Durumumuz, Fetih günü Ayasofya’ya kapanan zavallıların durumuna benziyor. Bir yandan aynı imana sahip, aynı kaderi paylaştığımız memleket insanına sırf muhalif diye en olmadık iftiraları atıyor, diğer yandan da kupon arazileri kollamak, yandaş ve yanaşma ne varsa hepsine kamu malından kaynaklar dağıtmak ve bütün bunları yaparken de paradoksal biçimde Hak cephede olduğumuzu düşünmekte hiçbir sakınca görmüyoruz.

Ayasofya, mimarlık tarihinde politik önemi, el değiştirip durması, sembol haline gelmesiyle; problematik kubbe tasarımı, Mimar Sinan’a ilham verdiği iddiasıyla hâlâ tartışılan yarım kubbeleri ve eklektik yapısıyla; Bizans’ın, İkonoklasmus’un, Latin İstilası’nın, Osmanlı’nın, Cumhuriyet’in tanığı. Sayısız imparator, padişah, devlet başkanı, mimar, sanatçı, turist, hırsız görmüş; ikinci bin yılına göz dikmiş bir efsane. Nika Ayaklanması, Ayasofya tarihinin en […]

Osmanlı, Ayasofya’yı Bizans uygarlığının mirasının korunduğu bir hafıza mekanı olarak düzenlemek üzere 18. yüzyıla kadar figüratif mozaikleri büyük ölçüde açıkta bırakmış, örtmemiştir. 18. yüzyılda mozaiklerin tamamen örtülmesi, Osmanlı Devleti’nin, Doğu Roma İmparatorluğu’nun İslamlaşmış halefi olarak Devlet-i Aliyye nosyonundan vazgeçip, modern monarşi ve ulus-devlete doğru yönelmesi sonucu kültürel mantığının değişmesinin bir ifadesidir. Sanat tarihçisi Gülru Necipoğlu, […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.