlayıp çözmeli. Trumpizmin kökleri Trump’la veya hatta Amerikan siyasetiyle başlamadığı gibi bitmez de: bunlar dünyanın çoğunu etkileyen ekonomik ve siyasi akımlarla yakından ilişkili.

 

Elverişli Zemin

 

ABD 2016’da popülist bir hareket için elverişliydi bugün de öyle olmaya devam ediyor. Son kırk yılda yüksek eğitimlilerle geri kalanlar ve sermayeyle emek arasındaki eşitsizlikler daha da genişledi. Bunun sonucunda medyan maaşlar 40 yıldır sabit kalırken birçok grubun, özellikle de düşük eğitimli erkeklerin reel kazançları keskin bir şekilde düştü. Mesela lisans-ön lisans diploması olmayan erkekler 1970’lerdeki muadillerine kıyasla ciddi ölçüde daha az kazanıyor. ABD’nin başına gelen siyasi sorunlarla ilgili hiçbir ciddi tartışma Amerikan orta sınıfını etkileyip Trump’a yönelen bazı seçmenler arasındaki öfke ve bezginliğe katkıda bulunan bu ekonomik eğilimleri göz ardı edemez.

 

Bu eşitsizliklerin kökenlerini tespit etmek şaşırtıcı bir şekilde zor. Bilgisayar ve yapay zeka gibi yeni, “beceri isteyen” teknolojilerin yükselişi üretimde benzersiz bir düşük büyüme dönemine denk geldi; Çin’le ticaret buna açıkça katkıda bulunmuş olsa da Çin’den ithalat eşitsizlik çoktan yükselişe ve Amerikan imalatı çoktan düşüşe geçmeye başladığında ancak gerçek bir patlama yaşamıştı. Dahası Çin’den benzer büyüklükte ticaret akışı alan Avrupa ülkeleri ABD’deki kadar yüksek bir eşitsizlik seviyesi göstermiyor. Deregülasyon ve sendikaların çöküşü de tüm gelişmiş ekonomiler arasında bu kadar yaygın değil.

 

ABD 2016’da popülist bir hareket için elverişliydi bugün de öyle olmaya devam ediyor.

 

Ekonomik eşitsizlik, kaynağından bağımsız olarak, ABD’de kültürel ve siyasi bir çalkantı kaynağı haline geldi. Ekonomik büyümeden faydalanamayanlar politik sistemden hayal kırıklığına uğradı. Çin’den ithalat ve otomasyonun Amerikalıların iş kaybına neden olduğu yerlerde seçmenler ılımlı politikacılardan uzaklaşıp daha radikal olanlara oy verme eğilimi gösterdi.

 

İyi politikalar ekonomik eşitsizliği düzeltmeye başlayabilir: federal düzeyde daha yüksek bir asgari ücret, daha dağıtımcı vergi sistemi ve daha iyi bir sosyal güvenlik ağı daha adil bir toplum yaratılmasına yardımcı olacaktır. Yine de bu tedbirler tek başına yeterli değil. ABD’nin üniversite diploması olmayan işçiler için yüksek maaşlı ve istikrarlı istihdam yaratmalı ve ülke bunun nasıl yapılacağı konusunda mutabık olmaktan uzak.

 

Ekonomik küskünlükle beraber her türden elitlere karşı bir güvensizlik doğdu. Amerikan halkının çoğu ve birçok politikacı artık uzmanlığa dayalı politika yapımına karşı yükselen bir nefreti dile getiriyor. Yargı, Kongre, Merkez Bankası ve çeşitli kolluk gücü kurumları dahil Amerikan kurumlarına duyulan güven sarsıldı. Ne Trump ne de son parti kutuplaşması tek başına bu anti-teknokrat değişimden sorumlu tutulabilir. Seçmenler ve Cumhuriyetçi Parti’deki birçokları arasında görülen bilimsel gerçeklerin ve yetkinliğin ve objektif politika yapımının neredeyse tamamen reddedilmesi Trump’tan önceye dayanıyor ve başka ülkelerde de (Brezilya, Filipinler ve Türkiye bunlardan birkaçı) benzerlik gösteriyor. Bu şüpheciliğin kökleri derinlemesine anlaşılmadığı sürece Amerikan politika yapıcıları, milyonlarca insanı uzmanlar tarafından tasarlanan daha iyi politikaların hayatlarını ciddi anlamda iyileştirip on yıllardır süren düşüşü tersine çevireceğine ikna etme şansı yok. Politika yapıcılar Trump’ın yükselişini körükleyen huzursuzluğun üzerini kapatmayı da ümit edemez.

