PKK’nın silah bırakması konusunda gündeme getirilen “ne verildi” veya “ne verilecek” türü, özünde üretilmiş korkuların yansıması olan değerlendirmeler, herkesin eşit haklara sahip olmasını istememe, hazmedememenin dışa vurumudur. Bunu, hegemonik pozisyonun sarsılması korkusu olarak ifade etmek daha doğru olur. PKK’nın silah bırakmasına ilişkin süreç, planlandığı gibi ilerledikçe, süreci enfekte etmeye yönelik faaliyetler de deşifre olmaya başladı. […]

19 Mart hamlesi bizzat siyasi rejimin bir beka meselesi olmaya başladığını, bildik bir beka meselesini geride bırakmaya hazırlanan Türkiye’nin yeni ve daha büyük bir beka meselesiyle baş başa kaldığını gösteriyor. Daha ziyade çok partili sisteme geçişle beraber siyaset sahnesine çıkan kalabalıkları rayda tutmak üzere manipüle edilip köpürtüldüyse de, beka kaygısı, ülke, devlet parçalanacak korkusu memlekette […]

Öcalan’ın çağrısının içeriği gayet açık. Neyin konuşulduğu ve yol haritası gayet net. Buna rağmen mazeret üreten yaklaşım sahiplerinin neye hizmet ettikleri onların sorunu. Bugünlerde sergilenen mazeretlerin ana kaynağını, motivasyonunu anlayabilmek için 28 Şubat 2015’ten sonra örgütün yaptığı açıklamaları hatırlamakta yarar var. “Geçmişin arabalarıyla hiçbir yere gidemezsiniz…” Maksim Gorki   Türkiye’nin son 40 yılına damgasını vuran […]

Örgütlenme yapısı ve ideolojik bağlılığı göz önünde tutulduğunda, Öcalan’ın çağrısının SDG/YPG’yi de kapsadığı aşikârdır. Lakin sahadaki mevcut şartlar SDG’nin de PKK ile aynı anda silah bırakmasını mümkün kılmıyor. O nedenle bu iki meseleyi birbirine bağlı ama ayrı takvimlerde ele almak gerekir. Yeni çözüm sürecinin kamuoyuna yönelik ilk adımı 1 Ekim’de Bahçeli tarafından atıldı. Zaman içinde […]

Öcalan, dayandığı ve üzerinde yükseldiği düşünsel ve toplumsal zeminin yok olduğundan hareketle PKK’nin defterini kapattı. PKK belli bir çağın şartlarının bir sonucu olarak hayat bulmuştu ve yine bir başka çağın değişen şartlarının bir sonucu olarak da nihayete ermesi lazımdı. Gerçekte bu, geç kalmış bir sondu. Nitekim PKK de çok geçmeden Öcalan’ın çağrısına uyacağını duyurdu ve […]

Öcalan’ın çağrısı son derece mühim; çünkü Türkiye’de son 40 yıldır toplumsal ve siyasal hayat silahlar üzerinden şekillendi. Politik taahhütlere, ittifaklara ve karşıtlıklara silahlar yön verdi. Hülasa silahların gölgesi her yere sindi. Öcalan’ın çağrısı bu gölgenin kalkması için önemli bir fırsat yaratıyor. Birkaç kez eşiğine kadar gelinmiş ama makûs eşikten geçilememişti. PKK ile devlet arasında görüşmeler […]

Kürt sorununu çözme noktasında önemli girişimlerde bulunan, ağır bedel ödeyen Türkiye Cumhuriyeti, Devlet Bahçeli’nin girişimi, iktidarın desteği ve Öcalan’ın çağrısı ile yeni bir eşiğe adım atmış bulunuyor. Süreç; bölge, ülke ve her bir aktör için değişime gebedir ve yakından takip edilmeyi zorunlu kılmaktadır.

Bir çağrı yapılmasa dahi Kürt toplumundaki beklentiler, ülkenin gerçekleri ve zamanın ruhu PKK’nın silah bırakmasının çoktan geciktiğini gösteriyor. Tablo, PKK’nın arkaik bir örgüt haline geldiği ve bundan sonra varlığını ancak marjinal ve jeopolitik pazarlıkların bir unsuru olarak sürdürebileceğini ortaya koyuyor. Devlet Bahçeli’nin çağrısı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oluru/desteğiyle başlatılan girişimden sonra DEM Parti heyetinin Öcalan ile […]

PKK silahla elde edebileceği hiçbir şeyi tarif edemeyen, silahsız, yani siyasal bir mücadeleyi ise telaffuz dahi edemeyen kısır döngüsünü kırmak için önemli bir fırsatla karşı karşıya. Ancak PKK aklı, bu cümleyi her duyduğunda sahici bir teklif yerine “sinsi bir tehdit” ya da “büyük bir komplo” olarak okuduğu sürece kısır döngüsünü kıramayacaktır.

Milliyetçilik, bir modern zaman kavramı olarak Fransız ihtilaliyle ortaya çıkmış bir çözüm biçimi. Kavram, zamanla içine sokulan farklı unsur ve içeriklerle farklı biçim ve anlamlar kazandı ve bazı yerlerde kapsayıcı kurumların çatısı olurken, bazı yerlerde de ayrımcılık ve şiddetin aracı hâline getirildi.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.