Pavese ve Yabancılaşma

İtalyan Yeni Gerçekçi edebiyatının önemli eserlerinden biri, Pavese’nin Senin Köylerin romanıdır. Pavese, romanında Mussolini’nin kırsal politikasına, burjuvazinin kırsal kesimde tahkim edilmesine gönderme yaparken, Sovyet edebiyatında esinlendiği romanları da hatırlar. Senin Köylerin, Şolohov’un Uyandırılmış Toprak’ıyla biçimsel ve trajik benzerlikler taşır.

Share on twitter
Share on facebook
Share on linkedin
Share on whatsapp
Share on email

İtalyan Yeni Gerçekçi edebiyatının önemli eserlerinden biri, Pavese’nin Senin Köylerin romanı. “Paesi Tuoi” şüphesiz “senin köylerin” olarak tercüme edilebilir ama metnin mecazi dinamikleri sadece anlattığı köyle yetinmiyor, bir eleştiri de saklı içinde: Senin köylerin, senin yurdun, toprakların. Elbette siyasi bir göndermesi de var: Senin hikâyen.

 

 

Hapisten çıkan Breto, Torino’da barınmasının tehlikeli olacağını düşünerek hapishane arkadaşı Talino’nun peşinden köyüne gider. Başta Breto’nun uyanık, Talino’nunsa alık olduğunu düşünürüz. Dahası Breto’nun köye gelmesini isteyen Talino gibidir. Breto şehirli özgüveniyle Talino’yu alaya alır, onu kandırdığını düşünür. Hem kafasını dinlemek hem de para kazanmak için Talino’yu takip eder.

 

Oysa roman ilerledikçe köydeki toplumsal ve iktisadi mekanizma Breto’nun kendisini ele geçirir. Şehirli Breto saf Talino’nun ve ailesinin tutsağı hâline gelir. Breto’nun düşündüğünün aksine kırsal kesim en az şehir kadar acımasızdır.

 

Köylülerle Ne Yapacağız?

 

Pavese’nin romanı kültürel bir şehirli-köylü çatışmasına odaklanır gibi gözükse de, birkaç adım sonra anlatı iktisadî, dolayısıyla ideolojik bir hâl alır. Talino’ya yemek ısmarlayan, onu geneleve götüren Breto, onu kendisine borçlu kıldığını düşünse de kendisi Talino’ya borçlu kalır. Talino’nun ailesinin yanında bir işçi hâline gelir. Köydeki iktisadî yapı onun her an işini kaybedebileceğini de vurgular; köylüler dışarıdan gelene güvenmez, onun yerini alabilecek başkaları vardır. Diğer yandan hikâyenin trajik boyutu, cinayet, kırsal kesimin dinamiklerini vurgular: Tarla gibi, inekler gibi, buğday gibi kadınlar da kırsal özel mülkiyetin bir parçasıdır.

 

Breto’yla Talino’nun köye giderken uğradıkları pazarda karşılaştıkları adam ise kaderini işaret eder. Adamın adı da Breto’dur; dolayısıyla Pavese şehirli-köylü ayrımını her an yer değiştirebilecek biçimde kurgular. Dahası söz konusu ayrımın yerini işçi-köylü, kent proleteryası-kırsal proleterya ikilisi alır. Zira köydeki iktisadî yapıyla şehirdeki arasında bir fark yoktur.

 

Burada Pavese, Mussolini’nin kırsal politikasına, burjuvazinin kırsal kesimde tahkim edilmesine gönderme yaparken, Sovyet edebiyatında esinlendiği romanları da hatırlar. Senin Köylerin, Şolohov’un Uyandırılmış Toprak’ıyla biçimsel ve trajik benzerlikler taşır.

 

Uyandırılmış Toprak, kırsal kesimdeki kolektifleşmeyi anlatırken Sovyet siyasetini de yansıtır. Bolşevikler sadece iş sınıfından oluşan, gelişmiş bir ülkede devrimle baş başa kalmamışlardı. Birçok tartışma yanında Stalinizm, Troçkizm gibi keskin ideolojik ayrışmalar da şehirle köy arasındaki ayrımdan, proleterya ile köylü sınıfı arasındaki farklardan, Rusya’nın engin topraklarındaki doğal bir olgudan hareketle ortaya çıkıyordu: Köylülerle ne yapacağız? Sovyetlerin ilk amacı ikisi arasında bir ittifak kurmaktı; iktisadi olarak ikisi arasında bir denge kurarak.

 

 

Pavese’de Sovyet Etkisi

 

Pavese romanında, faşizmin kırsal kesimdeki etkisi sebebiyle bu ittifakın imkânsızlığına işaret eder. Breto ile Talino arasında bir ittifakın yerini, ikisini de çarkları arasına alan aynı iktisadi cendere vardır. Dahası bu cendere Breto’nun Torino’da görmediği trajik bir boyuta da sahiptir. Şehirli ile köylü ideal bir kurguda bir araya gelmez, aksine birbirlerine alabildiğine yabancılaşır. Talino’nun roman boyunca anlaşılmaz kalan, anlaşılmaz kaldıkça daha da tekinsiz bir biçim alan suçları da bu yabancılaşmanın ürünüdür, tıpkı Breto’nun suçları gibi. İktisadî çerçeve özneleri hem kendilerinden hem de yaşadıkları toplumsal bağlamdan tecrit eder. Talino’nun acımasız öfkesi yanında Breto’nun gelecek tasarılarından uzak, günübirlik hayatı da bunu gösterir. Romanın adının anıştırdıklarını göz önüne aldığımızda ismin mecazi yoğunluğu da artar; sadece köylerin değil, senin hikâyendir bu.

 

Pavese’nin romanında da Rus ve Sovyet edebiyatının etkisini görmek mümkün. Etkilenme sadece Senin Köylerin kitabıyla da sınırlı değil, Pavese’yle sınırlı olmadığı gibi. Calvino’nun Örümceklerin Yuvalandığı Patika’sından daha önce söz etmiştim. Bu konuda Giovan Battista Di Malta’nın Cagliari Üniversitesi’nde hazırladığı doktora tezi kıymetli bilgiler veriyor (“Modelli letterari russo-sovietici del romanzo neorealista: Pavese, Calvino e Viganò”, (1938-1949).

 

Di Malta, Calvino’nun romanıyla Ostrovski’nin arasında, benim bulduğumdan da fazla benzerlikler tespit ediyor. Calvino’yu anlattığı kısmın sonunda benim de cevabımı bulamadığım soruyu soruyor: “Calvino, önsözünde kaynaklarını cömertçe sunarken neden Ostrovski’den bahsetmedi?”

 

Di Malta bunun sebebinin oto-sansür olabileceğini söylüyor. Altmışların İtalya’sında Calvino Sovyet edebiyatından esinlendiğini söylemekten imtina etmişti. Di Malta, Calvino’nun romana yazdığı önsözün de bu sebeple hem ipuçları yumağıyla dolu, hem de tutarsız olduğuna dikkat çekiyor. Bu ihtimali hesaba katınca, Calvino’nun çağdaşlarının iyi birer yargıç olamayacağını, başkalarını veya kendini taklit ettiğini söylemesi tesadüf olmasa gerek: “O an geçtikten sonra, ister kendini dile getirmiş ol, ister olma (bunu aradan yüz, yüz elli yıl geçmeden bilemeyiz; çağdaşlarımız iyi birer yargıç olamazlar), o andan sonra zarlar atılmış oluyor, olsa olsa başkalarını ya da kendi kendini taklit ediyor insan, artık gerçek, ikame edilemez bir söz söyleyemiyor.”

_____
En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR