Soykırıma Karşı Şiddetsiz Direniş: Filo, Gazze’ye Umut Taşıyor
Küresel Sumud Filosu’na Balıkesir’den katılan Prof. Dr. Haşmet Yazıcı, Gazze yolunda: “İleride çocuklarımız ‘Bu soykırım yaşanırken sizler ne yaptınız’ diye sorduklarında bizlerin verebilecek bir cevabı var.”
Mülakat: Naman Bakaç
İsrail’in soykırım, açlık ve katliamlarına karşı harekete geçen barışçıl ve sivil Küresel Sumud Filosu, bugün Akdeniz’in dalgalarında Gazze’ye doğru ilerliyor. Bu ilerleyiş artık sadece bir yolculuk değil; dünyanın dört bir yanından gelen 40’tan fazla ülkeden 50’ye yakın teknenin taşıdığı umut, öfke, inanç, vicdan ve cesaretle insanlığa yazılmış bir manifesto. Adeta yeni bir “Nuh’un Gemisi” gibi denizlere açılan bu filo, yüzyılın en karanlık sessizliğini yarıyor.
Günlerdir denizlerde süren bu direnişin yolcularını dinlediğimde, Sezai Karakoç’un “Denizi yüklendim âdeta denizle evlendim / Denizle yaşadım denizle öldüm” dizeleri kulaklarımda çınladı. Çünkü 9 çocuğunu ve geleceğini ardında bırakıp 29 gündür denizlerle yol alan dağ gibi insanlar var bu filoda. Onların hikâyesi, mikrofonu uzatmayı hak eden bir cesaret ve vicdan çağrısı. Sosyal medyada birbirine sarılarak marşlar söyleyen, şarkılarla ve gülücüklerle ümit dağıtan bu kalabalıkları görünce ise Turgut Uyar’ın “içine karıştığımız şu kalabalığın, kardeşliktir en güzel türküsü, dillerimizin” dizeleri ister istemez zihne düşüyor.
İşte o kardeşlik türküsünü yazan kalabalığın bir parçası olarak Balıkesir’den filoya katılan Prof. Dr. Haşmet Yazıcı ile Küresel Sumud Filosu’nu konuştuk.
“KÜRESEL SUMUD FİLOSU, DÜNYANIN VİCDANINI VE UMUDUNU TAŞIYOR”
Bizi kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Sumud Filosu’na nereden ve nasıl katıldınız? Filo’ya katılma gerekçeleriniz nedir?
Küresel Sumud Filosu’na Balıkesir’den katılıyorum. Kulak Burun Boğaz Uzmanı olarak görev yapıyorum. Bir sene öncesine kadar Balıkesir Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Balı Başkanı’ydım. Fakat iki senedir kendi özel kliniğimde, sağlık hizmeti vermekteyim.
Küresel Sumud Filosu’nda kimler var? Kaç tekneyle şu anda Akdeniz’de ilerliyorsunuz? Katılımlar bildiğimiz kadarıyla eklenerek devam ediyor. Filo hangi ülkelerden geçti? Geçtiği ülkelerdeki gözlemlerinizi ve yaşadıklarınızı bizimle paylaşır mısınız?
Filoya Balıkesir’den 3 doktor olarak katıldık. Aile Hekimi Ergün Akpınar ve Ortopedi Doktoru Halil Çanakçı ile 29 Ağustos’ta Balıkesir’den yola çıkarak İtalya, Katanya’ya oradan da yine İtalya’nın Roma sınırlarında bulunan Agosta bölgesine vardık. Normal plana göre 4 Eylül’de yola çıkmamız gerekiyordu fakat eğitimler ve teknelerin hazırlanması biraz uzun sürdüğü için 14-15 Eylül’de gemilere binebildik. Birtakım eğitim süreçlerinden geçtik. Şiddet içermeyen protestolar, Sumud Filosu’nun misyonu hakkında ve ayrıca İsrail kuvvetlerinin uygulayabileceği şiddete yönelik bilgiler edindik. Eğitimlerde dünyanın dört bir tarafından gelmiş farklı din, mezhep, inanış ve dünya görüşüne sahip insanlar var. Filodaki insanların ortaklaştığı nokta, İsrail’in soykırımcı ve insan haklarına aykırı politikalarına karşı bir duruş sergilemektir. Burada herkes ailesini geride bırakıp filoya katıldı. Filoda Arjantin’den Meksika’ya, oradan da Malezya’ya kadar yüzlerce kişi var. Bu filonun büyük bir organizasyon olması nedeniyle bazı aksaklıklar oldu fakat bu aksaklıklar katılımcıların motivasyonunu bozmadı ve çoğu görev bilincini yüksek tutarak yola devam etti. Gemilerin alım ve hazırlanma safhalarında problemler ortaya çıktı. Bazı gemilerin uzun yol seferine uygun olmaması, mürettebat ile kaptanların uyum sağlayamaması gibi bir takım sebeplerden dolaylı kimi aksaklıklar oluştu. Fakat bunlar da çözüldü. Önemli olan, tüm bu zorluklara göğüs germekti ve Gazze’deki Filistin halkına yardım götürme çabası bizi sürekli diri tuttu. Nihayetinde de 40’a yakın gemi ile yola çıkıldı ve bu konuşmayı yaptığım saatlerde Gazze’ye 2-3 günlük bir yolculuğumuz kalmıştı.
