Yaşlılık/Emeklilik Aylığının Hak Edilmesi Şartları ve Serüveni
Son zamanlarda basın-yayın organlarında ve sosyal medyada mevcut sosyal sigorta sisteminde bazı değişiklikler yapılmak üzere çalışmalar yapıldığı, bu kapsamda “yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanmada yaş şartlarının yükseltileceği”ne ilişkin haberler sıkça yer almaya başladı. “Yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanmada yaş şartı”, tarihsel süreç içerisinde değerlendirilmek üzere bu yazının konusunu oluşturacaktır.
Son zamanlarda basın-yayın organlarında ve sosyal medyada mevcut sosyal sigorta sisteminde bazı değişiklikler yapılmak üzere çalışmalar yapıldığı, bu kapsamda “yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanmada yaş şartlarının yükseltileceği”ne ilişkin haberler sıkça yer almaya başladı. Ayrıca sosyal sigorta sisteminin temeline bomba koyan, 2006 yılında çok zorluklarla gerçekleştirilen “Sosyal Güvenlik Reformu”nu ve bu reformun temel gerekçelerinden birini siyasi popülizm uğruna berhava eden “Emeklilikte Yaşa Takılanlar-EYT” için yapılan yaş şartını kaldıran düzenlemelerden sonra “staj mağdurları”, “çıraklık mağdurları”, “kademeli yaş mağdurları”, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar (4/1, b’liler, Bağ-Kur’lular) bakımından prim ödeme gün sayısının 7.200 güne düşürülmesi” gibi talepler de yine basın-yayın organlarında ve sosyal medya mecralarında sıkça dile getirilmeye başlandı.
Dile getirilen bu hususlardan “yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanmada yaş şartı”, tarihsel süreç içerisinde değerlendirilmek üzere bu yazının konusunu oluşturacaktır. Diğer konular da önemli olmakla birlikte başka yazılarda değerlendirmek üzere şimdilik bir kenara bırakalım.
Öncelikle mevcut düzenlemeye göre yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanmada yaş şartının ne olduğunu belirleyelim. Bundan sonra tarihsel süreç içerisinde bu duruma nasıl gelindiğini tespit edelim.
Öncelikle ifade edelim ki sosyal sigorta hukuku sisteminde “emeklilik” ve “emeklilik aylığı” diye bir kavram bulunmamaktadır. Kavramın aslı “yaşlılık” ve “yaşlılık aylığı”dır. Ancak halk arasında “emeklilik” ve “emeklilik aylığı” daha çok kullanılmaktadır. Bu nedenle “yaşlılık/emeklilik” şeklinde bir kullanım tercih edilmiştir.
Yine öncelikle ifade edelim ki sosyal sigorta sisteminde, sistemin geleceğini ve sürdürülebilirliğini belirleyen “aktüeryal denge” ve “aktif/pasif dengesi” bakımından üç temel olmazsa olmaz şart; “yaşlılık aylığına hak kazanmada yaş şartı”, “sigortalılık süresi” ve “prim ödeme gün sayısı”dır. Özellikle ideal ve sürdürülebilir bir sosyal sigorta sistemi için beklenen “dört çalışana/sigortalıya bir emekli” olması gerekliliği, 2006 yılından itibaren 2023 yılı başına kadar geçen sürede ancak “yaklaşık iki çalışana/sigortalıya bir emekli” seviyesine ulaşmışken, 2023 yılı başında yapılan EYT düzenlemesi ile alarm seviyesi olan “1,60 çalışana 1 emekli” seviyesine gerilemiş oldu.
Yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanabilme şartları, 31/5/2006 tarihinde kabul edilen, ancak tüm hükümleriyle 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe girebilen ve bu tarihe kadar sosyal sigortayı düzenleyen kurum (SSK, BAĞ-KUR, TC Emekli Sandığı) ve kanunları kaldırarak tek kanunda toplayan, hazırlanmasında bu satırların yazarının da katkıları bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Yaşlılık sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma şartları” başlıklı 28’inci maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin ilk fıkrasında yaşlılık sigortasından sigortalıya sağlanan hakların neler olduğu (yaşlılık aylığı bağlanması ve toptan ödeme yapılması) belirtildikten sonra, önce ikinci fıkrasında genel yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanma şartları düzenlenmiştir. Bundan sonraki fıkralarda ise daha kolaylaştırılmış şartlarla veya istisnai hallerde yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazandıran durumlar düzenlenmiştir.
