“Kıblenin/yönün değişmesi kimliğin dönüşümünü değil, özgün köklere dönüşü anlatır. Kudüs, vahiy geleneğindeki ortak hafızaya, Kâbe ise yeniden vurgulanan ilahî mesaja gönderme yapar. Böylece Kudüs “kayıp şehir” olmaktan çıkar, Kâbe ile kurulan kardeşlik bağı sayesinde tevhidin ve nübüvvetin asil bir referansı haline gelir. Kudüs, aşınan itibarını ve yitirilen anlamını Kâbe ile kazanır.