Gazze’den Sonrası İçin Tek Yol

Makul bir alternatif olmadığı göz önüne alındığında, ne olursa olsun Kudüs, Filistinlilere yeniden oy hakkı verilmesinin Filistinlilerin özerkliğine doğru atılmış önemli bir adım olduğunu bir an önce açıkça ifade etmelidir. Yenilenmiş bir Filistin demokrasisi herkes için yeni bir başlangıç imkânı sunar; bunu başka hiçbir şey yapamaz.

gazze demokrasi

ABD eski Başkanı Barack Obama, Gazze savaşını ve daha geniş anlamda Filistin-İsrail çatışmasını değerlendirirken şu pişmanlığı dile getirmişti: “Tüm bunlara bakıyorum ve geriye dönüp düşünüyorum, ‘Başkanlığım sırasında bunu ileriye taşımak için ne yapabilirdim, ne kadar çabaladım?’ Fakat bir yanım hâlâ yapabileceğim başka bir şey var mıydı diye soruyor.” Bill Clinton’dan bu yana tüm başkanlar gibi Obama da iki devletli çözüm hayaliyle karşılaşmıştı. Şimdi ise Clinton’ın doğru olmadığını öğrendiği bir şeyi ima ediyor: Washington İsrail’i daha fazla zorlasaydı, Filistinliler için çok daha kayda değer bir şey elde edilebilirdi. 

 

ABD’nin İsraillileri Filistinlilere karşı daha iyi davranmaya teşvik etmesi kesinlikle takdire değer ve mantıklıdır. İsrail hükümetleri, İsraillileri öldürmedikleri sürece Filistinlilerin kendilerini nasıl yönettiklerini pek umursamadılar. 7 Ekim bu kayıtsızlığa son vermelidir.

 

Lakin ABD ya da İsrail bir sonraki mantıklı adımı atıp Filistinlileri kendi kaderlerinden doğrudan sorumlu kılacak seçimler aracılığıyla militan İslam’dan ve seküler otoriterlikten uzaklaşmaya zorlayacak mı? Her iki ülkenin de bunu kolaylıkla yapacağını düşünmek zor. Özellikle de İsrail’in Müslümanların oy kullanmasına karşı alerjisi, İsrailliler ve Filistinliler arasında daha barışçıl bir yaşam biçiminin önünde ciddi bir engel teşkil edebilir; Arap elitlerin Yahudi devletini kabul etme konusunda daha iyi bir sicili var.

 

Peki Alternatifler Neler?

 

Seçimler yeni bir liderliğin oluşması için tek yol. Demokrasi, 2006’da Hamas’ın son serbest seçimlerde en büyük çoğunluğu elde ettiği zaman olduğu gibi, tekleyebilir. Ayrıca herhangi bir Filistin liderliği ters bir durumla da karşı karşıya kalacaktır: Filistin’in bağımsızlığını ve gururunu korurken çok daha güçlü bir İsrail ile işbirliği yapma ihtiyacı. Lakin mevcut durum Filistinlilere korkunç bir siyasi işlevsizlik ve İsrail ordusu ve güvenlik servisleriyle yıkıcı çarpışmalar getirdi. İsraillilere ise Holokost’tan bu yana Yahudiler için en ölümcül günü yaşattı. Bu da Batı Şeria’nın giderek daha büyük bir bölümünü topraklarına katmayı hedefleyen daha sert sağcı partileri güçlendirerek İsrail-Filistin birlikteliğini savunulamaz hale getirdi. 

 

Filistin Kurtuluş Örgütü Lideri Yaser Arafat’ın 2000 yılında Camp David’de Clinton’ın telkinlerine kulak asmaması ve ikinci intifadanın başlamasından bu yana İsrail’de iki devletli çözümden yana olan görüşler can çekişiyor. Çatışmanın getirdiği intihar ve roket saldırıları, “barış için risk alan” İsrail solunun içini boşalttı. 2006’daki seçimler ve Hamas’ın 2007’de Gazze’de El Fetih’e karşı gerçekleştirdiği darbe İsraillileri daha da bunalıma soktu. Hamas’ın başlıca silah tedarikçisi olan İran’ın çok iyi olduğu bir alan olan füzeler konusunda gelişmesi, artık herhangi bir İsrail hükümetinin Batı Şeria üzerinde bir hamilik sürdürmeyeceğini kabul edilemez hale getirirken, 7 Ekim saldırısı İsrail’in bu modeli Gazze’de de tekrarlama eğiliminde olacağını garanti altına aldı.