28’inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesiyle yapılan değişikliğe göre “ilk defa bu Kanuna göre sigortalı sayılanlara kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olmaları ve en az 9.000 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması şartıyla yaşlılık aylığı bağlanır. Ancak, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için prim gün sayısı şartı 7200 gün olarak uygulanır.”¹
Ancak aynı fıkranın (b) bendine göre kadınlar için 58, erkekler için 60 olan yaş şartı 1/1/2036 tarihinden başlayarak kademeli bir şekilde artırılmakta ve 1/1/2048 tarihinden itibaren kadınlar ve erkekler için 65 yaşta eşitlenerek sabitlenmektedir. Buna göre “(a) bendinde belirtilen yaş şartı;
1) 1/1/2036 ilâ 31/12/2037 tarihleri arasında kadın için 59, erkek için 61,
2) 1/1/2038 ilâ 31/12/2039 tarihleri arasında kadın için 60, erkek için 62,
3) 1/1/2040 ilâ 31/12/2041 tarihleri arasında kadın için 61, erkek için 63,
4) 1/1/2042 ilâ 31/12/2043 tarihleri arasında kadın için 62, erkek için 64,
5) 1/1/2044 ilâ 31/12/2045 tarihleri arasında kadın için 63, erkek için 65,
6) 1/1/2046 ilâ 31/12/2047 tarihleri arasında kadın için 64, erkek için 65,
7) 1/1/2048 tarihinden itibaren ise kadın ve erkek için 65,
olarak uygulanır. Ancak yaş hadlerinin uygulanmasında (a) bendinde belirtilen prim gün sayısı şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri esas alınır.”
Şu halde bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra (Ekim 2008) ilk kez sigortalı olan bir sigortalının, ister işçi olsun ister memur olsun isterse kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan olsun yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanabilmesi için kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması; ayrıca işçi olarak çalışan sigortalı (4/1, a) ise 7200 gün (20 yıl), memur (4/1, c) ve kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalı (4/1, b) ise 9000 gün (25 yıl) malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bildirilmiş/ödenmiş olması gerekmektedir.²
Söz konusu 28’inci maddenin üç ve devamı fıkralarında ise kolaylaştırılmış şartlarla yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazandıran durumlar düzenlenmiştir.
Üçüncü fıkraya göre “Sigortalılar, ikinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yer alan yaş hadlerine (Ek ibare: 17/4/2008-5754/16 md) 65 yaşını geçmemek üzere üç yıl eklenmek ve adlarına en az 5.400 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla da yaşlılık aylığından yararlanabilirler.”
Dördüncü fıkraya göre “Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten önce 5510 sayılı Kanun’un 25’inci maddesinin ikinci fıkrasına göre malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalığı veya engelliliği bulunan ve bu nedenle malûllük aylığından yararlanamayan sigortalılara, en az on beş yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 3960 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla yaşlılık aylığı bağlanır.”
Beşinci fıkraya göre “Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurullarınca usûlüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, Kurum Sağlık Kurulunca çalışma gücündeki kayıp oranının yüzde 50 ilâ yüzde 59 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 16 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4.320 gün; yüzde 40 ilâ yüzde 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılar, en az 18 yıldan beri sigortalı olmaları ve 4.680 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak şartıyla ikinci fıkranın (a) bendindeki yaş şartları aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanırlar.”
Altıncı fıkraya göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca “tespit edilen maden işyerlerinin yeraltı işlerinde sürekli veya münavebeli olarak en az 20 yıldan beri çalışan sigortalılar için ikinci fıkrada belirtilen yaş şartı 50 olarak uygulanır.”
Yedinci fıkraya göre Kanun’un özgün/ilk haline göre 50, 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra “55 yaşını dolduran ve erken yaşlanmış olduğu tespit edilen sigortalılar, yaş dışındaki diğer şartları taşımaları halinde yaşlılık aylığından yararlanırlar.”
17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’la eklenen sekizinci fıkraya göre “Emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan kadın sigortalılardan başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede ağır engelli çocuğu bulunanların, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim ödeme gün sayıları toplamına eklenir ve eklenen bu süreler emeklilik yaş hadlerinden de indirilir.”
