Ötekimizle Helalleşmek

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

Türkiye’nin ötekileştirme ve kutuplaşma sorununun azaltılması ancak hep birlikte bir helalleşme yolculuğuna çıkmamızla mümkün olabilir. Her birimiz kendi ötekimizi bulup helalleşebilsek inanın Türkiye çok daha yaşanası bir ülke olur.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı bir televizyon programında “Bizim muhafazakar dünya ile helalleşmemiz lazım…” sözleri ile başlattığı tartışma, şu ana kadar CHP’nin neden bir helalleşmeye ihtiyacı olduğu veya olmadığı ve Kılıçdaroğlu’nun yaptığı bu yeni açılımın seçmenler nezdindeki olası etkileri üzerinden yürütülüyor. Bence Türkiye’deki yaygın ötekileştirmeye ve derin kutuplaşmaya değinmeyen bu tartışma oldukça eksik.

 

Konuya yaklaşan seçimler çerçevesinde bakacak olursak hellalleşmeye en çok CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun ihtiyacı olduğu aşikar. Cumhurbaşkanlığı seçimi, Tayyip Erdoğan ve CHP’nin ittifak ortakları ile istişarelerden sonra belirleyeceği aday arasında geçecek. Bugün için görünen o ki CHP’nin tercihi Kılıçdaroğlu olacak. Erdoğan, ağırlıklı olarak Cumhur İttifakı’nı teşkil eden AK Parti, MHP ve BBP’nin seçmenlerinden oy isteyecek. Erdoğan geçmişte özellikle MHP tabanına yönelik bazı olumsuz ifadeler kullanmış olsa da bu sözler öyle çok büyük bir mağduriyet yaratmadı. Zaten bu ifadeleri pek hatırlayan da kalmadı. Dolayısıyla Erdoğan’ın MHP ve BBP seçmeninden helallik istemek gibi acil bir ihtiyacı yok.

 

CHP’nin adayının işi daha zor olacak. Zira Millet İttifakı’nı teşkil eden CHP, İYİ Parti, SP, DP’nin yanısıra, ittifaka katılmaları beklenen DEVA ve Gelecek Partisi, ittifaka katılmayacak olan HDP ve dahası AK Parti ve MHP’den kopabilecek seçmenlerdan oy isteyecek. Bir diğer ifade ile CHP’nin adayı sosyal demokrat ve Kemalist seçmenin yanısıra, ılımlı milliyetçilere, siyasal İslamcılara, muhafazakarlara, merkez sağa ve dahası Kürt siyasal hareketine aidiyet hisseden seçmene hitap etmek zorunda kalacak. Sorun şu ki, CHP geçmişte özellikle dindar kesimi ve bir önceki cümlede tarif edilen çerçevede Kürtler’i ötekileştirdi. Öyle ki, bir dönem siyasi stratejisini büyük ölçüde ötekileştirme üzerine inşa etti. Böylece, AK Parti geniş toplum kesimlerine hitap edebilirken, CHP kendisini dar bir alana hapsetti.

 

CHP, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan seçilmesiyle birlikte ötekileştirme üzerine inşa ettiği siyaseti önce mütereddit adımlarla ve son zamanlarda daha kararlı bir biçimde terketti. Kendisini hapsettiği dar alandan kurtuldu ve seçim ittifaklarının yasallaşması ile birlikte içinde Saadet Partisi’nin bile yer alabildiği Millet İttifakı’na öncülük etmeyi başardı. Dahası, ittifaka dahil olmayan HDP seçmenine de hitap edebilir hale geldi. Bu ittifak önümüzdeki dönemde yeni muhafazakar partilerin katılımıyla daha da çeşitlenebilir. 2019 yerel seçimlerinde CHP’nin ortaya koyduğu bu yeni siyasetin başarılı olduğu görüldü. Kılıçdaroğlu bu başarıyı tekrarlanabilir kılmak ve daha da önemlisi partilerin arasındaki ittifakı tabana yayabilmek için CHP’nin geçmişte ötekileştirdiği ve şimdi oyuna talip olduğu kesimlerle helalleşme çıkışını yaptı. Bu defterin bir kerelik özürle kapanmayacağının bilincinde olduğu için de “yolculuk” kavramını kullandı. Bence  hem partisi hem de Türkiye açısından doğru olanı yaptı.

