“Bölgeden doğru ve direkt haber almak zor, bunun üstüne Çin’in ısrarla tedavüle soktuğu yalan ve dezenformasyonları ekleyin.Yakın çevremizdeki sıcak çatışma alanları bizi girdap gibi kendine çekiyor. Bu hengâmede Doğu Türkistan gündemin geri sıralarına düşebiliyor. Ancak orada da sürekli hatıra tutulması gereken sıcak bir yara var.”

Orhan Buyruk’un 2016’daki seyahati, Tel Aviv Havalimanı’nda beklenmedik bir kâbusa dönüştü. “Ajanlık” suçlamasıyla tutuklanan Buyruk, 35 saate varan sorguların ve tek kişilik hücrenin psikolojik işkencesinde 22 gün geçirdi. Türk vatandaşının gözünden, İsrail’in “tehlikeli bilinç taşıyıcılarına” uyguladığı sindirme mekanizmasının ve Filistinli esirlerin yaşadığı zorlu şartların sarsıcı kaydı.

Kutsal metinler tarih ve siyasetle iç içe geçti. Babil Sürgünü’nden modern Siyonizm’e uzanan çizgide, travmalar “seçilmişlik” ve “vadedilmiş toprak” anlayışına dönüştü. Mitlerin kimlik inşası ve siyasal projelerde bir “işlevi” vardı. Yahudilerin kutsal metinlerdeki seçilmişlik iddiası, sürgün sonrası yeniden üretilmiş bir kimlik kurgusuydu. Diaspora tecrübesi, hem dini travmalar hem de ideolojik telafi mekanizmaları doğurdu.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.