Yukarıda yer alan bilgiler, bu yazının kaleme alındığı tarih itibarıyla yürürlükte olan düzenlemelere göre bir sigortalının “yaşlılık/emeklilik aylığı” alabilmesi için yerine getirilmesi gereken şartlardır. Şimdi ise “yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanabilme şartlarının ülkemizdeki tarihi serüvenine bakalım. Ancak önce kısaca dünyadaki geçmişine bir göz atalım.
Sosyal Sigorta Sistemlerinin Kuruluşu
Sosyal sigorta sistemlerinin dünyadaki kuruluşuna ve gelişimine bakıldığında, klasik dönem olarak adlandırılan ve Almanya’da, daha sonra Almanya Şansölyesi (Başbakanı) olan Bismarck’ın raporuyla başlayan dönemde ilk sosyal sigorta düzenlemeleri, iş kazaları ve meslek hastalıkları esas alındığında 1883 İtalya, 1884 Almanya, 1894 Norveç, 1897 İngiltere, 1898 Fransa ve Danimarka, 1903 Belçika ve Hollanda’da yapılmaya başlanmıştır. Bugünkü sosyal güvenlik sistemlerinin temelini oluşturan modern dönem olarak adlandırılan ve İngiliz Sir William Beveridge başkanlığındaki komisyonun 1942 yılında açıkladığı Beveridge Raporu’yla başlayan dönemde ABD, Yeni Zelanda ve İngiltere modern sosyal güvenlik/sigorta sistemlerini düzenleyen öncü ülkelerden olmuşlardır. Diğer taraftan Birinci Dünya Savaşı’nı sona erdiren Versay Barış Andlaşması ile kurulan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 28/6/1952 tarihinde 102 No.lu Sosyal Güvenlik (Asgari Normlar) Sözleşmesi kabul edilmiş, Türkiye bu sözleşmeyi onaylamayı 29/7/1971 tarihli ve 1451 sayılı Kanun’la uygun bulmuş, Bakanlar Kurulu da 1/4/1974 tarihli ve 7/7964 sayılı Kararname ile onaylamış ve 29/1/1975 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Bu sözleşmede dokuz adet sosyal risk ve bu risklere karşı yapılacak yardımlar öngörülmüştür: 1) sağlık yardımları (hastalık, gebelik, doğum), 2) hastalık ödenekleri, 3) işsizlik yardımları, 4) ihtiyarlık (yaşlılık) yardımları, 5) iş kazaları ve meslek hastalıkları yardımları 6) aile yardımları, 7) analık yardımları, 8) maluliyet yardımları, 9) ölüm yardımları.
Ülkemizde Osmanlı İmparatorluğu döneminde dinî vecibeler kapsamında zekât, fitre, sadaka, kurban gibi aynı zamanda ibadet olan yardımlaşma araçları, ayrıca özellikle “avarız vakıfları” ve “müessesatı hayriye” vakıfları aracılığı ile sosyal yardımlaşmalar/sosyal güvenlik sağlanıyordu. Bundan başka kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar bakımından loncalar ve bunlara ait yardımlaşma sandıkları (orta sandığı, teavün sandığı); Tanzimat döneminde memurlar bakımından ilki 1866 tarihli Askeri Tekaüt Sandığı olmak üzere 1909 yılına kadar sayısı 13’ü bulan tekaüt sandıkları ve işçiler bakımından ise ilki 1875 yılında Tersane-i Amirede Müstahdem Amele-i Daimenin Mütekaidini ile Bunların Eytam ve Eramiline Tahsis Olunacak Maaşat Hakkında Nizamname ile sosyal sigorta düzenlemeleri yapılmıştır. Ayrıca 1865 tarihli Dilaverpaşa Nizamnamesi, 1869 tarihli Maadin Nizamnamesi, 1909 tarihli Askerî Fabrikalar Nizamnamesi gibi düzenlemelerde de çalışanların sosyal güvenliklerine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Tanzimat dönemiyle başlayan kamu çalışanlarının sosyal güvencesini tekaüt sandıkları marifetiyle sağlama geleneği, Cumhuriyet döneminde de devam ettirilmiş; Osmanlı’dan devralınan tekaüt sandıkları hukuku aynen muhafaza edildiği gibi yeni sandıkların kurulmasına da devam edilmiştir. Bu kapsamda 1936 yılından 1942 yılına kadar kurulan tekaüt sandıklarının sayısı 10’u bulmuştur.³
Cumhuriyet Dönemi Düzenlemeleri
