Suriye’de yaşanan devrim IKBY siyasetinde de büyük kırılmaları beraberinde getirdi ve İran’a yakın tarafların masadaki etki gücünü azalttı. KYB, daha önce başkanlık, başbakanlık ve kritik bakanlıklardan aşağısına razı olmaz ve “Süleymaniye’ye karışmama” şartıyla masaya otururken, şimdi bu taleplerin uzağında olduğu görülüyor.

Suriye’de 13 yıl boyunca devam eden savaşın çevresel boyutunu değerlendirmek ve göz önünde bulundurmak, savaş sonrası yeniden kalkınma sürecinde nelerin gerekli ve öncelikli olduğunu görmek açısından oldukça önemlidir. Çevresel ve ekolojik restorasyon ve rehabilitasyon sayesinde Suriye’nin yeniden kalkınması ve iklim dirençliliği sürdürülebilir olacaktır.

Roj Peşmergesinin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki iç rekabete artık konu olmaması ve Erbil-Bağdat arasında sorun olmaktan çıkması için Suriye Kürt Ulusal Konseyi ile PYD/SDG arasında anlaşmaya varılması ve Türkiye’nin de kabul edebileceği bir şekilde Suriye Ordusu’na dahil olması gerekiyor. Buna ilişkin muhtelif iddialar ortaya atılsa da şu ana kadar somut bir formül üzerinde uzlaşı sağlanmış değil.

Sürdürülebilir olmayan, zoraki desteklerle ayakta kalan Esed rejiminin dış konjonktürün değişimiyle ve iç dengelerinin bitişiyle birlikte çöküşü, hem mülteci durumuna düşürülen muhalif kitlelerde hem de Şam rejimi kontrolünde yaşayan kitlelerde geniş bir sevinç dalgası oluşturdu. Bu dalganın üzerinde Şam’a taşınan HTŞ iktidarı da İdlib’de edindiği tecrübe sayesinde süreci mümkün olduğunca intikamsız, kansız ve itidalli yürütüyor. Ancak bu itidal hassas dengeler üzerine kurulu…

On yıllardır ilk kez, Suriye’yi güzel günlerin beklediğine inanmak için bir sebep var. Şam’ın kalbinde, gülümseyen yüzler ve dalgalanan bayraklarla çevrili bir ortamda ben de bu temkinli ama inkâr edilemez umudu hissediyorum.

Esad rejiminin çöküşü, Ortadoğu’daki güç dengelerinde önemli bir dönüşümü beraberinde getirmiş ve bu süreç, Türkiye’nin Suriye politikalarını yeniden tanımlamasını gerektirirken, iç siyasetindeki ideolojik uçurumları derinleştirmiştir. Özellikle muhafazakâr milliyetçi ve seküler milliyetçi kamplar arasındaki bu fikrî ayrım, Türkiye’nin bölgeye yönelik stratejik vizyonunu belirlemede çeşitli çelişkiler yaratmaktadır.

Şiileri koruma bahanesiyle, uyuyan hücreleri destekleyerek veya yeni Şam yönetimini istikrarsızlaştırmaya yönelik sabotaj operasyonlarıyla, mevcut rejime karşı uzun bir yıpratma savaşını İran verecek gibi gözüküyor. Bir başka istikrarsızlık kaynağı ise, İsrail’in bir şekilde Kürtleri kullanarak başta Suriye olmak üzere Irak’ı da karıştırması.

2024 gündeminin en esaslı iki başlığı Filistin ve Suriye olmuştur. Kürt meselesi, mahalli idareler seçimi, iktidar-muhalefet arasındaki normalleşme tartışmaları ile FETÖ liderinin ölümü, yılın ön plana çıkan diğer önemli olaylarıdır. Uzunca süredir hüküm süren ekonomik kriz, devam eden yüksek enflasyon ve alım gücü kaybı da 2024 yılına dair altı çizilmesi gereken önemli meselelerdendir.

Geldiğimiz noktada iç savaş, El Kaide, IŞİD, istikrarsızlık, yolsuzluk ve belirsizlikle andığımız, İran’ın nüfuz alanından çıkamayan bir milis devletine dönüşmüş Irak’ın hikâyesi, bölge aktörlerini halen teyakkuzda tutuyor. Suriye’nin Irak’a benzeyeceğini söylemek mevcut gidişat açısından acelecilik olsa da benzer hatalara düşmenin getireceği toplam farklı olmayabilir.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.