Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, onun sembolik yetkilere sahip tarafsız bir kişi olmasıyla bağdaşmaz. Çünkü halk tarafından seçilme, o kişiye güçlü bir demokratik meşruiyet sağlar; o takdirde kendisine niçin ancak sembolik yetkiler verildiği tartışılabilir. Keza halk tarafından seçilmek, zahmetli ve pahalı bir seçim kampanyasını, o da en az bir siyasi partinin örgütlü desteğini gerektirir ki, bu […]

Anayasa yapım sürecinin iki aşamalı olmasının sakıncası, demokratik hukuk devletine geçilmesi sürecinin gereksiz yere uzatılmış olmasıdır. Bu, toplumdaki belirsizlik duygusunu güçlendireceği gibi, iktidar ortağı partiler arasında görüş ayrılıklarının ortaya çıkması riskini de arttıracaktır. Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerini Cumhur İttifakı kazandığı takdirde, öngörülebilir gelecek için demokrasiye veda etmiş olacağımızda kuşku yoktur. Bu seçimlerden birini Cumhur […]

Türkiye’nin gerek tek-parti döneminde, gerek çok-partili hayatın bazı bölümlerinde dışlayıcı lâiklik uygulamalarına sahne olduğu bir gerçek olmakla beraber, son yirmi yılda pasif lâiklik yolunda önemli bir mesafenin alınmış olduğundan da kuşku duyulamaz. Halen muhalefet partilerinin hiçbiri, dışlayıcı lâiklik anlayışının savunucusu değildir. Son haftalarda lâiklik tartışmaları, siyaset gündemimizin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın […]

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem dünün ve bugünün “ikili eleştirisi”nden başlamalıdır. Daha da önemlisi, toplumsal değişime ve taleplere uygun bir içerik taşımalı ve sadece bir yönetim sistemi olarak değil, aynı zamanda Türkiye’nin “Yeni Hikâyesi”nin bir parçası olmalıdır. 16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen ve 9 Temmuz 2018’de tam anlamıyla uygulamaya sokulan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişten bugüne kadarki […]

Cumhur İttifakı’nın toplam milletvekili sayısı, yeni bir anayasa önerisini referanduma sunmak için gerekli 360 sayısının çok altındadır. Bu sayıya ulaşmadan onu referanduma sunmak da, Anayasamıza göre mümkün değildir. İktidar bloku liderleri bu realiteyi elbette bildiklerine göre, böyle bir projeyi gündeme getirmelerindeki amaç ne olabilir? Bence bu amaç, seçmenin dikkatini yakıcı ekonomik sorunlardan ve yolsuzluk iddialarından […]

Yasama dokunulmazlıkları çağdaş demokrasinin önemli bir unsurudur. Yasama sorumsuzluğu milletvekillerine her türlü görüş ve eleştirilerini serbestçe ifade imkânı vermekte; yasama dokunulmazlığı da Meclis çoğunluğunun muhalif milletvekillerini uydurma nedenlerle görevlerini îfâdan alıkoymalarını engellemektedir. Yasama dokunulmazlığının keyfî ve siyasi nedenlerle kaldırılabilmesi, Meclisin gerçek iradesinin ifade bulmasını engelleyebilir. Yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı, kökenleri Yeniçağın İngiliz Parlâmentosuna çıkan […]

Geldiğimiz noktada yüzde 50 bandına oturan iki ittifakın da kendilerine öteki olarak karşı ittifakı tanımlaması bir toplumsal mutabakatın pek de gerçekçi olmadığını gösteriyor. Meclis aritmetiğini bir şekilde geçse bile toplumun onayına gelen olası bir anayasa teklifi ancak ve ancak karşı yüzde 50’yi ‘yenerek’ kabul edilebilir, ki bu durum da mevcut kutuplaşmayı daha da fazla alevlendirecektir. […]

Türkiye’nin bugünkü siyasi rejimi ile 1921 Anayasasının kurduğu sistem kadar birbirine zıt iki sistem tasavvur edilemez. Aradaki tek benzerlik, her ikisinin de kuvvetler ayrılığı değil, kuvvetler birliği prensibine dayanmalarıdır. Ancak bugünkü Türk sistemi bütün yetkileri Cumhurbaşkanında toplamış olduğu halde, 1921 Anayasası bütün yetkileri TBMM’de toplamış, dünyada örnekleri pek az olan bir “meclis hükümeti” sistemi yaratmıştır. […]

Cumhur İttifakı’nın yeni anayasa ve Uzay Vatan hamleleriyle yaratmak istediği yeni öyküye alternatif olacak öykünün çok önemli bir boyutu 1921 Anayasası referansı içinde yapılacak yeni anayasa çağrısıdır.  Yüzüncü yılında; hem 1921 Anayasası’na içerdiği kurucu, demokrat ve devrimci yapısı içinde sahip çıkacak  hem de kentli ve çoğulcu Türkiye’nin demokratik, adil ve iyi yönetiminin temel normlarını bu […]

Demokratik süreçlerin işlediği ve yönetimin seçimlerle belirlendiği bir ülkede, asıl olan iyi yöneticilerin varlığı değil, devletin demokratik karakteri, tüm vatandaşların eşit haklara sahip olduğunun kabul edilmesi, yasaların demokratik geleneğe göre hazırlanmış olması ve bunların düzenli olarak uygulanmasıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “esasen Türkiye’de sorunların kaynağının 1960’tan beri hep darbeciler tarafından yapılan anayasalar olduğu açıktır” ifadesiyle gündeme gelen […]

  • 1
  • 2

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.