NAMAN BAKAÇ

Gazi Üniversitesi Muhasebe-Finansman Eğitimi ile Siirt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri yüksek lisans mezunudur.

NAMAN BAKAÇ

Gazi Üniversitesi Muhasebe-Finansman Eğitimi ile Siirt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri yüksek lisans mezunudur.

TÜM YAZILARI

Küreselleşme ve neoliberal akılla karakterize edilen politik ekonominin geri çekilmekte olduğunu iddia etmek ile bunun bildiğimiz dünyanın sonu olduğunu öne sürmek farklı. Daha kesin olansa Tel Aviv tarafından başlatılan soykırımcı vahşetin, kendisini insan haklarının ve medeniyetin koruyucusu olarak sunan uluslararası liberal düzenin paramparça olduğunu açığa çıkarmış olması.

Küreselleşme ve neoliberal akılla karakterize edilen politik ekonominin geri çekilmekte olduğunu iddia etmek ile bunun bildiğimiz dünyanın sonu olduğunu öne sürmek farklı. Daha kesin olansa Tel Aviv tarafından başlatılan soykırımcı vahşetin, kendisini insan haklarının ve medeniyetin koruyucusu olarak sunan uluslararası liberal düzenin paramparça olduğunu açığa çıkarmış olması.

İran-Türkiye arasında ekonomik, siyasi, kültürel alanlarda çok yönlü işbirlikleri devam edecektir. Ancak İran’ın Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde istediği desteği verebileceğinden emin değilim. Bu konuda bir politika değişikliği beklemiyorum. Türkiye’nin Suriye ile normalleşme çabaları da İran’ın hoşuna gidecek bir durum değil. Türkiye ile normalleşme, İran’ın nüfuzunun azalması anlamına gelir. Suriye’nin tekrar Arap Birliği’ne katılmış olmasını da hesaba katarsak İran’ın memnun olacağı bir gelişme olmayacaktır bu normalleşme.

Avrupa içine kapanıyor, çünkü Avrupa halkları küreselleşmeden korkuyor. Bırakın Türkiye’yi, Balkan ülkelerini dahi üye yapamayan Avrupa Birliği, Ukrayna, Gürcistan ve Moldova gibi ülkelere üyelik perspektifi verdi. Mevcut sayıda üye ülkeyle federal bir Avrupa mümkün değil, bunu herkes biliyor. Bir de üyelik perspektifi verilen, kimi savaşta, kimi kısmen işgal altında bu ülkeleri işin içine katarsanız, federatif bir yapı hiç mümkün değil.

Bilginin her geçen gün katlandığı bir çağda özellikle de muhteva değişimine kayıtsız kalamazsınız. Her dem yeni olanı kucaklamak lazım. Bununla birlikte bu müfredat aslında yeni bir şey söylemiyor, yeni bir şey de ortaya koymuyor. Sadece müfredatta olmayanı, ama hayatta olanı müfredata alıyor. Müfredatın psikolojik ve felsefi temeli ve hangi eğitimsel paradigmaya dayandığı en önemli husus. Bu konuda değişen bir şey yok.

Princeton Üniversitesi’nden Uluslararası Hukuk uzmanı akademisyen ve bir dönem BM Filistin Özel Raportörü olan Prof. Dr. Richard A. Falk, Ohio Eyalet Üniversitesi Moritz Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. John Quigley ve New York Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mücahit Bilici, Amerikan üniversitelerindeki Gazze protestolarını liberalizm ve demokratik değerler ekseninde Perspektif için değerlendirdi.

Perspektif, 31 Mart seçimlerini değerlendirdiği ve geçtiğimiz günlerde ilk kısmı yayınlanan soruşturmanın ikinci bölümü için Sabancı Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fuat Keyman ile CORE Araştırma Enstitüsü Direktörü Ulaş Tol’un görüşlerine başvurdu.

Siyaset bilimci ve yazar Prof. Dr. Nuray Mert, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız ve İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Turgay Yerlikaya hem 31 Mart yerel seçimlerinin topoğrafyasını hem de 2028’e giden sürecin nasıl şekilleneceğini Perspektif için değerlendirdi.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.