Sezai Karakoç’u öncülü sayılan Necip Fazıl’dan ayıran ve Mehmed Akif’e yaklaştıran yönü onun salt Müslüman kültürle yetinmeyerek referansını doğrudan Kur’an-ı Kerim’e yöneltmesi, ona daha yakın durmuş olmasıdır. Fikriyatına Dair   Yaşım itibariyle besbelli neredeyse her ay bir yakınımı benden evvel ahiret âlemine gönderip arkalarından bakmak, yazmak ödevi düşecek artık benim boynuma. Bundan kaçış yok. Sezai […]

Dilek Kartal, kendi sesine sahip çıkmaya çalışan ama bu sahiplenmeyi şiirinin esas meselesi hâline getirmeyen ve üstelik şiirsel romantizme de teslim etmeyen bir sesle yazıyor şiirlerini. Şiirsel karalıkla, bir taraftan belli bir dönemin şiirine bağlanmayı isteyen, ancak bunu tam başaramayan (belki başarmak istemeyen), yine de bu bağlanma isteminin izlerini taşıyan, diğer taraftan konusuyla politik olmaya […]

Türkiye’nin diğer yapısal sorunları gibi Kürt sorunu da edebiyatın damarından süzülürken kendini bazen roman ve hikâye bazen de şiir ve deneme formunda görünür kılar. Bu görünme hali, dün kendini Ahmedê Xanîlerden Melayê Cizîrîlere kadar yaşatmaya çalışırken, günümüzde ise Mehmet Uzunlardan Kadri Yıldırımlara, dergi formatında ise dün kendini Celadet Ali Bedirhanların Hawar dergisinden günümüzde Nûbihar isimli […]

Bugün öyle bir duruma gelinmiştir ki, bizim lirik mülkümüze sahip çıkarak kendi kendimizi yeniden kazanmamızı mümkün kılacak yollar da kapanmış gibi görünüyor. Mülakat : Hâle Sert   Hilmi Yavuz sadece Türk Edebiyatının değil siyasi, toplumsal, basın tarihinin de son 50 yılına bizzat şahit olmuş bir isim. Son çıkardığı ‘Yara Şiirleri’, ‘Lanet Şiirleri’ ve ‘Talan Şiirleri’nde […]

Kemalizmin gadrine uğramış, Komünist kimliğini şiirlerinde ve mahkeme savunmalarında ayan beyan ortaya koymuş bir şair, suçsuzluğunu ispat için suçlandığı fiilden çok neden Kemalizm’e, İnkılaplara, Türk Diline, Atatürk’ün eserlerine, mürteci ve vatan haini olmadığına dayanan bir argümanı kullanır? Yukarıda sayılan tüm bu değerlere kendisinin kalben inanmasının getirdiği bir hayal kırıklığından dolayı mıdır? Yoksa dönemin egemen kavram […]

1930’larda başlayıp 2019’lere değin cezaevinde kalanların veya dışarıdakilerin ürettikleri edebi metinlere ilişkin bir derleme yapmak gerekirse, karşımızda edebiyatın hemen hemen her türünde eserlerin ortaya çıktığı bir külliyattan rahatlıkla bahsedilebilir. Üstelik bu edebi üretimler, farklı ideolojik veya siyasal pozisyonu olan simalardan neşet etmektedir. Dışarda deli dalgalar, Gelip duvarları yalarSeni bu sesler oyalar, Aldırma gönül, aldırma Sabahattin […]

Hastalık olgusu; Birinci Dünya Savaşı ve psikanaliz sadece Zeno’nun Bilinci ile Büyülü Dağ romanlarında yansımalarını bulmuyor. Geçen yüzyılın, dahası modernist edebiyatın en ünlü eserinde de aynı örüntüleri görmemiz mümkün. Györg Lukacs Roman Kuramı’nda romanı epikle mukayese eder; iki edebî türün dünyaları arasındaki farka odaklanır. Bunlar hem anlatının üretildiği gerçek, hem de anlatının anlattığı kurmaca dünyadır. Epiğin […]

Covid-19 sokağa çıktığımız andan itibaren -hatta evde bile- sağımızdaki ve solumuzdaki herkesi tehdit edici bir figüre dönüştürmesiyle, -ben-den gayrı kim varsa onu -öteki- yaptı. Virüs yerleştiği kişiyi ötekimiz kılarak, yeni bir durumla bizi yüz yüze bıraktı, ilginç bir yüzleşme sağladı. Yüzleşmenin sanat cephesinde ne yönde olacağı üzerine düşünecek olursak, sorulardan biri; bu -öteki- sanat heybesine […]

İtalyan Yeni Gerçekçi edebiyatının önemli eserlerinden biri, Pavese’nin Senin Köylerin romanıdır. Pavese, romanında Mussolini’nin kırsal politikasına, burjuvazinin kırsal kesimde tahkim edilmesine gönderme yaparken, Sovyet edebiyatında esinlendiği romanları da hatırlar. Senin Köylerin, Şolohov’un Uyandırılmış Toprak’ıyla biçimsel ve trajik benzerlikler taşır. İtalyan Yeni Gerçekçi edebiyatının önemli eserlerinden biri, Pavese’nin Senin Köylerin romanı. “Paesi Tuoi” şüphesiz “senin köylerin” olarak tercüme […]

Salgın romanlarında virüsün yol açtığı hastalık kurguları bir iç ya da toplumsal muhasebeye imkân tanımıyor. Saramago’nun başyapıtı Körlük’te de öngörüldüğü üzere; kırılgan bir medeniyete sahibiz, kitlesel bir felâket defolarımızı su yüzüne çıkarıyor. Alper Canıgüz’ün Oğullar ve Rencide Ruhlar romanının ünlü kahramanı çocuk dedektif Alper Kamu’nun adı, Albert Camus’den gelir. Günümüzün salgın romanlarının pek çoğu birer zombi hikâyesi […]

  • 1
  • 2

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.