Cumhuriyet döneminde işçilere yönelik ilk sosyal sigorta düzenlemeleri 8/6/1936 tarihli ve 3008 sayılı İş Kanunu’nda “Sosyal yardımlar” başlığını taşıyan yedinci fasılda 100 ila 107’inci maddelerde sosyal sigorta kurumunun kuruluşu ile kurulacak sigorta kolları, bunların öncelik sırası, sosyal sigortada zorunluluk ilkesi, sosyal sigortanın kişiler açısından kapsamına ilişkin temel ilkeler belirlenmiştir. Kanunun 100’üncü maddesinde “İş hayatında, ‘iş kazaları ile meslekî hastalıklar’, ‘Analık’, ‘İhtiyarlık’, ‘İşten kalma’, ‘Hastalık’ ve ‘Ölüm’ hallerine karşı yapılacak sosyal yardımlar, Devlet tarafından tanzim ve idare edilir. Bu vazifenin ifası için, işbu kanunun mer’iyete girdiği tarihten bir yıl sonra, Devlet müessesesi olmak üzere, bir ‘işçi sigorta idaresi’ kurulur” hükmü getirilerek düzenlenmesi öngörülen sosyal riskler ile bu risklere karşı bir sosyal sigorta kurumu kurulması öngörülmüştür. Ancak bu kanunda öngörülen ilkeler çerçevesindeki düzenlemeler maalesef İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hayata geçirilmeye başlanabilmiştir.
1945 yılında 4772 sayılı İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortası Kanunu ve 4792 sayılı İşçi Sigortaları Kurumu Kanunu, 1949 yılında 5417 sayılı İhtiyarlık Sigortası Kanunu, 1950 yılında 5502 sayılı Hastalık ve Analık Sigortaları Kanunu, 1957 yılında 6900 sayılı Maluliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Sigortaları Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
1949 yılında 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile memurlara yönelik olarak kurulmuş bulunan tüm sandıklar birleştirilerek genel olarak kamu kurum ve kuruluşlarında memur statüsünde çalışan kişilerin sosyal sigortası düzenlenmiştir.
1964 yılında ise 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu çıkarılıp işçilere yönelik tüm sosyal sigorta kanunları birleştirilerek, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları düzenlenmiştir.
1971 yılında 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu (kısaca BAĞ-KUR) ile kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların sosyal sigortası düzenlenmiştir.
1983 yılında 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu çıkarılarak tarım kesiminde işçi olarak çalışanlar (ırgatlar) ile kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar da (çiftçiler) sosyal sigorta kapsamına alınmışlardır.
1949 yılında 5417 sayılı İhtiyarlık Sigortası Kanunu ile yapılan düzenlemeye göre 1964 yılına kadar kadınlar ve erkekler 60 yaşını tamamlamak, 25 yıl sigortalı olmak ve 5.000 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanabiliyorlardı. Ayrıca hiçbir işte çalışmayacak durumda olan kadınlar ve erkekler 50 yaşını tamamlamak, 25 yıl sigortalı olmak ve 5.000 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığı almaya hak kazanabiliyorlardı (bu düzenleme 1954 yılında kaldırıldı). 1957 yılında yapılan bir düzenleme ile kadınlar ve erkekler 60 yaşını tamamlamak, kadınlar için 15, erkekler için 35 yıl sigortalı olmak ve kadınlar için 2.250, erkekler için 5.250 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanacakları öngörüldü.
1964 yılında 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 1969 yılına kadar kadınlar 55, erkekler 60 yaşını tamamlamak, 25 yıl sigortalı olmak ve 5.000 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanmaya başladılar. Aynı dönemde kolaylaştırılmış şart olarak ise kadınlar 55, erkekler 60 yaşını tamamlamak, kadınlar için 15, erkekler için 34 yıl sigortalı olmak ve kadınlar için 2.250 gün, erkekler için 5.100 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığından hak kazanabilecekleri öngörüldü.
