İsrailliler, onlara ‘sattığımız’ silahların bedelini ödemiyor; bunu ABD vergi mükellefleri ödüyor. Silah ‘satışlarının’ çoğu, temelde Amerikan sübvansiyonlu bir hediye kartı olan Yabancı Askeri Finansman aracılığıyla finanse ediliyor.

“Kadın, erkek, hasta, doktor, bütün şehir ahalisi delirdi. Ah Yahuda’nın yırtık ruhu. Sen hep böyle can mı çekiştin? Çekiş. Yırtıl. Gazze ile Minab’ın kızları gibi… “Tanrının zarlarıyla oynayan hiç kaybeder mi” dedi kipalı bir bankacı. Kimden geldiği anlaşılmayan bir soru yuvarlandı. Tel Aviv dışı yerlerde bu kumar oynamayan tanrıya rağbet yok mu diyordu. Teoloji itikadı böyle tersyüz etti, şeytan böyle kanına girdi insanın. Öyle olmadı mı? Öyle oldu. Akılla oyuna getirilebilir bir tanrı icat ettik ve herkes füzelendi.

Washington, İsrail’in saldırganlığının bedelini ağır ödeyecek. İsrail’in saldırgan politikaları, Arap devletlerini kendisiyle çalışmanın siyasi ve itibari maliyetlerinden caydırarak eski ortaklarını ihtiyatlı düşmanlara dönüştürdü. İsrail’e koşulsuz destek vermek, Washington’ın bölgedeki konumunu zayıflatıyor.

Suriye’de hâlihazırda yamalı bohça hüviyeti arz eden bir ordudan ulusal bir kurum yaratılması uzun yıllar alacak gibi görünüyor. Ekonomik teşviklerin azlığı, farklı ideolojik oryantasyonlar, standart bir askerî eğitimin yokluğu, ülke için farklı politik vizyonlar ve tarafların Suriye savaşından getirdiği güven bunalımları, binlerce silahlı adama sahip liderlerin güç istenciyle birleşince ortaya ciddi bir entegrasyon problemi çıkıyor.

Gerçekte İran, vuramıyor. Vuramasa da vurabilirmiş gibi görünmeye çalışıyor. Ancak bu çaba, her saldırıyla daha fazla deşifre oluyor. Dolayısıyla “stratejik sabır”, Ortadoğu’nun güç denkleminde çöküşün kavramsal karşılığına dönüşüyor.

Suça ortak oldukları görüntüsü, Birleşik Krallık ve AB liderlerinin yeni söylemlere başvurmasına yol açtı. Bu yeni söylemler onları kurtarmayacak ya da tarihin akışını değiştirmeyecek.

Utanç verici bir ikilem bölgenin can damarına dokunuyor, üstelik bunu liderler kendi elleriyle yarattı. Siyasi bir blok oluşturan ancak farklı çıkarlara sahip ülkeler arasında Trump’ın Gazze yaklaşımı ve buna nasıl karşılık verileceği konusunda fikir birliği yok.

Trump’ın Gazze ile ilgili önerisi, seçime girdiğinden beri Başkan’ın ajandasında yer alan tüm bölgesel önceliklerle çelişiyor: Gazze’de yeni bir çatışmayı körükleyecek, İsrail’in Mısır ve Ürdün’le barışını tehlikeye atacak ve İran’ın direniş söylemiyle birlikte yeniden baskın bir güvenlik aktörü olmasını sağlayacak.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.