Yasama Dokunulmazlığı Tartışmaları

Altılı Masa’nın Anayasa’nın 83’üncü maddesine ilişkin önerisinde iki önemli değişiklik göze çarpmaktadır. Biri, yürürlükteki metinde dokunulmazlık kapsamı dışında bırakılan Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar istisnasının kaldırılmasıdır. İkincisi ise dokunulmazlığın kaldırılması kararının ancak TBMM üye sayısının salt çoğunluğu ile alınabilecek olmasıdır. 

yasama dokunulmazlığı

Yasama dokunulmazlığı sorunu, son günlerde iki muhalefet milletvekili, CHP milletvekili Ali Mahir Başarır ile İYİ Parti milletvekili Lütfü Türkkan’a ilişkin fezlekelerin, beklemekte olan 1.760 fezleke arasından özenle seçilerek alelacele Karma Komisyon gündemine getirilmesiyle yeniden güncellik kazandı. Yasama dokunulmazlığının, daha önce de ciddi anayasa tartışmalarına konu olmuş bulunduğunu bu vesileyle hatırlamak gerekir.

 

Anayasamızın halen yürürlükte olan 83’üncü maddesi “yasama dokunulmazlığı” başlığını taşımakla birlikte, aslında birbirlerinden farklı iki yasama bağışıklığını düzenlemektedir. Bunlardan biri, maddenin ilk fıkrasında düzenlenen “yasama sorumsuzluğu”, diğeri daha sonraki fıkralarında düzenlenen “yasama dokunulmazlığı”dır. Bu iki kavram birbirinden farklıdır. Yasama sorumsuzluğu, milletvekilinin Meclis çalışmalarındaki söz ve oy hürriyetini düzenlemekte; yasama dokunulmazlığı ise milletvekilini, özellikle yürütme organının etkisiyle girişilen keyfî ve asılsız ceza kovuşturmalarından korumaktadır. Nitekim İngilizcede de bunlardan ilkine “söz hürriyeti” (freedom of speech), ikincisine de “tutuklanmama hürriyeti” (freedom from arrest) denilmektedir.

 

Anayasa’nın yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığını düzenleyen 83’üncü maddesi aynen şöyledir:

 

“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.

 

Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi hakkında, seçiminden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılır; üyelik süresince zamanaşımı işlemez.

 

Tekrar seçilen milletvekili hakkında soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden dokunulmazlığını kaldırmasına bağlıdır.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasi parti gruplarınca, yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz ve karar alınamaz.”

 

Geçmiş dönemlerde yasama dokunulmazlığı zaman zaman tartışma konusu olmuş; 1990’lı yıllarda CHP ve bazı partiler bunun “kürsü dokunulmazlığı”na (doğru deyimle yasama sorumsuzluğuna) indirgenmesini, yasama dokunulmazlığının ise kaldırılmasını savunmuşlardır. Bu yönde 1999 ve 2001 yıllarında iki anayasa değişikliği teşebbüsünde bulunulmuşsa da bunlar, yeterli oy toplayamadıkları için sonuçsuz kalmıştır. Sonraki gelişmeler, bu önerinin ne kadar isabetsiz olduğunu ortaya koymuştur.

 

Muhalif Milletvekilleri için Büyük Tehdit

 

Gerçekten, yargı bağımsızlığının ortadan kaldırıldığı bir ülkede yasama dokunulmazlığına son vermek, muhalif milletvekilleri bakımından büyük bir tehdit oluşturacaktır. Anayasa Mahkemesi de yakın zamanlardaki bir kararında, yasama dokunulmazlığının önemini şu sözlerle vurgulamıştır: “Yasama dokunulmazlığı özellikle… muhalif milletvekillerinin keyfi bir ceza kovuşturması ile geçici bir süre için bile olsa yasama çalışmalarını yapmaktan alıkonulabilmesinin önüne geçmeyi amaçlar… Böylece milletvekillerinin halkın iradesini Meclise tüm olarak yansıtarak milli iradenin eksiksiz gerçekleşmesini sağlamaya çalışılır. Bu anlamda dokunulmazlıklarla ilgili hükümler, Anayasa’nın 67’nci maddesinde düzenlenen seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hürriyetinin koruyucusu ve güvencesidir. Milletvekilliği görevi demokratik bir siyasal hayatın bahşettiği üstün bir kamusal yarar ve öneme sahiptir. Tam olarak bu sebeple milletvekilleri anayasal bir koruma alanına sahip kılınmıştır.” Dokunulmazlığa getirilecek ölçüsüz bir müdahalenin, “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının etkisini ortadan kaldırdığı açıktır.” (AYM, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Başvuru no. 2019/10634, 1.7.2021, para.65,66). Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu da konuya ilişkin bir raporunda, Konsey üyesi ülkelerin büyük çoğunluğunda yasama dokunulmazlığının şu veya bu şekilde mevcut olduğunu tespit etmiştir (Venice Commission, “Report on the Regime of Parliamentary Immunity”, June 1996, CDL_INF(96)7).

 

Yasama dokunulmazlığı ile ilgili çok ciddi bir hukukî sorun, 20.05.2016 tarihli ve 6718 sayılı Anayasa Değişikliği Kanunu’yla ortaya çıkmıştır. Bu değişiklikle, haklarında dokunulmazlığın kaldırılması talebi bulunan çok sayıda milletvekilinin dokunulmazlıkları toptan kaldırılmıştır. Bu yöntem, doğası gereği bireysel bir işlem olması gereken dokunulmazlığın kaldırılması ile kesinlikle bağdaşmamakta ve bu süreçte ilgili milletvekillerinin sahip olmaları gereken savunma haklarını da ortadan kaldırmaktadır.

 

Geçmişteki bu teşebbüsler nazara alındığında, Altılı Masa’nın anayasa değişikliği teklifindeki önerileri olumlu karşılamak gerekir. Masa’nın Anayasa’nın 83’üncü maddesine ilişkin önerisinde iki önemli değişiklik göze çarpmaktadır. Biri, yürürlükteki metinde dokunulmazlık kapsamı dışında bırakılan Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar istisnasının kaldırılmış olmasıdır. Bilindiği gibi Anayasa’nın 14’üncü maddesi, “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler”den söz etmektedir. Bu muğlak ve soyut ifadelerin hangi suçları kapsadığını belirlemek çok güçtür. 83’üncü maddeden 14’üncü madde referansının kaldırılmasıyla bu belirsizliğe son verilmesi olumlu bir adımdır. Dokunulmazlığın ikinci istisnası olan ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri mantıklıdır ve Avrupa ülkelerinin çoğunda da buna yer verilmiştir. Önerilen ikinci değişiklik ise dokunulmazlığın kaldırılması kararının ancak TBMM üye sayısının salt çoğunluğu ile alınabilecek olmasıdır. Bu iki değişiklikle yasama dokunulmazlığı çok daha sağlam bir anayasal statüye kavuşturulmuş ve halen devam etmekte olan tartışmalara son verilmiş olacaktır.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.