1969 yılında Süleyman Demirel başbakanlığındaki hükümet döneminde bir değişiklik yapılarak 1981 yılına kadar kadınlar 50, erkekler 55 yaşını tamamlamak ve 5.000 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanacak hale getirildiler. Kolaylaştırılmış şartlarla yaşlılık aylığı şartları olarak ise kadınlar 50, erkekler 55 yaşını tamamlamak, 15 yıl sigortalı olmak ve 1.800 gün prim ödemek veya hiçbir yaş olmaksızın 25 yıl sigortalı olmak ve 5.000 gün prim ödemek suretiyle yaşlılık aylığına hak kazanacakları değişiklikler gerçekleştirildi.
12 Eylül 1980 askerî darbesinin iş başında olduğu dönemde 1981 yılında yapılan değişiklikle 1986 yılına kadar kadınlar 50, erkekler 55 yaşını tamamlamak ve 5.000 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanma durumu muhafaza edilmekle birlikte kolaylaştırılmış şartlarla yaşlılık aylığı şartlarından kadınlar 50, erkekler 55 yaşını tamamlamak, 15 yıl sigortalı olmak ve 3.600 gün prim ödemek veya hiçbir yaş şartı olmaksızın kadınlar 20, erkekler 25 yıl sigortalı olmak ve 5.000 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanacakları öngörüldü. Böylece kadınların 38, erkeklerin 43 yaşında emekli olmalarına imkân tanınmış oldu.
1986 yılında Turgut Özal’ın başbakanlığındaki hükümet döneminde bir değişiklik yapılarak 1992 yılına kadar kadınlar 55, erkekler 60 yaşını tamamlamak ve 5.000 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanacak hale getirildiler. Kolaylaştırılmış şartlarla yaşlılık aylığı şartları olarak ise kadınların 55, erkeklerin 60 yaşını tamamlamak, 15 yıl sigortalı olmak ve 3.600 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanacakları öngörüldü.
1992 yılında Süleyman Demirel başbakanlığındaki DYP-SHP koalisyon hükümeti döneminde yapılan bir değişiklikle 1999 yılına kadar kadınlar 50, erkekler 55 yaşını tamamlamak ve 5.000 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanacak hale getirildiler. Kolaylaştırılmış şartlarla yaşlılık aylığına hak kazanma şartları ise kadınlar 50, erkekler 55 yaşını tamamlamak, 15 yıl sigortalı olmak ve 3.600 gün prim ödemek şartıyla veya herhangi bir yaş şartı olmaksızın kadınlar 20 yıl, erkekler 25 yıl sigortalı olmak ve 5.000 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanacak hale getirildiler. Böylece kadınların 38, erkeklerin 43 yaşında emekli olmalarının yolu ikinci kez açılmış oldu.
1999 yılında Bülent Ecevit başbakanlığında DSP, MHP, ANAP koalisyon hükümeti döneminde bir değişiklik yapılarak 2008 yılına kadar kadınlar 58, erkekler 60 yaşını tamamlamak ve 7.000 gün prim ödemek şartıyla yaşlılık aylığına hak kazanacak hale getirildiler. Kolaylaştırılmış şartlarla yaşlılık aylığı şartları ise kadınlar 58, erkekler 60 yaşını tamamlamak, 25 yıl sigortalı olmak ve 4.500 gün prim ödemek şeklinde düzenlendi.
1 Mayıs 2008 tarihinden itibaren emeklilik/yaşlılık aylığına hak kazanabilme şartları ise yukarıda ayrıntılı olarak verildi.
Yukarıdaki açıklamaları aşağıdaki şekilde bir tabloda toparlamak mümkündür.
