Yurttaşları pasif seçmen ya da hizmet tüketicisi olarak değil, kolektif aklın etkin unsurları olarak konumlandıran, açık veri, şeffaflık ve birlikte üretim araçlarını merkeze alan bir yerel yönetişim tasarımı, “gölgenin kısaldığı” dönemlerde dahi meşruiyet ve kapasiteyi yeniden üretebilir.

Türkiye’de 2000’li yılların ilk yarısında gerçekleştirilen yerel yönetim reformlarının, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda yer alan temel ilkelerin ve standartların dikkate alınarak hazırlandığı ve ölçek, idari vesayet, katılımcılık, yetki ve sorumluluk ile idari ve mali özerklik gibi konuları kapsayan, yerelleşme süreçlerine katkı yapan ve yerel özerkliği geliştiren düzenlemeler olduğu görülmektedir. Dolayısıyla Şart’a konulan çekinceleri sürdürmenin […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.