Veri Sömürgeciliği ile Mücadele Etmek

İhtiyacımız olan şey, aynı hedeflere ulaşmak için halihazırda çalışmalar yapan, ABD ve Çin ile bağları olmadığını beyan ederek bir araya gelen çoklu aktörlerden oluşan Bağlantısız Teknoloji Hareketi gibi bir ittifaktır. 

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Görünen o ki birkaç günde bir bize, büyük teknoloji şirketlerinin, ürünleri şiddet ve dezenformasyon yayımını teşvik etmek için kullanılıyorken, hiç vicdan azabı duymadan kar sağlamayı sürdürdükleri hatırlatılıyor. Bu tür anımsatıcıların sonuncusu, bir süre önce ABD’nin Wisconsin eyaletinde bulunan Kenosha’da iki göstericinin Facebook’ta aktif olan saldırgan bir grubun üyelerinden biri tarafından öldürülmesiydi. Şirket bu grubun varlığından haberdardı, ancak bu konuda herhangi bir şey yapmayı reddetmişti.

 

Sorun sadece büyük teknoloji şirketlerinin sosyal hayatımızı, kendisi başlı başına yeni bir suistimal ve el koyma biçimini temsil eden, yeni bir gelir kaynağına dönüştürüyor olması değil. Bu dinamiklerin, online platformların yakın tarihinin oldukça ötesine ve hatta kapitalizmin son iki yüz yılının da gerisine uzanan, derin tarihsel kökleri olan ayrımcılık, düşmanlık ve baskı biçimlerini sürekli kılması da sorun. Bu nedenle Nick Couldry ve ben bu fenomeni “veri sömürgeciliği” olarak adlandırıyoruz.

 

Veri sömürgeciliği yapanlar sadece Facebook, Google, Apple ve Amazon değil. Dijital gözetleme ve yapay zeka gibi kapsamlı sistemleriyle Çin, veri sömürgeciliğinin bir diğer iktidar odağı. 

 

Bu bizi, diğer dünya ülkelerinden nerede ayırıyor? Dijital teknolojiler söz konusu olduğunda,  motivasyonu kar sağlamak olan Silikon Vadisi ile motivasyonu kontrol altına almak olan Çin Komünist Partisi arasında güvenle seyretmemizi sağlayacak bir seçenek var mı?  

 

Belki de, Soğuk Savaş yıllarında eşit ölçüde elverişsiz olan kapitalizm ve komünizm seçeneklerinin ötesinde bir yol oluşturmaya girişen bir milletler konsorsiyumu olan Bağlantısızlar Hareketi’nin yolundan gitmemiz gerek. Bağlantısızlar Hareketi çeşitli nedenlerle pek başarılı olmadıysa da, daha iddialı bir şeyler yapmaya girişmek için buradan önemli dersler çıkarabiliriz. 

 

İhtiyacımız olan şey Bağlantısız Teknoloji Hareketi (BTH) gibi bir ittifak ama bir milletler birliği olması gerekmiyor. Aynı hedeflere ulaşmak için halihazırda çalışmalar yapan, ABD ve Çin ile bağları olmadığını beyan ederek bir araya gelen çoklu aktörlerin birliği olması gerekiyor.  

 

Aktivistler, araştırmacılar, bilgisayar korsanları ve STK’lar yıllardır bu tür alternatifler geliştiriyordu. Artık onları bu iki neo-kolonyal süper güce karşı meydan okuyarak bir tehdit oluşturacak kadar büyük bir hareket altında bir araya getirme zamanı. Bu yeni hareket iki önemli nedenle gerekli.   

 

Öncelikle Çin’de ve ABD’de teknolojilerin gelişiminin kasıtlı olarak herhangi bir sosyal sorumluluktan muaf tutulduğu aşikar. Bu nasıl oldu? Bilimsel bir deneyin ancak araştırmacıların deneye tabi olan insanları olumsuz bir biçimde etkilemeyeceğini gösterebilmesi halinde ilerleyebileceği evrensel olarak (umalım ki) kabul görür. Teknolojik gelişim dünyasında ise henüz böyle bir beklenti söz konusu değil.

 

Eğer teknoloji bilimin uygulamasıysa, teknolojinin hayata geçirilmesi için de bilimsel standartların uygulanması gerekir. Özellikle teknolojinin toplumu derin ve uzun süreli yollarla, “gelişme” aşamasının hayli ötesinde etkilediği ortadayken.   