Uygulanma Dönemi | Yaş Şartı | Sigortalılık Süresi Şartı | Prim Ödeme Gün Sayısı Şartı | |
1 | 1949 – 1964 (5417 sayılı Kanun) | K: 60 E: 60 | 25 yıl | 5.000 gün |
K: 50 E: 50 (Hiçbir işte çalışamayacak durumda olanlar için) (1954’te bu ihtimal kaldırılıyor) | 25 yıl | 5.000 gün | ||
K. 60 E: 60 (1957 yılından itibaren) | K: 15 yıl E: 35 yıl | K: 2.250 gün E: 5.250 gün | ||
2 | 1964 – 1969 (506 sayılı Kanun) | K: 55 E: 60 | 25 yıl | 5.000 gün |
K: 55 E: 60 | K: 15 yıl E: 34 yıl | K: 2.250 gün E: 5.100 gün | ||
3 | 1969 – 1981 (Süleyman Demirel başbakanlığındaki hükümet döneminde 1186 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle) | K: 50 E: 55 | – | 5.000 gün |
K:50 E: 55 | 15 yıl | 1.800 gün | ||
– | 25 yıl | 5.000 gün | ||
4 | 1981 – 1986 (12 Eylül hükümeti döneminde 2422 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle) | K: 50 E: 55 | — | 5.000 gün |
K: 50 E: 55 | 15 yıl | 3.600 gün | ||
– (Meşhur kadınların 38, erkeklerin 43 yaşında emekli olabildikleri ihtimal) | K: 20 yıl E: 25 yıl | 5.000 gün | ||
5 | 1986 – 1992 (Turgut Özal başbakanlığındaki hükümet döneminde 3246 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle | K: 55 E: 60 | — | 5.000 gün |
K: 55 E: 60 | 15 yıl | 3.600 gün | ||
6 | 1992 – 1999 (Süleyman Demirel başbakanlığındaki DYP-SHP koalisyon hükümeti döneminde 3774 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle) | K: 50 E: 55 | — | 5.000 gün |
K: 50 E: 55 | 15 yıl | 3.600 gün | ||
— (Meşhur kadınların 38, erkeklerin 43 yaşında emekli olabildikleri ihtimal) | K: 20 yıl E: 25 yıl | 5.000 gün | ||
7 | 8/9/1999 – 30/4/2008 (Bülent Ecevit başbakanlığındaki DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti döneminde 4447 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle) | K: 58 E: 60 | — | 7.000 gün |
K: 58 E: 60 | 25 yıl | 4.500 gün | ||
8 | 30/4/2008 – (Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığındaki hükümet döneminde 5510 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle) | K: 58 E: 60 | — | İşçi: 7.200 gün Diğerleri: 9.000 gün |
K: 58+3=61 E: 60+3=63 | — | 5400 gün | ||
2048 yılından itibaren K: 65 E: 65 | — | İşçi: 7.200 gün Diğerleri: 9.000 gün | ||
1/3/2023 tarihli ve 7438 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle (EYT düzenlemesi) 3/3/2023 tarihinden itibaren 8/9/1999 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kapsamında çalışmaya başlayanlar bakımından yaş şartı dışındaki diğer şartları (prim ödeme gün sayısı şartı) taşımaları kaydıyla yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanmaları sağlanmıştır. Böylece, 2048 yılından itibaren kadınlar ve erkekler için yaş şartını 65’e yükselten bir siyasi iktidar yaş şartını kaldırmış bulunmaktadır. Bu kapsamda yaklaşık 5 milyon kişi kadın ise 38, erkek ise 45 yaşında emekli olabilecektir. | ||||
__
¹Kanunun özgün/ilk halinde 2008 yılında eklenen “Ancak, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için prim gün sayısı şartı 7200 gün olarak uygulanır” cümlesi bulunmamaktaydı. Dolayısıyla tüm sigortalılar bakımından prim ödeme gün sayısı 9.000 gün idi.
²“Bildirilmiş/ödenmiş” olması denilmesinin nedeni, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalının prim ödeme yükümlüsünün kendisi olup primlerinin tamamının ödenmiş olması gerekliliğidir. Buna karşılık işçi ve memur olarak çalışan sigortalıların prim ödeme yükümlüleri işverenleri olduğundan, işverenler tarafından sigortalılığın bildirilmiş olması yeterli olup ayrıca prim borcu olup olmamasının sigortalıya yaşlılık/emeklilik aylığı bağlanması bakımından bir önemi bulunmamaktadır.
³Sosyal güvenlik/sigorta alanındaki gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Ali Güzel/Ali Rıza Okur/Nurşen Caniklioğlu; Sosyal Güvenlik Hukuku, 17. Bası, Beta Yayınları, İstanbul 2018; Osmanlı dönemi için ayrıca bkz. Sadettin Orhan; Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Sonrası Dönemde Sosyal Güvenlik Düzenlemeleri, İş ve Hayat Dergisi.
M. EMİN ZARARSIZ