5 Cümlede 5 Şahsiyet ile Süreyya Önder’in “Sırrı”nı Anlamak

Habertürk yazarı Muhsin Kızılkaya, edebiyatçı-yazar Cihan Aktaş, SES partisi eski Genel Başkanı Ayhan Bilgen, Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca ve DEVAPartisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, Sırrı Süreyya Önder’i anlatıyor.

sırrı süreyya önder

Mülakat: Naman Bakaç

 

Bir ülkeyi ve milleti BİR(likte) kılmayı başaran nadir insanlar vardır bu topraklarda. Sırrı Süreyya Önder bu nadir ve nadide şahsiyetlerden biriydi. Tıpkı Yunus Emre gibi, Aşık Veysel gibi, Pir Sultan gibi, Mevlana gibi…. Gönlü, aklı, irfanı, iletişimi, bilgisi ve mücadelesiyle bu topraklara iyilik, güzellik, gülümseme ve barışma tohumları attı. Bu tohumları yeşertirken, daha lise çağlarında devletin acımasız yüzüyle tanıştı, hapse girdi, işkence gördü, yılmadı. Yıllar sonra “Devlet”in bir başka veçhesiyle 2013 ve 2024’te barışmak için gönlünü, elini, aklını ve bedenini tepkilere rağmen yatırmayı bildi. İyi götürüyordu bu “Devlet” ile barışma işini. Çünkü Türk’e, Kürt’e, Alevi’ye, Sünni’ye, zengine, fakire, dindara, laike, sosyaliste, milliyetçiye, liberale ve seküler olana, barışma gibi mübarek bir vasiyeti bırakacaktı. Şimdi bu barışma vasiyetini hastanede ve cenazede gösterenler, Sırrı için gerçek hayatta da göstersinler artık diyoruz.

 

Perspektif, gerçek hayatta bunu gösteren beş isme beş cümleyle Süreyya Önder’in “Sırrı”nı sordu. Onlar da üzerlerindeki ölüm acısına rağmen bunu dile getirmekten geri durmadılar. Habertürk yazarı Muhsin Kızılkaya, edebiyatçı-yazar Cihan Aktaş, SES partisi eski Genel Başkanı Ayhan Bilgen, Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen’in Süreyya Önder’e dair “Sır”larını sunuyoruz.

muhsin kızılkaya

Muhsin Kızılkaya - Habertürk Yazarı

– Ne “Sırrı” ne de “Süreyya” kelimeleri durup dururken girmemişti adına. 

 

– Süreyya takımyıldızından bir “sır” taşıyordu adında. 

 

– O sırrın künhüne varmamız için bizi bırakıp o yıldıza gitmesi gerekiyordu. 

 

– Yukarıdan bakıyor şimdi.

 

– Vasiyeti olan “barış” geldiğinde o “sır” da açığa çıkacak.  

cihan aktaş

Cihan Aktaş - Edebiyatçı, Yazar

– Sırrı Süreyya Önder kelimelerine sadık bir hakikat yolcusuydu. 

 

– Sanatı ve edebiyatı hayattan kopuk faaliyetler olarak görmedi. 

 

– Yeri; hakkı çiğnenenlerin, hor görülenlerin yanıydı, adil bir topluma özlemini dile getirdi hep. 

 

– Bu toprakların çocuğuydu, ülkemizde insanlar kardeşçe, barış içinde yaşasın diye fedakârca çaba gösterdi. 

 

– Varlığıyla yokluğu bir olan insanlardan olmadı, boşluğu hissedilecek, rahmet diliyorum.

ayhan bilgen

Ayhan Bilgen - 25, 26, 27. Dönem Kars Milletvekili ve Kars Belediye Başkanı

– Hayatı da siyaseti de doğal yaşayan, doğal iletişim kuran bir mücadele insanı. 

 

– Zor zamanlarda gülmeyi, gerilimleri bitirmeyi bilen bir çatışma çözümü uzmanı.

 

– Siyaseti kişisel kariyer planının parçası olmaktan çıkarabilen bir kültür-sanat insanı.

 

– Empati yapmayı bilen, her kesime kendi diliyle hitap edebilen bir cemiyet erbabı.

 

– Türkiye’nin siyasetine damgasını vuran, kritik konulara tanıklık eden ve bu konularda sır tutmayı başaran bir isim.

nihal bengisu karaca

Nihal Bengisu Karaca - Habertürk Yazarı

– Beynelmilel, devletin kendisine karşı çıkanlara gösterdiği şedit yüzü anlatan zarif bir reddiye mektubuydu.

 

– Sırrı Süreyya Önder, o cezalandırıcı sistemin her öfkesinden nasibini aldı; mahpushane duvarları ona aşinaydı.

 

– Kürt değildi ama dışarıda bırakılanların hikâyesine katılmak, onun hayat çizgisinin doğal devamıydı.

 

– Demokratik açılımın pinyatası yapılmasına rağmen ikinci bir ihtimal doğduğunda yine görev üstlendi.

 

– Çünkü o, hem ezilmenin hem barışmanın hafızasıydı. Organ yetmezliği dediler; ama bence o imkân yetmezliğinden öldü. Gülümsemenle çıktığın yolda, barışa doğru mütebessim yürü şimdi Sırrı.  

mehmet emin ekmen

Mehmet Emin Ekmen - DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı

– Sırrı Süreyya’yı bugün değil de 85 yaşında, yani 20 yıl sonra bile kaybetmiş olsaydık, bu ülke için yine büyük bir kayıp olurdu. Ama şimdi çok daha büyük bir kayıp oldu. Elbette her ölüm zamansızdır ama tam da kritik bir sürecin içindeyken vefat etmesi bu kaybı daha da büyüttü. 

 

– Marifeti kadar hikmeti de derindi. Doğaçlama akan sohbetin bir yerinde, bir Alevi’yi buyruk veya deyişlerle, bir Sünni’yi ayet veya hadislerle, bir inançsızı felsefi sözleriyle donatabilirdi.

 

– 2012’de dâhil olduğu barış süreçleri için yaratılmıştı adeta. İnsanların eğitimle edindiği iletişim, müzakere, arabuluculuk yetenekleri ona Yaradanın bir armağanıydı adeta. Şimdi, gergin ortamları kim yumuşatacak? Tıkanmış süreçleri kim açacak? İngiliz anahtarı gibi kimin elindeyse onun işini görecek cümleleri kim üretecek? Ya da aynı kelime veya cümleyle menfaat çatışmalarını giderecek yeni Hermes kim olacak? 

 

– 18 gün boyunca kaldığı hastane, bir modern zaman evliyasının yatırına döndü adeta. Her kesimin, herkesin akın ettiği hastanenin kafeteryası barışa hasretin dillendiği bir agora oldu. Umutlu bir bekleyişin mekânına dönen kafeterya sohbetleri bir köyün meydanı, Anadolu’da bir kıraathanenin önü, yitik bir irfanın peşinde koşanların divanı oldu adeta.

 

– Asaf Halet Çelebi’nin İbrahim şiirini okumaya sürem yetmeyince şöyle tamamlamıştı başkanlık kürsüsünden şiiri… “Ben ki zamansız bahçeleri kucakladım / güzeller bende kaldı / İbrahim / gönlümü put sanıp kıranlar kim” demiş ve eklemişti, “Dalları yeşermeyenlere gelsin.” Şimdi, onun eksik kalan son şiirini tamamlama, yarım kalan barış çabasını yeşertme borcumuzu ödeme zamanı.

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.