Çocuk çetelerinin, okul içi şiddetin, eğitimin kahredici boyutlarda sınıfsallaşmasının, gençlerde geleceksizliğin yoğun şekilde arttığı bir dönemde bizim artık kısa süreli ve unutulan tartışmalara hapsolmak yerine okullarda güvenliği, çocuklarda ve gençlerde gelecek umudunu tartışmamız ve tüm bunların birer politika çıktısına dönüşmesi için ısrarcı olmamız gerekiyor.

“Sonsuz kaydırma” mantığıyla çalışan sosyal medya algoritmalarının veya durmaksızın tekrarlanan mobil oyunların hiçbirinde bir “son” tasavvuru yoktur. Burada prensesi asla kurtaramazsınız, ejderhayı yenemezsiniz ve asla bir kahraman olamazsınız, ortada varılacak bir nihayet kalmamıştır. Geriye kalan tek şey, giderek ivmelenen ve sizi bir sonraki bölüme, bir sonraki anlık ödüle, bir sonraki saniyeye kilitleyen körleştirici bir “döngü”dür.

“Zorunlu eğitim standart, kitlesel, merkezi bir eğitim-öğretim formu. Her öğrenciyi aynı kabul eden, her öğrenciyi tektipleştirmeye çalışan son derece buyurgan, otoriter bir yapı. Bir taraftan öğrenciyi özel, biricik kabul ettiğini söylüyor, farklı zekâ türlerinin bulunduğunu ifade ediyor diğer taraftan öğrencileri standart bir ölçme-değerlendirme sistemine tabi tutuyor.”

Okul güvenliği krizi, henüz başlangıç aşamasındayken doğru müdahalelerle ve tedbirlerle yönetilebilir. Siverek ve Kahramanmaraş saldırıları, birer “uyarı fişeği” olarak kabul edilmeli, polisiye tedbirlerin ötesinde, tehdit değerlendirme sistemlerine, sosyal-duygusal öğrenme modellerine ve önleyici düzenlemelere yatırım yapılmalıdır.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.