ABD–Kürt ilişkisi, Kürtleri müttefikliğin dışında tutan, kırılganlıklarını ise stratejik avantaja dönüştüren bir dış politika mantığının ürünüdür. Kürt varlığı, istikrar ve barış anlarında istenmeyen bir maraz muamelesi görüyor. Cezayir Antlaşması bunun en iyi örneklerinden biridir. Kürt politika yapıcılarının ve aydınlarının Cezayir Antlaşmasından bugüne yaşanan süreci iyi okuyamadıkları gerçeği önümüzde duruyor.

Türkiye’de devam eden süreçle birlikte “Zazaların Kürtlüğü” tartışması tekrar gündeme geldi. Zazalar yaklaşık bin yıldır bugün yaşadıkları topraklarda yaşamaktadır ve resmi kayıtlarda Zazalardan Kürt ya da Ekrad-ı Zaza şeklinde söz edilmektedir. Zazalara ilişkin tartışmalar Avrupa’da dilsel çalışmalar olarak başlamış, politik ve ideolojik kalem darbeleriyle etnik bir tartışma olarak aktarılmıştır. Değişen siyasal koşullar tartışmaların farklılaşsa da her zaman aynı minval üzere ilerlemesine neden olmuştur.

Türkler ve Kürtler Asyalı iki halktır. Türklerin anavatanı Orta Asya’dır. Kürtlerin anavatanı İran’ın güneybatısı Zagros Dağları çevresi, Yukarı Mezopotamya ve Dicle Nehri’nin doğusudur. Türkler Orta Asyalı, Kürtler ise Ön Asyalıdır. Türkler ve Kürtler iki ayrı kavimdir ve iki ayrı coğrafyada yaşamıştır. Türk ve Kürt yurtları arasında geniş İran coğrafyası yer almıştır. Türkler ve Kürtler iki ayrı kavim olduğu için Kürtlerin Türk kökenli oldukları iddiası asılsızdır.

Bölgenin ve Kürt meselesinin kökten biçimde yenilenmesi, bu ikisi üzerine düşünenleri, bu ikisiyle ilgili siyaset yapmak niyetinde olanları yeni şeyler söylemeye, yeni şeyler yapmaya mecbur kılıyor. Epey bir zamandır Türkiye’nin birinci partisi olmasına karşın, CHP’nin daha uzun süreceği anlaşılan bu fırtınalı havalarda Türkiye’ye kaptanlık edip edemeyeceği hakkında şüpheler var ve Kürt meselesinde inisiyatifi yeniden ele […]

31 Mart seçimleri Türkiye’nin 2015’ten sonra girdiği yolun sürdürülmesinin zorlaştığını, seçmenin, siyasi tahayyüllerin, siyasi aktörlerin hepsinin değişmekte olduğunu ve değişimin hızlanarak süreceğini gösterdi. Kürtler, Kürt meselesi ve Kürt siyaseti bu değişim sürecinden muaf değil, olmayacak. Bu durumda, Kürtlerin, Kürt meselesinin ve Kürt siyasetinin akıbetini anlamak için daha çok araştırma yapmaya, sadece bilinenleri bildirmeye değil, bilinmeyenleri, […]

Kürt aktörlere göre, Kürt meselesinin çözümü için özelde iktidarın, genelde Türkiye siyasetinin demokratik bir hatta girmesi bir mecburiyet. Ama sadece bu değil, Kürt siyaseti de değişmeli. Zira ancak sivil, diplomatik ve müzakereyi esas alan bir Kürt siyaseti çözüme katkı sunabilir ve gelecekte bir söz sahibi olabilir. Kürt Araştırmaları Merkezi, “Kürt Kanaat Barometresi” adını taşıyan yeni […]

31 Mart seçimlerinde Kürt seçmenlerin tercihleri, bu tercihlerle bir önceki yerel ve genel seçimlerdekiler arasındaki farklar, Kürtlerin epey bir kısmının var olandan başka bir şeyin derdinde olduğunu açığa çıkarıyor. Tercihler, Kürtlerin de bir yol aradığına işaret ediyor. Seçimlerden hemen önceki ve hemen sonraki iki yazımda 31 Mart seçimlerinin Türkiye’nin bir yol aradığına işaret ettiğini yazmıştım. […]

Kürt Barometresi; sosyo-demografik bir dönüşümden geçen, anadil başta olmak üzere kimlik eksenli taleplerini öne çıkaran, popüler kültürle sahası genişleyen, siyasi tercihlerinde kısmen de olsa değişim işaretleri veren ve eskiye kıyasla daha az radikal ve daha ılımlı bir çizgiye çekilen bir sosyolojinin resmini çekiyor. Kürt Araştırmaları Merkezi “Kürt Barometresi” başlıklı araştırmasını, geçen hafta sonu Diyarbakır’da kamuoyuna […]

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin coğrafi yakınlığı ve Türkiye ile siyasi ve ekonomik ilişkileri düşünüldüğünde; Arapların, Türkmenlerin ve Kürt toplumunun geçirdiği dönüşümün yerel ve bölgesel etkilerinin gözetilmesi, Irak siyasetinin bütününü anlamak adına önemli noktalar. Geçtiğimiz hafta akademik bir ziyaret için Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) sınırları içinde kalan Duhok’daki Nevruz Üniversitesi’ndeydim. Bu vesileyle Bölgesel Yönetim’in idaresi […]

2023 seçimleriyle ilgili net iki sonuç var: Birincisi; Kürt şehirlerinde sandığa katılım Türkiye ortalamasından hayli düşük. Dahası, 2018’e göre Türkiye’de seçime katılma oranı artarken HDP’nin güçlü olduğu illerin hemen hepsinde katılım düşmüş görünüyor. Bu da HDP’nin seçmenini sandığa yeterince motive edemediğini gösteriyor. İkincisi; HDP’nin oyu 2015’ten beri bir düşüş eğiliminde ve 2023’teki düşüş seçmende hayal […]

  • 1
  • 2
Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.