Bültenimize Üye Olabilirsiniz

Zehirli Tohumlar

 

Popülist hareketler eşitsizlik ve elitlere duyulan kırgınlıktan beslenir. Ancak bu koşullar tek başına neden 2016’da Amerikalı seçmenlerin eşitsizlik yükselir ve çok zenginler sıradan insanların kazancı pahasına daha da zenginleşirken sola değil de sağa yöneldiğini açıklamıyor. ABD’de sağ popülist bir hareket kendisini sıradan vatandaşların dertlerinin çözüm adresi yapmaya ve bu dertleri elit karşıtı, milliyetçi ve çoğu zaman otoriter bir duruşla birleştirmeye hazırdı.

 

Amerika’da sağ popülizm Trump’ın meczup karizması yüzünden ortaya çıkmadı. Haber yayın organlarının onun ölçüsüz açıklamalarına hayranlığı, Rus müdahalesi veya sosyal medya ile de başlamadı. Aksine sağcı popülizm Trump’ın Cumhuriyetçi Parti’yi ele geçirmesinden en az yirmi yol önce etkili bir siyasi güç olarak yükseldi. Pat Buchanan’ı hatırlıyor musunuz? Ve dünyanın dört bir yanında, sadece üretim işlerinin kaybıyla sersemleyen oturmuş demokrasilerde değil Brezilya, Macaristan, Hindistan, Filipinler ve

 

Türkiye gibi küreselleşmenin ekonomik nimetlerinden faydalanmış ülkelerde de benzerleri var.

 

Amerika’da sağ popülizm Trump’ın meczup karizması yüzünden ortaya çıkmadı.

 

Cumhuriyetçi Parti’nin böyle bir harekete ve standart öncüsü olarak Donald Trump’a teslim olması kaçınılmaz son değildi. Cumhuriyetçilerin Trump’ı ajandalarını (vergi kesintileri, regülasyonla mücadele ve muhafazakar yargıçların atanması) uygulamaya istekli olduğu için desteklediği savunulabilir. Maalesef bu, hikayenin sadece küçük bir kısmı. Trump’ın popülerliği Cumhuriyetçi öğretiye taban tabana zıt pozisyonlar üzerinde yükseldi :ticareti kısıtlama, altyapı harcamalarını arttırma, imalatçı firmalara yardım ve müdahale ve ülkenin uluslararası rolünü zayıflatma.

 

Trump’tan önce zirveye ulaşan kutuplaşma oranlarına veya paranın siyasetteki rolüne de işaret edilebilir. Ancak bu faktörler 150 yaşındaki bir partinin merkezi politika sütunlarının birçoğunun kökten reddini pek açıklamıyor. 2016’dan önce çok az kimse Cumhuriyetçi Parti’nin düşman bir hükümetin başkanlık seçimlerine müdahalesini görmezden gelip üzerini örtmeye çalışacağına inanırdı.

 

Küresel Çözülme

 

Trump ve Trumpizm birer Amerikan olgusu ama küreselliği yadsınamaz bir bağlamda yükseldiler. Birleşik Krallık’ta Boris Johnson yönetiminde Tory Partisi de Cumhuriyetçi Parti’ye benzer, belki daha yumuşak bir tarzda dönüşüyor. Fransız sağı Ulusal Seferberlik’in (aşırı sağcı Ulusal Cephe’nin yeni adı) arkasına takıldı. Türk sağı ise Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü lider imajında kendini yeniden inşa etti. Bu ve diğer örnekler birlikte sadece kutuplaşmayı değil eski siyasal düzenin tamamen çözülmesini de gösteriyor.

 

Bu çözülmenin nasıl ve neden yaşandığı aşikar değil. Cevap için bakılacak ilk yer mevcut dönemin büyük ve geniş kapsamlı ekonomik eğilimleri: ikisi de hızlı sosyal değişimlerle birlikte paylaşılmayan kazanımlar ve ekonomik bozulmalar getiren küreselleşme ve dijital ve otomasyon teknolojilerinin yükselişidir. Kurumların bu dönüşümlerden zarar görenleri korumaya kabiliyetli veya istekli olmadığı ortaya çıkınca, bu değişimler halkın düzen partilerine, dünyayı anlayıp iyileştirme iddiasındaki uzmanlara ve en yıkıcı değişimlerde suç ortağı ve bunlardan gizlice nemalananlarla ortaklık içinde görünen politikacılara duyulan güvenini de yıktı.

 

Bu açıdan medeni davranışın çöküşünü yermek yahut toksik popülistleri ve otoriter liderleri yenmek yeterli değil. Demokratik kurumları desteklemek isteyenler küreselleşme ve dijital teknolojiyi daha iyi regüle edebilecek yenilerini kurarak ürettikleri ekonomik büyümenin daha fazla insana (ve belki de genel anlamda daha hızlı ve daha kaliteli bir şekilde) yarar sağlaması için istikamet ve kurallarını değiştirmeli. Resmi kurumlara ve uzmanlara güveni tesis etmek bunların halkla beraber halk için çalıştığını ispatlamak gerektirir.

 

Bu yazı 6 Kasım 2020 tarihinde Foreign Affairs sitesinde yayınlanmış olup Mustafa Kaymaz tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.