Jeffrey Rogg’un yeni kitabı, Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar Amerikan istihbarat tarihini ele alıyor. Rogg bu tarihi, sivil-istihbarat ilişkileri gibi, sivil-askeri ilişkilerle benzerlik gösteren ve daha önce üzerine yeterince çalışılmamış özel bir bakış açısıyla inceliyor. Kitabın en önemli katkılarından biri de ele aldığı bu sorunların büyük bir kısmının oldukça uzun bir geçmişi olduğunu göstermesi. Peki, ABD istihbarat kurumları yüzyıllar boyunca hükümetin geri kalanıyla ve halkla nasıl bir ilişki içindeydi?

Trump’ın yeniden başkan seçilmesinin ardından yeni bir hayat arayışıyla ülkeden ayrılan Amerikalıların sayısı artıyor görünüyor. Hollanda bu arayış için bir çıkış yolu sunuyor.

Son on yılda, küresel tartışmalara paralel olarak, Orta Doğu ülkelerinin jeopolitik ve jeoekonomik ilişkilerinde çok kutuplu bir yaklaşım benimsedikleri fikri öne çıkmıştı. Bölge, ekonomik, teknolojik ve stratejik altyapı açısından şüpheye yer bırakmayacak şekilde çok kutuplu hale geldi. Fakat, giderek çok kutuplu hale gelen bu tablo, bölgesel güvenliğe yansımıyor.

Mamdani’nin adaylığını açıklamasından bu yana karşı karşıya kaldığı nefret dalgasına yanıtı meydan okumaydı. İnancından duyduğu gururdan ve hayatı boyunca maruz kaldığı korku ikliminden bahsetti. Biz inancımız sayesinde kazanmadık; seçmenlerin endişelerinden faydalanmak yerine endişelerini dikkate aldığımız için kazandık.

Gökdelenlerin arasında bir lobiye yanaşıp onlardan icazet almak, Ugandalı bir baba ve Hint bir anneye sahip bir Müslüman için zor olacağından mıdır bilinmez, Mamdani New York halkından başka kimseye yanaşmadı.

ABD, SİHA satışını kısıtlayan düzenlemeleri “yeniden yorumlayarak” küresel pazarda yeniden ağırlık kazanmaya çalışıyor. 2020 ve 2025 düzenlemeleriyle ihracat kısıtlamaları gevşeten Washington, Predator ve Reaper gibi sistemlerin satışını “kolaylaştırdı.”

Türkiye’nin enerji tartışması yalnızca “yerli gaz mı, LNG mi?” sorusuna indirgenemez. Mesele çok daha karmaşık bir dengeyi içeriyor. ABD başta olmak üzere farklı ülkeler ve şirketlerle imzalanan kısa, orta ve uzun vadeli sözleşmeler Türkiye’ye çeşitlilik ve esneklik sağlıyor ancak yanlış kurgulanırsa bütçeye ağır yük getirebilir.

Gazze ile başlayan, Lübnan ve Suriye’de İran’ı etkisizleştiren dalganın son yıllarda olumlu dönüşüme giren Irak’a sirayeti, ABD’nin de kontrol edemeyeceği bir kaosa yol açabilir. Bu gerçeklik milislerin sistem içerisinde ehlileştirilmesini makul bir seçeneğe dönüştürüyor.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.