 

Geleneksel olarak, kapitalizm bize bunun mümkün olmadığını söyler çünkü aksayacak ve inovasyonla çakışacaktır. BTH bu anlatıyı reddetmeye ve artık bilimsel araştırma ve teknolojik uygulama arasında keskin bir ayrım olduğuna inanmadığımızı söylemeye yönelik ilk adımdır.

 

Bu ikisi pratikte birbirinden ayrılamaz olmuştur çünkü modern dijital teknolojiler sürekli olarak değişmektedir ve bu nedenle de etkilerinin sürekli olarak değerlendirilmesi ve katı etik standartlara bağlı olması gerekmektedir.  

 

İkinci olarak, çoğu hükumetin ve küresel örgütün büyük teknoloji eksenine, asgari düzeyde vergi dayatma ya da kullanıcılara yönelik korumalar sağlama anlamlarında dahi, karşı koymada yetersiz veya isteksiz olduğu açıklık kazanmıştır. Bir Bağlantısız Teknolojiler Hareketi sivil toplumu, küresel çapta hükumetlerine büyük teknoloji ile başa çıkma yolunu değiştirmesi için baskı yaparken, ortak hedeflere ulaşmak üzere bir araya gelerek harekete geçme konusunda güçlendirecektir. 

 

Nasıl başlatılacağına ilişkin somut tekliflerin bazılarını kabaca ele almadan önce, BTH’nin temel hedeflerini genel hatlarıyla özetleyeyim.

 

BTH’nin öncelikli hedefi toplumun yararına olmayan teknolojilerin toplum için yararlı teknolojilere dönüştürülmesini sağlamak olacaktır. Bunu hayata geçirmek için, teknolojiler söz konusu olduğunda kamu yararına olanın ne olduğunu tanımlamamız ve bu kriterleri karşılayıp karşılamadıklarını görmek üzere değerlendirmelerde bulunmamız gerekecektir. Bunu gerçekleştirmeye yönelik olarak aynı anda pek çok yerde eş zamanlı çabalar söz konusudur. Fakat BTH, bu görevleri topluca destekleyen küresel bir konsorsiyum oluşturmamızı sağlayabilir.   

 

Bunun zaman alacağının ve başarıya ulaşması için çaba gerektireceğinin farkında olarak, BTH’nin ikinci bir hedefi halkın yararına olmayan teknolojilere ilişkin acil düzenleme ve vergilendirmeye katkı sağlamaktır. Ancak burada toplumsal iyinin bireysel faydanın üzerinde tutulduğunu güçlü bir şekilde teyit etmeli ve BTH’nin bireylere verileri için ödeme yapma fikrinin ötesinde olduğuna dikkat çekmeliyiz.  

 

Bu bağlamda ara bir hedef, verinin ulusallaştırılması ve böylece Büyük Teknolojinin devletlere vatandaşlarından ayıklamakta oldukları verilerin değeri için ödeme yapmaya zorlanmasıdır. Daha açık ifade etmek gerekirse, verinin ulusallaştırılması hakkında konuştuğumda meta haline gelmiş bir mülkün sahipliğini devlete transfer etme anlamında bir ulusallaştırmadan bahsetmiyorum. Halihazırda hukuk dışı yolla elde edilmiş bir kaynak üzerinde ulusal kontrolün sağlanması anlamında bir ulusallaştırmadan bahsediyorum.  

 

Ulusallaştırmadan kaynaklanan vergilerin bireylere, küçük topluluklara ya da elitlere değil topluma fayda sağlayacak programlara harcanması icap eder. Hükumetlerin kendi kendilerine bu tür tedbirler alması pek mümkün görünmüyor, ancak BTH bir küresel birlik olarak harekete geçmenin ve baskı oluşturmanın faydasını gösterebilir.

 

BTH’nin üçüncü hedefi her yerde, herkesi içine alabilen bir değişim yaratmaktır. Küresel sivil toplumun bu değişimi yönlendirmek üzere bir araya gelmesi gerekir, ama bunu yapabilmek için de dağınık olan çabaların birleştirilmesine ihtiyaç vardır.

 

Kıtalar bağlantısız olmazsa da ülkeler bağlantısız olabilir. Ülkeler değilse kentler, kentler değilse topluluklar (yerinde ya da online), topluluklar değilse de bireyler bağlantısız olabilir. Amaç, bireyler ve küçük toplulukların dahi katkı sunabildiği yeni bir sosyal düzen yaratmaktır. 

