TARIK ÇELENK

1961 Erzurum doğumlu. İTÜ Elektrik Fakültesi’ni 1982 yılında bitirdi. Müteakiben Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na Mühendis Subay nasp edildi. 1999’da istifa etti. Özel sektör ve İSKİ’de Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. 2006-2012 arası Ekopolitik STK’sının kuruluşunda yer aldı. Akil adamlar çalışmasında bulundu. Vakıfbank Kültür Yayınları’nın kuruluşunda yer aldı. Türk Sağının Düşünce Atlası, Öteki ile Uzlaşmanın Yolculuğu-Ekopolitik, Yüzyıllık Düğüm: Musul Vilayeti ve Türk Sağı: Mahalle, Kriz ve Kritik kitaplarını hazırladı.

TARIK ÇELENK

1961 Erzurum doğumlu. İTÜ Elektrik Fakültesi’ni 1982 yılında bitirdi. Müteakiben Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na Mühendis Subay nasp edildi. 1999’da istifa etti. Özel sektör ve İSKİ’de Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. 2006-2012 arası Ekopolitik STK’sının kuruluşunda yer aldı. Akil adamlar çalışmasında bulundu. Vakıfbank Kültür Yayınları’nın kuruluşunda yer aldı. Türk Sağının Düşünce Atlası, Öteki ile Uzlaşmanın Yolculuğu-Ekopolitik, Yüzyıllık Düğüm: Musul Vilayeti ve Türk Sağı: Mahalle, Kriz ve Kritik kitaplarını hazırladı.

TÜM YAZILARI

Türkiye’nin geleceği yalnızca siyasi reformlarda değil, kültürel inceliği, estetik duyarlığı ve görgü merkezli bir toplumsal ahlakı yeniden üretme kapasitesindedir. Çünkü bir toplum kendi inceliğini kaybettiğinde reformlar boşluğa düşer, inceliğini yeniden kazandığında ise en karmaşık dönüşümlerin bile altından kalkabilir. Bu, yalnızca sosyolojik değil; tarihsel tecrübeyle sabit bir hakikattir.

Dönüşemeyen köylülük, görgülü görünümlü görgüsüzlük, sahte elitlik, kültürel kalite erozyonu, kamusal tartışma ve siyaset dilinde sertleşme sonuçta topyekûn çürümedir. Çünkü bu yapı hem gerçek dönüşümü engeller hem de topluma “başka türlüsü olamaz” hissi vererek değişim motivasyonunu düşürür. Ülkemizin ayırt etmeksizin tüm mahallelerinin açık ve gizli köylülükleri ile yüzleşmesi, topyekûn çürüme önünde set olabilecektir. Bu da gerçek bir zihniyet devrimini gerektirmektedir.

Özde İslam tasavvufu, kadim ezoterik-bâtıni öğretinin İslami koludur. Buradan baktığınızda, tevhidi ve nebevi bakışla İslam tasavvufunun evrensel tüm kadim öğretilerle veya ötekiyle bir sorununun olmaması gerekmektedir.

Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı ile bugünkü İslam teolojisi anlayışında evrensel ahlak ve vicdanın yeri konusunda bir söyleşi yaptım. Çağrıcı Hoca Ehli Sünnet çizgisinden ayrılmayan, çok yönlü itibarı olan ve mahallelinin güvendiği bir ilahiyatçı. Aynı zamanda gelenekten kopmayarak mevcut krizin teolojik temelli kritiğini yaptığı yazılarıyla da tanınıyor.

İçinde bulunduğumuz, hakikatin önemini yitirdiği post-truth çağında, kapalı grup bireylerinin -yani mahallelinin- kendi dışındaki gerçeklikleri kabul etmeme eğilimi, ahlaki değerlerin sözde dava uğruna esnekleştirildiği ve katı bir fıkıh anlayışına dayalı popülist, yerel bir ideolojik din anlayışını bizlere dayatmaktadır.

Siyasal İslamcı siyaset, bugün İslam dünyasında bir düzen kuruculuk rolünü üstlenmek istiyorsa önce kendi ülkesinde rızaya dahil, adil, demokratik ve hukuka dayalı bir düzeni tesis edebilmelidir.

Kim AK milliyetçiliğin bir devlet ve beka ideolojisine dönüşüp kitleyi hep kontrol altında tutabileceğini zannediyorsa yanılmakta. AK kitle refah ve yaşam tarzı güvencesi için temelde bu hareketin ardında hep durdu. Sorun ideoloji ise onun da orijinal adresi AK milliyetçilik değil. Popülist bekacılığın ise zaten refah ve özgürlükle işi olmaz.

70 veya 80’lerdeki milliyetçilik veya İslam anlayışımız her ne kadar entelektüel bir derinlikten nasipsiz ise de ciddi bir kültürel samimiyet ve vatanseverlik iştiyakını içermekteydi. Şimdiki boş bekacı popülist milliyetçilik veya İslamcılık anlayışı, maşerî vicdandan direkt dışlanmışlık, ülkeden nitelikli göç ve bölücülüğün adresi olarak karşımızda durmakta.

Bugün Türkiye düşünce ve politik hayatında artık Türk Sağı ve mahalle kavramının yerleştiğini müşahede edebilmekteyiz. Mahalle, taşra ve devlet ilişkileri bu bağlamda tartışılabilmektedir. Mahalleni vicdanı ve etik değerleri, aydınlar ve kendince muhalefetçe uyarılmaya çalışılmaktadır. Artık saygın politikacılar ve entelektüel kamuoyu Türk Sağı’nın dönüşümünde mahalleyi kavramsal ve uygulama olarak gündeme getirebilmekteler.

Devletler içindeki geleneksel otoriter yapılar, İslamcıların başarısızlığından sonra siyasal demokratik İslam’ın Anadolu, Ortadoğu veya Uzakdoğu’da toplumsal demokratik-hukuki bir dönüşüm yapamayacağını gördüler. Bu yapılar, siyasal İslamcılarla bir otoriter güvenlik sentezine girerek popüler anlamda halkı da ikna edebildiler. İronik bir espri ile bu yeni üst kimlik sentezini belki ülkemiz için “Türk tipi yeni bir ulusalcılık” olarak da isimlendirebiliriz.

  • 1
  • 2
Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.