Trump’ın Yeni Gümrük Tarifesi Savaşı Oldukça Rasyonel

Trump’ın gümrük tarifeleri hem bir dış politika aracı olmaya uygun hem de gelir elde etmeye, yurt dışından satın almak yerine yurt içinde üretmeye yönelmeye ve Amerika’dan ithalatı cezalandırırken mallarını ABD pazarına süren dostlarının kötü davranışlarını cezalandırmaya yönelik.

TRUMP VERGİ TARİFELERİ

Yatırımcılar panikte. Muhafazakârlar şaşkın. Donald Trump, serbest ticaret konusundaki teamülleri yıkarak ve müttefiklerini gümrük vergileriyle vurarak, işsizliğin arttığı bir dönemde enflasyonu körüklüyor gibi. İlk döneminde desteklediği tüm başarı ölçütlerini de reddediyor.

 

Birinci Trump dönemi, tarihteki en iyi borsa performanslarından birine sahne olmuştu. İkinci Trump dönemi ise resesyon konusunda rahat ve satışları “ülkemizin ne kadar zengin olacağını gören ve bundan hoşlanmayan” “küreselcilere” bağlıyor. Aklını mı kaçırdı?

 

Kaçırmadı. Bu bir yöntem. Yeni yönetim, ABD ekonomisini sıfırlayabileceğine ve sıfırlaması gerektiğine inandığı için bir gerileme ya da “geçiş” riskini göze alıyor. Sağcıların ekonomi ve kültürle ilgili kaygıları Amerika’nın devlet harcamalarına/para basmaya ve yabancı ithalata düşkün bir müptela olduğu teorisinde birleşiyor. Borsa, Joe Biden’ın sadakalarıyla tetiklediği sürdürülemez bir yükselişte. Hazine Bakanı Scott Bessent, geçen hafta New York’ta yaptığı bir konuşmada, bu kötü alışkanlıklardan kurtulmak için bir “detoks dönemi” istedi.

 

“Ucuz mallara erişim Amerikan Rüyası’nın özü değildir” diyen Bessent, Rüya’nın özünün refah, hareketlilik ve güvenlik olduğunu öne sürdü. Trump’ın gümrük tarifeleri hem, sözgelimi Meksika’ya göz dağı vererek sınırını denetlemeye zorlayan bir dış politika aracı olmaya uygun hem de gelir elde etmeye, yurt dışından satın almak yerine yurt içinde üretmeye yönelmeye ve Amerika’dan ithalatı cezalandırırken mallarını ABD pazarına süren dostlarının kötü davranışlarını cezalandırmaya yönelik.

 

İkincisinin ne kadar gerçekleştiği doğruluk denetçilerini hayli meşgul edecek. Trump Kongre’ye hitaben konuşmasında Güney Kore’nin yüzde 13,4 ile Amerika’dan dört kat daha fazla ithalat vergisi uyguladığını iddia etti. Ancak Seul’den yapılan açıklamada Trump’ın bu iddiasının doğru olmadığı belirtildi: Tercihli ticaret anlaşması sayesinde ABD’den sadece yüzde 0,79 oranında vergi alıyoruz! Ekonomistler Trump’ın kendi vergi rejiminin nasıl işlediğini anlamadığından yakınıyor. Ekonomistler dışındakiler ise anladığını ve yalan söylediğini düşünüyor. Trump müttefiklerini ülkesinin ürünlerini satın almaya zorlamak için farazi gümrük tarifeleri konusunda bir kavga tezgâhlıyor.

 

Bessent, ABD’nin şu anda “ilk ve son başvurulacak tüketici” olarak işlev gördüğünü ve aynı zamanda özgür dünyanın savunmasını sağladığını, bu durumun “sürdürülebilir olmadığını” ve ABD’nin kendini düzlüğe çıkarırken mutlaka acıya neden olacağını ifade etti. Korumacılığın bir sonucu olarak fiyatlar yükselebilir; yönetim muhtemelen bunu hesaba katmıştır. Bu durum, Bessent’in deyimiyle iç ekonominin “yeniden özelleştirilmesi”, üretkenliğin ve ücretlerin artırılmasıyla dengelenecektir.

