CİHAT ARPACIK

İstanbul Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldu. Milli Savunma Üniversitesi’nde İstihbarat Çalışmaları alanında yüksek lisans eğitimi aldı. Çeşitli gazete, televizyon ve dergilerde çalıştı; savunma, güvenlik, yargı konularına yoğunlaştı; kriz ve çatışma bölgelerinden haberler yaptı. Suriye iç savaşında insan manzaralarını aktardığı Savaşın İnsanları isimli bir kitabı bulunmaktadır.

CİHAT ARPACIK

İstanbul Üniversitesi Tarih bölümünden mezun oldu. Milli Savunma Üniversitesi’nde İstihbarat Çalışmaları alanında yüksek lisans eğitimi aldı. Çeşitli gazete, televizyon ve dergilerde çalıştı; savunma, güvenlik, yargı konularına yoğunlaştı; kriz ve çatışma bölgelerinden haberler yaptı. Suriye iç savaşında insan manzaralarını aktardığı Savaşın İnsanları isimli bir kitabı bulunmaktadır.

TÜM YAZILARI

İran’ın bölgesel güvenlik stratejisi, vekil güçlerin caydırıcılığı ve istihbarat sistemi olmak üzere iki temel sütun üzerinde inşa edilmişti. İran yanlısı milis yapıların askerî kapasitesi ağır darbe alırken aynı süreçte Mossad, İran içindeki insan istihbaratı ağını derinleştiriyordu. İstihbarat zafiyeti içeriyi savunmayı imkânsız hâle getirdi.

Gerçekte İran, vuramıyor. Vuramasa da vurabilirmiş gibi görünmeye çalışıyor. Ancak bu çaba, her saldırıyla daha fazla deşifre oluyor. Dolayısıyla “stratejik sabır”, Ortadoğu’nun güç denkleminde çöküşün kavramsal karşılığına dönüşüyor.

Trablus’un kilit ismi Abdulgani al Kikli, bir süre önce beraber hareket etmek için anlaştığı kişilerle görüşmek için oturduğu masada vurularak öldürüldü. Bu infaz, sadece bir adamı değil, başkentin dengesini de ortadan kaldırdı. İhanetle gelen ölüm, Libya’yı yeni bir iç savaşın eşiğine sürükledi. Milisler, petrol, ihanet ve rüşvetle örülü yeni düzende halkın özlediği şey artık sadece bir ordu değil, bir gelecek.

Aslında bu ülkede yangınlar durduk yere çıkmaz. Burada felaketler, yalnızca doğanın değil, insanların da eseridir. Ve her büyük felaketin arkasında uzun ve ihmalle örülmüş bir sabıkalar zinciri vardır.

Perspektif’in “Terörsüz Türkiye” sürecini tüm ayrıntılarıyla ele aldığı soruşturmasının ikinci bölümüne, gazeteciler Gürkan Zengin ve Adem Demir, Rawest Araştırma Direktörü Roj Girasun ve akademisyen Nezir Akyeşilmen görüşleriyle katkıda bulundu.

Türkiye, 40 yılı aşkın süredir binlerce can mal olan, milyonları etkileyen ve toplumsal hafızda derin yaralar açan bir meseleyi geride bırakmaya hazırlanıyor. “Terörsüz Türkiye: Barışın ve Gerçeğin İzinde” başlıklı soruşturmamızın ilk bölümüne, süreci yakından takip eden isimlerden Sinan Hakan, Yıldıray Oğur, Cengiz Çandar ve Süleyman İrvan görüşleriyle katkıda bulundu.

Yaşanan kırılmanın kalıcı hâle gelmesi için siyaseti, toplumsal mutabakatı ve adaleti önceleyen çok boyutlu bir akıl gerekiyor. Türkiye, siyasetin sesinin daha gür duyulması gereken bu evrede, kazanılan askerî başarıyı bir iç barışa tahvil edebildiği ölçüde gerçek anlamda zafer kazanmış olacak.

Bu ülkede her zaman çok bağıranlar kazanır sandık. Ama o hep alçak sesle, kıssalarla, kıssadan hisselerle, ozanlarla, türkülerle konuştu. Çünkü en yüksek hakikatler hep sakince anlatılırdı ona göre. O yüzden Sırrı Süreyya Önder tatlı tatlı, sakin sakin konuşurken biz kulak kesildik.

Onu öldürenler “Zaten Afgan” diyerek ondan değersiz bir eşya gibi bahsettiler. Medya, “Cansız bedeni yakılan Afgan işçi” dedi; mahkemede eşi için “Afgan’ı getirin” diye seslendiler. Oysa adı Vezir’di. Vezir öldü, Vezir’le birlikte uzun süredir resüsitasyon cihazına bağlı olan adaletin ruhuna da alelacele yazılmış bir gerekçeli karar okundu. “Toplumsal muhalefet”, “Taksim mi Kadıköy mü” kavgasına tutuşmuşken bu ismi hatırlayan var mı?

Kürt sorununun çözümünü istemeyen devlet içindeki derin kliklerin operasyonları oldu geçmişte. Ancak tasfiye oldular devletten. Bu kez o boyutta operasyonlar yapacak klikler yok. Ama yine de provokasyonlara dikkat etmek lazım. Kritik aşamada kamuoyunun desteğini tersine çevirmek amacıyla provokasyonlar yapılabilir.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.