 

Dolayısıyla uzun süreli bir İsrail işgali, İsrailli siyasetçilerin ve generallerin hararetle kaçınmak istemesine ve Biden yönetiminin buna karşı çıkmasına rağmen, en olası senaryo olmaya devam ediyor. Modern Ortadoğu’da hasım dini ve etnik gruplar arasındaki yakınlık rutin olarak şiddeti besler. Coğrafya ve modern silahlar ise İsraillilere ve Filistinlilere geniş bir tampon bölge seçeneği sunmuyor. İsrail muhtemelen Batı Şeria’da sürdürdüğü bölgelere ayrılmış yönetim biçimini kopyalayacaktır: A bölgesi Filistinlilerin, B bölgesi ortak yönetimin, C bölgesi ise sadece İsrail ordusunun kontrolünde olacak. Ancak İsrail’in muhtemelen bir süre kendi başına halletmek zorunda kalacağı yönetim meseleleri, kaçınılmaz bir şekilde, siyasi meşruiyeti olan Filistinli bir ortak bulmaya bağlı.

 

Kimse İsrail işgalinin önüne geçmek için Kudüs’ün imdadına koşmuyor. Arap devletleri destek olmayacaktır. İsrail örgütün lider kadrosunu ve sayıları 40 bin civarında olduğu tahmin edilen paramiliter güçlerini öldürmekte ne kadar başarılı olursa olsun, Hamas ve diğer radikal Filistinli grupların Gazze’deki gerilla varlığı kalıcı olacaktır. Avrupalılar devreye girebilecek durumda değil. Ortadoğu’da daha az şey yapma konusunda her iki partinin de ortak görüşte olduğu Amerikalıların da harekete geçme ihtimali yok.

 

El Fetih, seçim sandığında kendini kanıtlayamadığı sürece sürekli ayak bağı olacaktır. Serbest bir seçimde daha iyi birileri ortaya çıkabilir. El Fetih’in yönetici eliti Gazze’de bir oyun oynayabilir -yeniden inşada çok para söz konusu olabileceğinden El Fetih kendisine meydan okuyabilecek diğerlerinin önünü kesmek isteyecektir. Gazze’nin Batı Şeria’dan ayrılması El Fetih’e 17 yıl boyunca seçimlerden kaçma imkânı verdi.

 

Filistinliler şüphesiz yeni seçimleri İsrail’in üzerlerindeki hâkimiyetini zayıflatmaya yönelik bir araç olarak görecekler; ayrıca hem İsrail kontrolünü hem de mevcut Filistinli derebeylerini zayıflatmak için demokrasiyi yeniden kucaklayabilirler. Avrupa ve Arap devletlerinin desteklemek zorunda kalacağı seçimler (Körfez monarşileri perde arkasından El Fetih’in otokrasisini yerinde tutmaya çalışsa bile), İsrail’in baskıcı denetimi olmaksızın gerçekleştirilebilir. İsrail-Filistin ihtilafında nadiren yardımcı olan “uluslararası toplum”, serbest seçimlerin arkasındaki tüm mekanizmalarla sahada faydalı olabilir.

 

Ancak bunu başarmak zor olacaktır. İsraillileri tatmin etmek için Hamas, İslami Cihad ve diğer aleni cihatçı örgütlerin yasaklanması gerekecektir. Ve sonuç ne olursa olsun İsraillilerin bundan hoşlanmayacağı kesin.

 

Makul bir alternatif olmadığı göz önüne alındığında, ne olursa olsun Kudüs, Filistinlilere yeniden oy hakkı verilmesinin Filistinlilerin özerkliğine doğru atılmış önemli bir adım olduğunu bir an önce açıkça ifade etmelidir. Yenilenmiş bir Filistin demokrasisi herkes için yeni bir başlangıç imkânı sunar; bunu başka hiçbir şey yapamaz.

 

Bu yazı The Washington Post sitesinde yayınlanmış olup, Evrim Yaban Güçtürk tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için buraya tıklayınız.

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.