Sürü Bağışıklığı Korona Virüsünü Durdurabilir Mi?

Yeterli sayıda insan Covid-19’a yakalanırsa yayılması kendiliğinden duracak ama maliyetleri yıkıcı olacak.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Covid-19 salgınını tamamen durdurmanın temelde üç yolu var. İlki, bulaşmasını tamamen kesmek için serbest hareket ve toplanma üzerine olağanüstü kısıtlamalar koyma ve etkili test yapmayı içeriyor. Virüs 100’den fazla ülkede yayıldığı için bu artık imkânsız olabilir. İkincisi, herkesi koruyabilecek bir aşı ama onun da henüz geliştirilmesi gerekiyor. Üçüncüsü ise etki potansiyeline sahip ama düşüncesi bile korkunç: Yeterli sayıda insana bulaşana kadar beklemek.

 

Virüs yayılmaya devam edip sonunda çok sayıda insana bulaşırsa ve bunlar hayatta kalıp bağışık hâle gelirse, salgın kendiliğinden duracak çünkü mikrobun bulaşacak birini bulması gittikçe zorlaşacak. Bu olgu “sürü bağışıklığı” olarak biliniyor.

 

Geniş çaplı ve durdurulamayan korona virüsü salgını uzmanların en kötü senaryo olarak modelledikleri sonucun ta kendisi. Virüs hakkındaki bilgileri ışığında, bu yıl içinde dünya nüfusunun yüzde 60’ına bulaşabileceğini söylüyorlar.

 

Bu rakamlar rastgele tahminler değil. Epidemiyologların bu virüs için sürü bağışıklığının işlemeye başlayacağını söylediği noktaya dayanıyor.

 

Geçen hafta sürü bağışıklığı, Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson’ın “ülkenin resmî stratejisinin soğukkanlı davranarak hastalığın kendi seyrinde ilerlemesine izin vermek olabileceğini” söylemesinden sonra manşetlere taşındı. Birleşik Krallık hükümetinin baş bilim danışmanı Patrick Vallance ülkenin “bir tür sürü bağışıklığı kazanması gerektiğini, böylece daha fazla insanın bu hastalığa bağışıklık kazanarak yayılmasını azaltacağını” söyledi.

 

Dün Hollanda Başbakanı Mark Rutte benzer bir ifadede bulunarak, “Virüsün yayılmasını yavaşlatırken, aynı zamanda da kontrollü bir şekilde grup bağışıklığı kazanabiliriz.” dedi.

 

Ancak en son modellere göre doğrudan sürü bağışıklığı hedefiyle hareket etmek felâket stratejisi olacak. Çünkü çok sayıda insan şiddetli hastalık geçirecek ve hastaneye veya yoğun bakım ünitesine ihtiyacı olan hasta sayısında ani yükseliş hastanelerin kapasitesini aşacak. İngiltere bu hafta bunun yerine toplanmaları azaltmak dahil virüsü bastırma yönünde daha fazla adım atacağı sinyalini verdi. Yavaşlatma sağlık sistemlerinin rahatlatılarak hayatların kurtarılacağı anlamına geliyor ama nihayetinde sonuç aynı olacak. Başka bir ifadeyle, pandemi zamana yayılsa bile sona ermesi yine de sürü bağışıklığı sayesinde olabilir.

 

İngiltere Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanı Matt Hancock’un hükümete yönelik eleştirilerden sonra netleştirdiği gibi, “Sürü bağışıklığı hedef veya politikamız değil. Bilimsel bir kavram.”

 

Peki Sürü Bağışıklığı Tam Olarak Nedir?

 

Nüfusun yeteri kadarı mikroba dirençli olduğunda mikrobun yayılması doğal olarak durur, çünkü onu taşıyacak yeterli insan bulamaz. Böylece birçok birey hâlâ bağışık olmasa bile “sürü” bağışık olur.

 

Milyarlarca insanın enfekte olanlar arasında yaklaşık yüzde 1’lik bir tahmini ölüm oranına sahip olan (ki bu da kesin değil ve hastaneye getirilen vakalarda ölüm oranı daha yüksek) korona virüsüne yakalanma ihtimalini düşünmek dehşet verici olsa da, yakın zamandaki diğer salgınlarda sürü bağışıklığının ortaya çıktığının kanıtlarını gördük.

 

Sürü Bağışıklığı Bir Virüsü Nasıl Durdurabilir?

 

Basit bir salgın modelinde her bir hasta iki kişiye daha hastalığı bulaştırarak hasta sayısını katlayarak artırır. Ancak nüfusun yarısı bağışıklık kazandığında salgın artık büyüyemez.

 

Mesela doğuştan gelen anomalilerle bir bağlantısı olması nedeniyle 2015’te salgın paniğine neden olan sivrisinek kaynaklı bir hastalık olan Zika virüsünü ele alalım.

İki yıl sonra 2017’de artık endişe edecek bir durum kalmamıştı. Brezilya’daki bir çalışma kan örneklerini inceledikten sonra kuzeydoğu sahil kenti Salvador’un nüfusunun yüzde 63’ünün zaten Zika’ya maruz kaldığını tespit etti; araştırmacılar sürü bağışıklığının salgını bitirdiğini düşünüyordu.

 

Aşılar da ya yaygın olarak yapıldıklarında ya da bazen de nadir bir bulaşma vakasının çevresinde bir “halkaya” uygulandığında sürü bağışıklığı kazandırır. Bu şekilde çiçek hastalığı ortadan kaldırıldı ve çocuk felci de yok edilmeye yakın. Bu korona virüsü için de çeşitli aşı çalışmaları sürüyor ama bir yıldan fazla bir süre için hazır olmayabilirler.