 

Öte yandan Türkiye’nin ötekileştirme sorunu sadece CHP liderinin helalleşme yolculuğu ile çözülemeyecek kadar yaygın ve derin. Türkiye’de ötekileştirme ne CHP’nin tekelinde ne de siyasi partilerin. 1990’lardaki başörtüsü yasağı, yıllardır bir tane bile Alevi vali olmaması, ülkemizde yaygın olarak konuşulan Kürtçe’nin adeta yok sayılması, müslüman olmayan azınlıkların potansiyel düşman muamelesi görmesi gibi  ötekileştirme örnekleri hepimizin malumu. Peki ya haşemasıyla plaja giden bir kadına yönelik alaycı, Ramazan’da dışarıda yiyecek içecek tüketen kişilere yönelik kınayıcı bakışlar, bunlar ötekileştirme değil mi? Bazı illerimizde bir vatandaşımızın kalabalık ortamlarda Türkçe bilmeyen annesini telefonla aramaktan çekinmesi ötekileştirme değil mi? Vatandaşlık görevlerinin tamamını yerine getiren ve kimseye bir zararı olmayan bir bireyin sırf cinsiyet kimliği nedeniyle ahlakının sorgulanması ötekileştirme değil mi? Peki Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yolculuğu bu sorunların hangisini çözecek?

 

Ötekileştirmenin sonuçlarından birisi de duygusal siyasal kutuplaşma, basit anlatımla farklı toplum kesimlerinin birbirine katlanamama hali. Kutuplaşma Türkiye’nin yabancısı olduğu bir kavram değil. İstanbul Bilgi Üniversitesi Göç Araştırmaları Merkezi ve Marshall Fonu’nun İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın desteği ile gerçekleştirdiği Türkiye’de Kutuplaşma’nın Boyutları 2020 araştırması Türkiye’de kutuplaşmanın ne denli çetrefil bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma, toplumun büyük bölümünün kendilerine uzak hissettikleri parti taraftarlarını hor gördüğünü, onlarla ilişki kurmak istemediğini ve dahası bu kişilerin temel haklarının ihlal edilmesini normal karşıladığını gösteriyor.

 

Kutuplaşmanın sorumlusu kimdir diye sorulduğu zaman hemen herkes siyasetçileri işaret ediyor, çok az kişi kendisinin de sorumlu olabileceğini düşünüyor. Kutuplaşmada siyasetçilerin rolü elbette gözardı edilemez. Bazılarının kutuplaştırmayı siyasi stratejilerinin merkezine yerleştirdikleri de malum. Öte yandan kutuplaşmada siyasetçilerin baş rolü oynuyor olmaları tek sorumlu oldukları anlamına gelmez.

 

Herbirimiz farkında olarak veya olmayarak, az veya çok kutuplaşmaya katkıda bulunuyoruz. Bazen alaycı veya kınayan bir bakışla, bazen gergin olduğumuz bir anda sosyal medyada yaptığımız bir paylaşımla, bazen de bir kişinin veya bir grubun ayıbını bütün bir toplum kesimine mal ederek sorunun bir parçası haline geliyoruz. Hepimiz ötekileştirmenin ve kutuplaşmanın mağduruyuz ve bir çoğumuz aynı zamanda sebebi.

 

Başa dönecek olursak Kılıçdaroğlu’nun hellalleşme çıkışının önemli ve cesur bir adım olduğunu ve bu çıkışın seçimlerde partisine avantaj sağlayacağını düşünüyorum. Türkiye’nin ötekileştirme ve kutuplaşma sorununun azaltılması ise ancak hep birlikte bir helalleşme yolculuğuna çıkmamızla mümkün olabilir. Her birimiz kendi ötekimizi bulup helalleşebilsek inanın Türkiye çok daha yaşanası bir ülke olur.

 

Sizin ötekiniz kim? Helalleşmeye hazır mısınız?

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.