Filoda bulunan bir doktor olarak Filistin’e ve insanlığa ne taşıyorsunuz?
Küresel Sumud Filosu, Birleşmiş Milletler, siyasi iktidarlar, sivil toplum kuruluşları ve medyanın kahredici sessizliğine karşı dünyanın kalbinin ve vicdanın bir seslenişi olarak ortaya çıktı. Bu bağlamda tüm insanlığın umudunu taşıyor. Çoğu katılımcılar bu eylemleri sayesinde Gazze’deki ablukanın kırılmasını, dünyanın gözlerinin bu topraklara çevrilmesini hedefliyor. Hükûmetler ve yöneticiler üzerinde baskı oluşturarak bu soykırımın sonlandırılabilmesi için bir umut ışığı taşıyor. Küresel Sumud Filosu böylesi bir misyon ile insanlığa sesleniyor. Şu an mevcut olan soykırıma ve acıya karşı sessiz kaldıkları takdirde ileride çocuklarının dahi yüzlerine bakamayacaklarından ve böylesi bir dünyada yaşamak istemediklerinden dolayı filodaki gönüllüler bu eylemi çok değerli görüyorlar.
İsrail’in Sumud Filosu’na yönelik tavrının ne olacağını öngörüyorsunuz? Öngörülerinize göre ne tür hazırlıklar ve planlamalar yaptınız?
Doğrusu bu sorunun cevabını bilmiyoruz, neticede bakıp göreceğiz. Karşımızda İsrail gibi hukuk tanımaz bir devlet var. İsrail’in, uluslararası hukuka aykırı yüzlerce girişimine şahit olduk. Sivil ve barışçıl eylemlere benzer müdahalelerde bulunan bir yapı var karşımızda. Ancak sonuçta bakıp göreceğiz.
Bildiğiniz gibi Gazze’ye giden birkaç filo oldu geçmişte. Mavi Marmara bunların başında geliyor. Şayet dana önce Mavi Marmara, Madleen ve Hanzala Gemisi’nde yaşandığı gibi askeri bir saldırı olursa ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Bu eylemin ana hedeflerinden biri şiddetsiz bir direnişte bulunmak. Gemilerde herhangi bir silah yok. Dolayısıyla askeri müdahale olsa dahi bir direniş olmayacak. Küresel Sumud Filosu ile gerçekleştirilen bu eylemin ana prensiplerinden biri, şiddete karşı şiddetsizliği göstermek, insan kalbinin ve merhametinin yüceliğini ortaya koymaktır. Dolayısıyla hiçbir şiddet ve direniş eylemi olmayacak.
Küresel Sumud Filosu hayatınızda ne tür değişiklikler meydana getirdi? Az önce dünyanın dört bir tarafından gelmiş farklı din, mezhep, inanış ve dünya görüşüne sahip insanlar olduğunu belirttiniz. Böylesi bir ortam size ne tür bir deneyim sağladı?
Hayatımızda birçok şeyi geride bırakarak buraya geldik.. Şunu söyleyebiliriz ki bu kadar acının yaşandığı bir durumda, evimizde rahat oturamayacak insanlar olduğumuz için buraya geldik, ki iyi ki gelmişiz. Allah yükümüzü hafifletecektir. En azından ileride çocuklarımız ‘bu soykırım yaşanırken sizler ne yaptınız’ diye sorduklarında bizlerin verebilecek bir cevabı var. Her ne olursa olsun soykırıma karşı mücadeleye devam edeceğiz.