 

O zaman bile aşı üreticileri kendilerini kimin sürüyü önce koruyacağı konusunda doğaya karşı kaybedecekleri bir yarışta bulabilirler. 2017’de olan durum kısmen buydu: İlaç üreticisi Sanofi geliştirme aşamasında olan Zika aşısını fonların tükenmesinden sonra sessizce terk etti çünkü artık piyasanın böyle bir ihtiyacı kalmamıştı.

 

Korona virüsü yeni ve bu yüzden de kimse ona karşı bağışık görünmüyor. Yayılmasına imkân tanıyan ve bazı insanlarda bu derece şiddetli etkiye sahip olmasına neden olan da bu.

 

Sürü bağışıklığının etkili olması için insanların yakalandıktan sonra direnç kazanması gerekiyor. Bu durum birçok mikropta böyle gelişir: Yakalanıp iyileşen insanlar o hastalığa bir daha yakalanmaz çünkü bağışıklık sistemleri onu yenebilecek antikorlarla donatılmıştır.

 

Yaklaşık 80.000 kişi korona virüsünden iyileşmiş durumda ve bağışıklık derecesini henüz bilmesek de muhtemelen direnç kazandılar. Maryland Üniversitesi’nde bulaşıcı hastalık uzmanı olan Myron Levine, “insanlar bağışıklık kazanmazsa şaşırırım ama tamamen şaşırmam” diyor. Grip gibi bazı virüsler değişmenin bir yolunu buluyor ve bu yüzden bu mevsimsel mikroplara karşı bağışıklığımız eksik.

 

Bağışıklığı Ne Zaman Kazanırız?

 

Sürü bağışıklığı kazandığımız nokta matematiksel olarak mikrobun üreme sayısı veya R0 olarak ifade edilen yayılma eğilimiyle ilişkili. Korona virüsü için R0 bilim insanlarının tahminlerine göre 2 ile 2,5 arasında değişiyor; bu da bulaşmayı önleyecek tedbirler alınmadığında enfekte olan her bir kişinin mikrobu iki insana daha bulaştırdığı anlamına geliyor.

 

Sürü bağışıklığının nasıl işlediğini hayal etmek için korona virüsü vakalarının risk altındaki bir nüfusta 1, 2, 4, 8, 16… şeklinde arttığını düşünün. Ama insanların yarısının bağışıklığı varsa bu bulaşmaların yarısı hiç gerçekleşmeyecek ve böylece yayılma hızı fiilen yarıya inecek. Science Media Centre’a göre, daha sonra salgın 1, 1, 1, 1… şeklinde seyredecek. Bulaşma oranı 1’in altına düştüğünde ise salgın bitmiş olur.

 

Mevcut mikrobun yayılma hızı sıradan gribin hızından daha yüksek ama dünyayı daha önce ara sıra kavurmuş olan yeni çıkan enflüanza virüslerininkine benzer. Harvard Üniversitesi’nden epidemiyolog Marc Lipsitch bu hafta sonu bir görüntülü aramada bir grup uzmana “Bu 1918 küresel grip salgınına benziyor ve bu salgının sonunun nüfusun yaklaşık yüzde 50’sinin ya henüz ufukta görünmeyen bir aşıyla ya da doğal enfeksiyon yoluyla bağışıklık kazanması gerektiği anlamına geliyor” dedi.

 

Bir virüs ne kadar bulaşıcıysa, sürü bağışıklığı kazanmamız için o kadar fazla insanın bağışık olması gerekir. 12’nin üzerinde bir R0 ile en kolay bulaşan hastalıklardan biri olan kızamık, korunmasız insanların sürü içinde hastalığa yakalanmaması için insanların yaklaşık yüzde 90’ının bağışık olmasını gerektiriyor. Bu yüzden de çok az sayıda insan bile kızamık aşısını yaptırmadığında yeni salgınlar başlayabiliyor.

 

Benzer şekilde korona virüsü uzmanların düşündüğünden daha kolay yayılırsa sürü bağışıklığına ulaşmamız için daha çok insana ihtiyacımız olacak. En basit modele göre etkiyi görmemiz için, mesela 3’lük bir R0 için nüfusun yüzde 66’sının bağışık olması gerekir.

 

İster yüzde 50, 60 veya 80 olsun, bu rakamlar dünya genelinde milyarlarca insanın hastalanması ve milyonlarcasının ölmesi anlamına geliyor ama pandemi ne kadar yavaş ilerlerse yeni tedaviler veya aşıların yardımcı olma şansı o kadar yüksek olur.

 

İngiltere’de geliştirilen en yeni epidemiyoloji modelleri şimdi virüsün sert tedbirlerle “bastırılmasını” tavsiye ediyor. İstenen temel taktikler hasta insanların izole edilmesi, toplumsal temasın yüzde 75 oranında azaltılması ve okulların kapatılması. Ekonomik maliyeti yüksek bu tedbirler aylarca sürebilir.

 

Imperial College London’ın yeni salgın modelinin başındaki epidemiyolog Azra Ghani, “Bulaşmayı bastırmak sürü bağışıklığı kazanmayacağımız anlamına geliyor” diyor. Başarının maliyeti şu: “Hastalığın yayılmasını o kadar düşük seviyelere çekiyoruz ki, bu tedbirleri sürdürmek zorundayız.”

 

Bu yazı 17 Mart 2020 tarihinde MIT Technology Review sitesinde yayınlanmış olup, Mustafa Kaymaz tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orjinal linki için burayı tıklayınız.

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.