 

Bültenimize Üye Olabilirsiniz

 

Bu hareket hangi özel eylemleri izleyebilir?

 

Başlangıç olarak BTH bir blok olarak bir analiz yürütebilir ve blok olarak hangi açık kaynak platformlarının destekleneceğine karar verebilir. Şu anda bizim Büyük Teknolojinin sunduğu fonksiyonların çoğunu, sosyal ağlara dahil olma, dosya paylaşma, veri koleksiyonu ve analizleri, eşleştirme, yayınlama gibi seçenekler de dahil olmak üzere, kopyalamak ve geliştirmek için yeterince seçeneğimiz var. BTH her durumda en ileri ve geliştirilebilir çözümü seçer ve BTH üyelerine bunları yürürlüğe koymaları için destek vererek, bunu geliştirmeyi taahhüt eder.  

 

Esas itibariyle BTH, büyük teknoloji ekseninin sunduklarına paralel platformlar oluşturabilir ve bunu ayıklama ve el koymadan yapabilir. Bu platformlar bilgisayar korsanlarının keşfettiği niş çözümleri sonlandırıp, büyük teknolojiye alternatif, bağlantısızlar üyeleri tarafından önerilen çözümlerin yaygın olarak kullanılmasını sağlayacaktır.  

 

BTH, büyük teknoloji algoritmaları çalışmaları için küresel bir laboratuvar da oluşturabilir. Algoritma Gözlemi (Algorithm Observatory) olarak adlandırılan ve vatandaş bilimi ve medya okur yazarlığı projesinin bir kombinasyonu olan böyle bir kavramın küçük ölçekli bir prototipi üzerine çalışıyorum. Burada amaç, bir grup olarak BTH’nin büyük teknolojinin işlediği algoritmaları parçalara ayırıp incelemek için kullanılabilecek bir platform oluşturmaktır. Bu teknolojilerin yakın bir zamanda gitmesi pek mümkün değil ve bu nedenle bunları analiz ederek ve hatalarını açığa çıkararak nasıl çalıştıkları hakkında daha fazla bilgi edinebilmemiz gerekiyor.  

 

Son olarak, BTH yeni ve mevcut teknolojilere fon sağlanmasına onay veren münferit topluluklara yönelik bir protokol oluşturabilir. BTH toplulukları içinde işleyecek teknolojiler için ve ağır vergilendirmeden kaçınmak için, sivil toplumun menfaatini tehlikeye sokmayacaklarını göstermeleri gerekecek.    

 

Bu ön değerlendirme ve bunu takip eden kontroller, bilimsel araştırma kurumlarındaki insan denek kurullarının yaptığına benzer bir şekilde, bir kurul tarafından gerçekleştirilebilir. Ancak insan denek kurullarından farklı olarak, BTH kurulları toplumun farklı kesimlerinden temsilcilere yer vermelidir. 

 

Bu kurullar yerel olarak faaliyet göstermelidir (her topluluğun belli bir teknolojinin özel çıkarlarına ters düşüp düşmediğini hesap etmesi gerekir), ancak BTH bu kurulların nasıl işlemesi gerektiğine ilişkin olarak küresel düzeyde eğitim ve tartışmalar yürütülmesine olanak sağlayabilir. BTH kurulları aynı zamanda teknolojiler tarafından toplanan verinin kamusal alanda meşru bir biçimde ne ölçüde dikkate alınması gerektiğine karar verebilir. 

 

Büyük teknoloji şirketlerinin böyle bir değerlendirme biçimine kendilerini teslim etmeleri çok olası değildir, tıpkı hükumetlerin bunlara uymama durumunda onlara herhangi bir türde cezaları yürürlüğe koymalarının olası olmadığı gibi. Yani en azından şimdilik. Küresel bir bağlantısızlar hareketinin önemi başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstermesidir ve adalet ve eşitlik ilkelerine dayanan bu değişim görmezden gelinmesi imkansız olana değin hız kazanacaktır.

 

Bu yazı 8 Eylül 2020 tarihinde Al Jazeera sitesinde yayınlanmış olup Evrim Yaban Güçtürk tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.    

EDİTÖR ÖNERİSİ
Netflix yapımı belgeselde sosyal ağların bireysel ve toplumsal hayattaki manipülatif etkileri eleştirel bir yaklaşımla işleniyor. Google, Facebook, Twitter gibi şirketlerin eski çalışanları da belgeselde yer alıyor.

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.