“Sağ”, “sol”u; “sol” “sağ” ve “İslamcı”ları okumamış, “görmemiş”tir. Yani edebî eserin en önemli ölçütü geri plana düşmüştür. Yayınlar üzerinden, yazarların, şairlerin sınıflanması yoluna gidilmiş ve “Türk Edebiyatı” bütünselliğini kaybetmiştir. 60’larda bu ayrım kemikleşmiştir. 80’lere kadar artık yekpare bir Türk Edebiyatı fikrimiz yoktur. Bu yapıyı günümüzde İslamcılar kırıyor. Çünkü Sosyalist/Marksist solun iki önemli yazarı Sabahattin Ali ve Kemal Tahir’in eserlerini artık İslamcılar yayınlıyor.

BİRTEK-SEN’in “Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Tekstil Sektöründe Kadın Emeği ve Sendikal Algı” raporu, sektörün büyüme stratejisinin sürdürülemezliğini kadın işçilerin yakıcı deneyimleriyle ortaya koyuyor Rapordaki tanıklıklar, 30 fabrikanın içinden toplanmış. Her biri farklı ünlü markalara üretim yapan bu fabrikaların ortaklaştığı üç temel konu var: Düşük ücret, dayanmanın güç olduğu uzun çalışma saatleri ve emeği de hayatı da sessizleştirilen kadınlar.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede dijital boyutu görmezden gelmek artık lüks değil; hayatî bir zorunluluk. Zira ancak bu şekilde şiddetin farklı yüzlerini tanımamız kolaylaşacak ve farklı biçimlerde hayatta kalma mücadelesi veren kadınların sesleri teknoloji tasarımlarına ve yasalara doğrudan yansımış olacak.

Kızıl saçları, kararlı bakışları, ucu hafif kalkık zarif burnu, yuvarlak çerçeveli güneş gözlüğü ve cesur adımlarıyla Gisèle Pelicot, yüzünün bir tecavüz davasıyla anılacağı gerçeğine bile göğüs gererek artık bozduğu sessizliğiyle ve yürüttüğü hak arama sürecindeki güçlü “HAYIR”ıyla, benzer bir süreçten geçmiş veya geçmemiş milyonlarca kesimin önünde bir referans noktası, sağaltıcı ilham kaynağı, güç timsali, “feminist […]

Afganistan’da Ağustos 2021’de yeniden başa geçen Taliban yönetimi, kısa süre önce kadınların toplumsal hayattaki varlığını kısıtlayan bir dizi yasağı daha onayladı. Artık kadınların ve kız çocukların evleri dışında yüzlerini, ellerini ve ayaklarını göstermeleri ve seslerini kullanmaları yasak. Distopyayı andıran bir kâbustaymışçasına… Filmlerdeki üstün yeteneği ve zarafetiyle gözlerimizi büyülediği kadar kadın ve çocuk hakları konusundaki hassasiyetiyle […]

İranlı kadınlar, gerçekleştirdikleri son eylemlerde her ne kadar istedikleri sonucu alamasalar da kamuoyunda ciddi destek buldular. İranlı kadınların mağduriyetini ve hak taleplerini dile getiren birçok İranlı aktivist ve kadın platformu sosyal medyada ciddi bir görünürlük kazandı. Bu görünürlüğün İranlı yetkiler nezdinde nasıl bir karşılık bulacağı ise bilinmezliğini sürdürüyor…

Türkiye’de de, dünyanın farklı noktalarında da kadınlar birbirlerine görünmez saç telleriyle bağlı. Ortak hayalleri, insan onuruna yaraşır yaşam koşulları eşliğinde özgürce nefes almak, özgürce yaşamak, özgürce kahkaha atıp, özgürce hayat tercihlerinde bulunmak… Bunun için adeta yanıp tutuşuyorlar. Onların mücadelesi, aslında hepimizin mücadelesi. Onların başkaldırısı, hepimizin başkaldırısı… “Her kadının ölümü şüpheli ölümdür.”  Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu […]

Güllük gülistanlık bir yaşam sürdüklerine dair yanılsamaların ortalığa saçıldığı 8 Mart’ın ardından kadınların çalışma hayatında ve toplum içinde yaşadığı, emeklerinin karşılığını alamadığı ve sürekli mücadele etmek zorunda bırakıldığı “numunecilik” algısı konusunda düşünmek için geç de olsa bir adım atmanın vakti geldi. Şimdi değilse, ne zaman? “Bilge bir kadın kimsenin düşmanı olmak istemez;  bilge bir kadın […]

Kadınların hayat seçimlerinin görünür olması, ‘başını açan erkekleri’ gizlerken kadınları sahnenin ortasına bırakıveriyor. Evet, erkekler de başlarını açtılar. Bu, toplumda çıplak gözle görülen bir sosyal gerçek ama çoğunlukla kadınları konuşuyoruz.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.