Henüz bir ayını doldurmamış olan Suriye devriminin verdiği ilk işaretler, Suriye’de yüzyıllık yorgunluğun, kırılganlıkları kaosa dönüştürecek güç ve motivasyonun hiçbir kesimde bulunmadığını gösteriyor. Üstelik Esed rejiminden kurtulmanın oluşturduğu sevincin, ortaya çıkabilecek yeni terör görüntülerini bastıracak enerjiye sahip olduğu hissini de veriyor.

Kızıl Goncalar 25 yıl öncesinde toplumu derinden kesen laik-anti laik kutuplaşmasını, bugünün diliyle, bugünden bakarak, bugünmüş gibi sahneye koyuyor. Belki de hikâyenin bugün karşımıza çıkışı zaten o günlerdeki derin kesiğin can alıcılığını artık aşıyor olduğumuzun kendi başına bir kanıtı. Yani hikâyeyi anlatmanın şimdi zamanı gelmiş, diyebiliriz.

2016’ya kadar yüzünü görmediğimiz, el-Kaide’nin Suriye kolu olan Nusra Cephesi’nin lideriyken örgütten koptuğunu ilan eden Muhammed el-Colani ile 2021’in bir eylül günü İdlib’de görüştüm. “Suriye’yi yönetmeye hazırız, bu tecrübemiz var” diyordu. Yabancı savaşçıları kontrol edebilme kabiliyetine sahip olduğunu vurguluyor ve bu yolla da bir mesaj veriyordu… 

Memleketin en önemli ülkücü ve milliyetçi partisinin lideri, kendisinin de ifade ettiği gibi yıllarca kavga etmekle bir yere varılamadığından, beklenmedik bir çıkışla Öcalan’a çağrı yaparak ezberleri bozdu. Yıllarca barış için mücadele etmiş, çatışma çözümleri için sivil toplum örgütleriyle hareket etmiş sosyalist bir siyasetçi olarak Bahçeli’den görüşme talep ederek bir ezber de biz bozmuş olmadık mı? […]

İslamcılık tafrasıyla etrafa senelerce parmak sallayıp hakikat vazedenlerin, ekmeğini İslamcı taş ve mermer ocaklarından çıkardıklarına dair ardı sıra yüzlerce yazılı vesika bırakan yazarların, rütbeli vaizlerin, pırpırlı şairlerin ve üst düzey kanaat önderinin ray değiştirirken taşındıkları ideolojinin de ideoloğu olmaya, oranın da ekmeğini, aşını alkışını devşirmeye soyunmaları ne kadar tuhaf, komik, gülünç ve ayıplı bir durum…

Evet, Gülen de her canlı gibi öldü. İnancımıza göre de müstahakkını öte dünyada bulacak. Ondan bu dünyada sorulamayan hesabı ahirette verecek. Lakin mesele bu düzeneklerin başında, ortasında, çevresindekiler değil. Asıl olan bu zihniyet dünyasının sosyo-politik kültürel çerçevede terkedilebilmesidir ki 15 Temmuz’dan bu yana bırakın bu hedefe yürümeyi, aksine yine kimliksel bazda bu zihniyeti pekiştiren bir habitat beslendi.

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “Dünya barışı, farklılıklara saygı ve birlikte yaşam” gibi ifadelerle dünya kamuoyunun da gündemine soktuğu “Egemen Bektaşi Devleti” projesinin nasıl bir sürecin ardından hayata geçirileceği belirsiz. “Edi Rama ne yapmak istiyor?” sorusunun yanıtı ise Balkanlar’ın son 40 yıldır AB ve NATO’nun butik partner devletler coğrafyasına dönüşmüş olmasında saklı.

Zaman zaman bana da yöneltilen bir soruya, tamamen subjektif bir yanıt hazırladım ve farklı kültürleri yansıtan 100 romanlık bir seçki yaptım. Bu liste kendi okuduklarım arasında gerçekten etkilendiğim eserleri kapsıyor, elbette tamamen kişisel bir liste ve her yönüyle eleştiriye açık. Roman okumak, genel okuyucu kitlesinde iki karşıt uç arasında sıkışmış durumda. Bir kısım okur açısından, […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.