 

Birinci adım: “Yüzeysel iş yapmak yerine somut risk almayı” teşvik etmek ve özel sermaye akışını sağlamak için finansal deregülasyon. Ardından: Birinci Trump dönemi vergi indirimleri uzatılacak, buna federal harcamalardaki kesintiler eşlik edecek ve dış yardımların sarsılmasıyla sembolize edilecek. (Marco Rubio denizaşırı programların yüzde 83’ünün kaldırılacağını açıkladı).

 

Trump böylece, uzun vadede bütçe açığını azaltma hedefiyle, güç ve zenginliği devletten özel sektöre kaydırmaya yönelik klasik bir muhafazakâr strateji izliyor. Bessent şöyle diyor: “Eğer daha fazla üretimi geri getirirsek, ucuz enerjiye sahip olursak, iyi vergi politikaları uygularsak, deregülasyonları kaldırırsak, dolarımız güçlenir.” Bu minimum enflasyon anlamına da geliyor. Ya bu ya da azalan büyüme ve iflas. Medeniyetin dönüm noktası.

 

Bu stratejiyi eleştiren muhafazakârlara iki cevabım olacak. Öncelikle, yıllardır yıkımın eşiğinde olduğumuzu haykıran sizsiniz. Yıkımın eşiğinde olduğumuz doğruysa eğer, Batılı devletler ölümcül derecede obezse, iş dünyası köreliyor ve işçiler boşta kalıyorsa, içinde bulunduğunuz telaş kesinlikle radikal bir tepkiyi haklı çıkarıyor, tıpkı Rusya’nın Polonya’yı işgal etmeye hazırlığında olduğu paranoyasının Trump’ın Avrupa’yı silahlara daha fazla harcama yapmaya zorlamasını haklı çıkarması gibi.

 

İkincisi, Trump, örneğin Arjantinli Javier Milei’den daha az yıkıcı bir şey mi yapıyor? Milei’nin deregülasyon ve maliyet düşürme politikaları muhafazakârlar tarafından kutlansa da başlangıçta yoksulluğu artırdı. Alaycı bir bakışla Milei’nin daha az eleştiri aldığını, çünkü kemer sıkma politikalarının hedefinin kamu sektörü çalışanları ve sosyal yardımlardan faydalananlar olduğu söylenebilir; oysa Trump’ın gümrük tarifelerinin zenginleri vurması muhtemel. Daha da kötüsü, gümrük tarifeleri sendikalar tarafından destekleniyor. Birleşik Otomobil İşçileri’nin başkanı tarifeleri, çalışan sınıfın iş kaybını durdurmaya yönelik “öncelikli müdahale” olarak tanımladı.

 

Milliyetçi/korumacı planın işe yarayıp yaramayacağını bilmiyorum ama bu bir plan. Bu plan da Trump’ın aklından geçenlere verilen farklı tepkilerden ibaret değil. Ukrayna konusunda olduğu gibi, bazı eylemlerin medyada histerik bir tepki yarattığını görebiliriz; “Biri müzakereden çıktı, bu duyulmamış bir şey!” Ancak bunun uzun ve yavaş bir sürecin sadece bir aşaması olduğu ve sonunda rasyonel bir strateji olarak kendini göstereceği ortaya çıkabilir.

 

Savaşı bitirin. Başkalarının kendi savunmaları için ödeme yapmalarını sağlayın. Amerikan üretimini yeniden inşa edin. Ekonomiyi yeniden canlandırın. Amerika’yı yeniden … gerisini biliyorsunuz.

 

Bu yazı MSN sitesinde yayınlanmış olup, Evrim Yaban Güçtürk tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.