Akıl ve Vicdan Sorunu

Suriye ve Ukrayna savaşlarının bize gösterdiği en acı gerçek; menfaatçi yaklaşımın, ideolojik ve dini/mezhebi yobazlığın vicdanı körelttiği, hatta ortadan kaldırdığıdır. Bu, insanlığın geleceği açısından en tehlikeli anlayışlardan birisidir. Tehlikeli olmasının ana nedeni, aklın yok edilmesi, yani aklın kundaklanmasıdır.

“Kaybetmeyi ahlaksız bir teklife tercih et.
İlkinin acısı bir an, diğerinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer…”
Geronimo

 

Suriye’de, barışçıl hak taleplerinin şiddetle bastırılması sonucu ortaya çıkan muhalefet ve Rusya ile İran’ın ülkeye taşıdığı terörle ilişkili unsurların muhalefeti terörize etmesiyle oluşan iç savaş bir tür turnusol işlevi görmüştü. Rejimin uyguladığı şiddet, birçok kesimin içine girdiği kirli ittifaklar, ideolojik ve mezhepsel yakınlık üzerinde zemin bulan vicdansızlığın hangi boyutlara ulaşabileceğine şahitlik etmiştik.

 

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, bu pozisyonun, tüm açık verilere ve bilgilere rağmen ne denli derin, kirli ve vicdandan yoksun olduğunu tekrar gösterdi. İşgalle birlikte ortaya çıkan, aynı argümanları kullanan, benzer cümleleri tekrarlayan, buldukları her mecrada boy gösteren ve pozisyon alan bu anlayış toplumsal barış ve dünyanın geleceği için büyük bir tehdit.


‘Bağımsızlık’ vurgusu yapmalarına rağmen, bu zümrenin temel motivasyonunu ideolojik yakınlık üzerinden kurulan istihbari ilişki olarak tanımlamak mümkün. ‘Bağımsız’ gazeteci, siyasetçi, akademisyen, STK yöneticisi veya sanatçı gibi sıfatlarla toplumun karşısına çıkıyorlar. İçinde yaşadıkları toplumun ferdi gibi davranıyorlar. Ama sahip oldukları motivasyonların etkisiyle, kendilerine empoze edileni yaymak için yoğun çaba gösteriyorlar. Her koşulda da tehlikeliler.


Birbirinden oldukça farklı inançlara sahip olmalarına rağmen, aynı konuda, benzer savunmalar yaptıklarını görebilirsiniz. Siyasal pozisyonlarının farklılığına rağmen aynı dili kullandıklarını izleyebilirsiniz. Benzer argümanları savunarak pozisyonlarını açıkladıklarına şahit olabilirsiniz. Suriye, bu zevatın izlendiği en acı coğrafyaydı. Şimdi bu acı gerçek Ukrayna’nın işgaliyle yeniden ortaya çıktı.


Rusya’da yaşayan insanların bir kısmı, olan biteni “savaş”, “işgal”, “katliam” kavramlarıyla izah ederken, buna karşı protesto yaparken, bahsettiğimiz türden kişiler, “Aslında bu hem savaş değil hem işgal değil”, “Rusya var olan savaşı bitirmek için Ukrayna’ya girdi”, “Rusya yanlısı değil; faşizm, NATO ve savaş karşıtıyız”, “Nazilere karşı operasyon yapıyoruz” gibi ifadelerle pozisyonlarını aklamaya çalışabiliyorlar. Hızını alamayan kimileri ise kanlı işgal üzerinden Türkiye’deki karşıtlık pozisyonunu tahkim etmeye çalışabiliyor.


Aklın Kundaklanması

 

Suriye ve Ukrayna savaşlarının bize gösterdiği en acı gerçek; menfaatçi yaklaşımın, ideolojik ve dini/mezhebi yobazlığın vicdanı körelttiği, hatta ortadan kaldırdığıdır. Bu, insanlığın geleceği açısından en tehlikeli anlayışlardan birisidir. Tehlikeli olmasının ana nedeni, aklın yok edilmesi, yani aklın kundaklanmasıdır.

 

Akıl ve vicdan olsa, Putinizimin sol veya sosyalizmle bir ilgisinin olmadığını bilir. Slav nasyonalizmiyle, solu veya sosyalizmi karıştırmaz. Hem halkçılık yapıp hem de milyonlarca insanın katili olan Stalin’i yüceltmez. Milyarlarca dolarlık servetlere sahip olan oligarkların yönettiği kapitalist bir ülkeyi kutsamak için bunca kötülüğe göz yummaz.

 

Akıl ve vicdan olsa, Çeçenistan’ı yerle bir eden, binlerce insanın kanına giren bir yönetim için başka bir ülkeye savaşa gidilmez. Akıl ve vicdan olsa, 69 yıl koca bir coğrafyayı sömüren, milyonlarca insanı sürgüne gönderen, milyonlarca insanı katleden kirli bir yönetimin kopyası desteklenmez. Akıl ve vicdan olsa, bir ülkenin vatandaşları tarafından seçilmiş yöneticilerine karşı askeri darbe çağrısına destek olunmaz.

 

Rus yönetim erkinin kilise ile kurduğu ilişki ve kendine Mesih vari sıfatlar atfetmesini izleyince aklıma Fransız şair Comte de Lautréamont’un, “Yeterince hırsızlık yaparsan, çaldığın paralarla seni aziz ilan edecek bir kilise satın alabilirsin” sözü geliyor. Akıl ve vicdan yoksunları ise buna gerekçe üretmeye çalışır.

 

Vicdana ve ahlaka dair kırıntıların, bu zevatta hiçbir karşılığının olmadığının farkındayım. Ama bu anlayış ile yüzleşmenin nedenli önemli olduğunu da ortaya koymak gerektiğine inanıyorum. Vicdan yitirilmişse, her kötülük meşru görülür ve onu sınırlayan hiçbir değer kalmaz. Çünkü vicdansızlık hem ruhu çürütür hem de aklı yok eder.

 

Suriye meselesinde İran etkisindeki kimi ‘İslamcılar’, kimi mezhepçiler ve Rusya etkisine açık kimi sosyalistler bu duruma düştü. Rejimin yürüttüğü sivil katliamlara ilişkin ürettikleri gerekçelerle ne denli akıldan yoksun ve vicdansız olduklarına şahit olduk. Bugün benzer durumu tekrar izliyoruz.

 

Bu tür durumlarda Kızılderili liderlerinden Geronimo’nun, “Kaybetmeyi, ahlaksız bir teklife tercih et, ilkinin acısı bir an, diğerinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer” sözünü hatırlamakta yarar var.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.