“Gazetecilik Değil, Dalkavukluk”

Fox News’in eski sunucusu Tucker Carlson’ın Vladimir Putin’le yaptığı röportaj gazetecilik değildi. Batılı bilindik bir medya simasının Rus lideri sorgulaması bakımından, bir gazetecinin karşısına çıkabilecek nadir fırsatlardan biriydi ama gazetecilik değildi.

putin röportaj

Fox News’in eski sunucusu Tucker Carlson’ın Vladimir Putin’le buluştuğu çok izlenen görüşme birçok anlama geliyordu.

 

Bu görüşme küresel demokrasiyi zedeliyor, Ukrayna’ya yardımı reddederek Putin’in buyruklarını yerine getirmeyi isteyen Kongre’deki korkak Cumhuriyetçilere malzeme veriyordu. Bilhassa Rusya Devlet Başkanı’nın iki saat süren ve başlarında bölgenin tarihinin kendi versiyonunu anlattığı konuşmasının uzunluğu göz önünde bulundurulduğunda, sıkıcıydı.

 

Putin’e içeride Rusya’ya ve dışarıda dünyaya Ukrayna hakkında mesaj vermesine katkı sağlama konusunda olabildiğince yardımı dokunan, propagandaları bakımından da oldukça kıymetli bir hediyeydi. Program Carlson’ın röportajdan sonra kaydettiği ve X’teki izleyicilerini Putin’i her şeyden önce “samimi” bulmaya çağıran tanıtım videosuyla başladı.

 

Bu röportajın ne olmadığıyla başlayayım. Gazetecilik değildi, Batılı bilindik bir medya simasının Rus lideri sorgulaması bakımından, bir gazetecinin karşısına çıkabilecek nadir fırsatlardan biriydi ama gazetecilik değildi.

 

Katlanılamayacak derecede uzun süren oturumun sonlarına doğru Carlson’ın Wall Street Journal’ın (Journal) cezaevindeki muhabiri Evan Gershkovich hakkındaki sorusu bile gazeteciler arasında bir dayanışmaya dair değildi, özgür basına ilişkin demokratik ideallere ilişkin bir jest de değildi. Aksine, kötü sahnelenen bir nezaket oyunuydu.

 

Her fırsatta Putin’e yağ çeken Carlson, 30’lu yaşlarında başarılı ve saygın Amerikalı muhabir Gershkovich’i “çocuk” diye tanımlamakla kalmadı, bir sene kadar önce tutuklanmasının nedenini yasa dışı bir şey yapmış olabileceğine bağlayarak meşrulaştırdı.

 

Gershkovich’in Journal’daki meslektaşları haklı olarak dehşete kapıldı. Journal muhabirlerinden Ted Mann, Carlson’ın meslektaşının yasaları çiğnediğini öne sürmesinin “utanç verici” olduğunu söyleyen bir tweet attı. Journal da tutumlarını net bir biçimde ortaya koyan bir açıklama yayınladı: “Evan gazetecidir ve gazetecilik suç değildir. Aksi yöndeki tüm tasvirler tamamıyla uydurmadır.”

 

Kişisel bir not: 2015’te New York Times’ın editörüyken yardımcım Gershkovich’ti. 20’li yaşlarının başında bir çocuk olduğu o zamanlarda bile çalışkan, dürüst ve işini canı gönülden yapan bir gazeteciydi; ona yapılan bu muamele canımı sıkıyor.

 

Eminim Carlson, önerdiği gibi Gershkovich’i eve getirmeye yardım etmeyi çok isterdi (yani bunun Carlson için nasıl bir reklam olacağını düşünürsek) ne var ki Putin buna yanaşmadı. Journal muhabirinin “gizlice gizli bilgiler edinmeye çalışırken suçüstü yakalandığı”nda ısrar etti. Habercilik tam anlamıyla böyle yapılır! Gershkovich’in hükümetle bağlantısı olduğunu düşünmek için neden yok.

 

Putin’in, 2019’da Berlin’de Gürcü bir subayı öldürdüğü için Almanya’da müebbet hapis cezasına çarptırılan FSB suikastçısı Vadim Krasikov’un takas edilmesini istediği açık tabii. Devletin onayladığı suikastçılara göz kulak olunmalı ne de olsa. Bu işin sürmesini istiyorsanız, çok önemli bir mesaj.

 

Carlson, Ekim ayından bu yana Rusya’da gözaltında tutulan Özgür Avrupa Radyosu editörü Alsu Kurmasheva hakkında da tek kelime etmedi. Rusya onun yabancı bir temsilci olarak kayıt yaptırmadığını iddia ediyor. Carlson, Putin’in iktidara gelmesinden bu yana Rusya’da öldürülen ve faillerinin yasal olarak ya hiç hesap vermediği ya da çok az hesap verdiği yaklaşık iki düzine gazeteciden de bahsetmedi elbette.

 

Carlson’ın gazeteciliğe selam göndermesi bile, sönüp giden kişiliği ve kariyerini yeniden rayına oturtmak dışında hiçbir şeyi umursamadığını kanıtlıyordu.

Putin ile görüşmesi bu amaca hizmet etti mi peki? Kesinlikle Carlson’a yeni bir görünürlük ve ego tatmini sağladı, yani Amerikan medyasındaki en dalkavuk adam için bu bir kazanç diyelim.

 

Ancak Carlson’a sağladığı fayda, Putin’in elde ettikleriyle kıyaslandığında sönük kalıyor. NPR’dan David Folkenflik’in belirttiği gibi: “Rus medyası bu hafta Carlson’a yaltaklandı ve Carlson’ın Moskova’ya geliş gidişlerine Amerikan medyasının Taylor Swift’e gösterdiği ilgiye benzer bir ilgi gösterdi.” Röportaj Rusya’da geniş yankı uyandırdı. Neden uyandırmasın ki?

 

Böylece Putin’in olduğu kadar Carlson’ın da çıkarlarına hizmet edilmiş oldu.

 

Aslını isterseniz, bunda şaşılacak bir şey yok. Geçtiğimiz Nisan ayında Fox’un iş bitiricisi ve reyting yıldızını aniden kovduğu günü hatırlamaya çalışın.

 

Sebepleri hiçbir zaman tam olarak açıklığa kavuşmadıysa da Fox’un 2020 seçimleri ve şirketin sözde rolü hakkında yalanlar yaymasının ardından Dominion Voting Systems’a ödediği 787 milyon dolarlık devasa anlaşma ile ilgisi olduğu kesin.

 

Carlson, röportaj öncesinde Putin’i konuşturabilecek kadar önemseyen tek Batılı medya figürünün kendisi olduğunu iddia ederken de kanıtladığı gibi, hiçbir zaman gerçeğe sadık olmadı.

 

Çok absürt. Pek çok Amerikalı gazeteci, özellikle Ukrayna’nın işgalinden bu yana Putin’le görüşmeyi denemiş ama çabaları başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

 

Rusya Devlet Başkanı doğru yardakçıyı bekliyordu. Carlson ile beklediği fırsatı yakalamış oldu.

 

Bu yazı The Guardian sitesinde yayınlanmış olup, Evrim Yaban Güçtürk tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.