Narin Güran Cinayeti ve Bir Ceza Olarak Utanç Duygusu

Narin Güran cinayeti bize gösteriyor ki utanma duygusu, insana cinayet işletebilir. Fakat bu duygu, sahibini hiçbir zaman terk etmez, etmeyecektir. Geçici rahatlık bir zaman sonra daha ağır bir yük haline gelecek, katili ya itirafa ya yeni cinayetlere sevk edecek veya intihara götürecektir.

narin güran cinayeti

Ezo Gelin filminin konusudur. Askere giden oğulun (yanlışlıkla) öldüğü haberi gelir. Ailenin  reisi, şehit oğlunun karısını küçük erkek kardeşle (kayınbirader) evlendirir. Fakat bu evlilik kadın için de yengesi ile evlendirilen erkek için de psikolojik yıkım olur. Yenge ile evlilik, kayınbirader tarafından ensest gibi görülür. Dinen mahzurlu olmamasına rağmen örf, dinin önüne geçmiştir. Bu arada asker koca eve döner. Durum tamamen trajik hale gelir. Ezo Gelin iki duygu arasında kalır ve intihar eder. Filmin gerçek bir olaya dayandığı söylenir.

 

Gelenek ve örfün, diğer bölgelere göre, Doğu ve Güneydoğu’da hâlâ din ve yasalardan güçlü olduğu söylenebilir. Narin Güran cinayetinin esrarını koruması, yine bu örf ve gelenekle ilgili bir durumdur. 

 

Agatha Christie roman ve filmlerini geride bırakan bir cinayet var ortada. Ceset bile günler sonra bulunabildi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan anne, amca ve ağabeyin okumuşlardan daha gelişmiş entrikal zekâ sahibi olduğunu gördük. Çünkü hiçbiri üniversite, hatta lise mezunu değil. Cep telefonları ve sosyal medya ağı bu tür zekâ oyunlarını hem tahrik ediyor hem de bunlara imkân hazırlıyor olmalı.

 

Türkiye’yi aylarca meşgul eden Narin Güran cinayetinin ardında, mahiyeti bilinmeyen, ortaya çıktığında Güran ailesinin toplum içine çıkamayacakları utanç verici bir olay olmalıdır. Failleri aile bireyleri olan (oğul, yenge- (kayınbirader) amca) bir olay ne olabilir? Sekiz yaşındaki bir kız çocuğu, öldürülmesini gerektirecek ne görmüş veya yaşamış olabilir? İçlerinden biri itiraf etmediği müddetçe bu olay gizli kalacak. 

 

Öyle bir olay ki gerçeğinin ortaya çıkmasındansa şahidi öldürmek tek çare olarak görülüyor. Yani katiller, öldürmekten daha ağır bir duygu altında kalmış olmalıdır. Öldüren kişi(ler) utanç verici durumun neresindeler? Bir teşvik, bir tahrik ve zorlama, maddi kazanç gibi faktörler var mı; bilmiyoruz. Hukuk, bu ve diğer yönleri ortaya çıkaramadı. İtiraf olmazsa sırrın çözümü kıyamete kalacak. Bu olaydan sonra şu soruyu soramadan edemedim. Acaba bu insanlar Allah’a, ahirete, öldükten sonra dirilmeye, hesaba, cennet ve cehenneme, bir gün her şeyin açığa çıkacağına inanıyorlar mı? Bu soruyu Cemal Kaşıkçı cinayetinden sonra da sormuştum. Çünkü Allah’a ve ahiret gününe inananların bir işi değildi bu cinayet de.    

 

Ortada bir cinayet var, zanlıları anne, amca ve oğul. Bir de mahkeme tarafından cinayetin içinde değil de cesedi ortadan kaldıran, polisi, jandarmayı yanıltan dördüncü şahıs var. Bu şahsın (eğer basın doğru yazdıysa) Narin’in, annesini ve amcasını uygunsuz bir durumda gördüğü için öldürüldüğüne dair bir beyanı var. Fakat bu beyan, mahkeme kayıtlarına cinayetin sebebi olarak geçmediği için üzerinde durmuyoruz.   

 

Bize göre bu kişileri konuşmaktan alıkoyan bir duygu var. Bu duygunun adı utanç duygusudur. Cinayeti işleyenlerin, öncelikle öldürülen kız çocuğuna baktıkça utanç duyacakları bir fiil var ortada. Bu kişiler öncelikle Narin Güran’dan utandılar. Utanma duygusunun ikinci ayağı; çocuğun ifşa etmesi ile büyük ailenin diğer tanıdıklara, akraba ve dostlara ve yöre halkına karşı hissedecekleri utanç duygusudur. Kişiler bu utanç duygusu altında ezildiler. Çünkü utanç duygusu o kadar ağır, öyle sıklet vericidir ki insan onun elinden ancak ya muhatabı ya kendini öldürmekle kurtulabilir. 

 

Narin Güran’ın annesi, ağabeyi ve amcası öncelikle Narin karşısında duydukları utançtan kurtulmak istemiş olmalılar. Narin’den kurtulmak demek, topluma karşı büyük utançtan kurtulmak demekti. 

 

Burada utanma duygusu ile ilgili evrensel ilkeyi hatırlamalıyız.

 

“Âdem’den beri peygamberlerin/dinlerin insanlığa getirdiği en önemli ortak değer şudur: Utanmadığın müddetçe dilediğini yap.” (Hadisi şerif)

 

Anne, kayınbirader ve oğul, bu cinayeti örtbas etseler de o büyük duygu altında yine ezilecekler ve bir gün bunu itiraf edecekler. Yoksa bu kadar utanç verici iş ortaklarının yapacağı tek şey var: İntihar etmek. Bu olayda Narin’in babası da mağdur durumdadır. Hem ihanete uğramıştır hem kızı öldürülmüştür. Amcanın intiharında ve hatta itirafında ısrarcı değilim. Hatta çocuğu öldürme duygusu amcaya anneden bile geçmiş olabilir. 

 

Olay bize gösteriyor ki utanma duygusu, insana cinayet işletebilir. Fakat bu duygu, sahibini hiçbir zaman terk etmez, etmeyecektir. Geçici rahatlık bir zaman sonra daha ağır bir yük haline gelecek, katili ya itirafa ya yeni cinayetlere sevk edecek veya intihara götürecektir. 

 

Üçüncü yol, büyük pişmanlık ve tövbedir. Eğer yürürlükte kısas hukuku olsaydı kişi intihar yerine kendini yine ilahi hukuk eliyle ölüme teslim edecekti. Utanmak; Allah’tan korkmakla – nerdeyse- eşdeğer bir duygudur. Bundan dolayı “Allah’tan korkmuyorsan bari kuldan utan” denmiştir. Kişi, utanma duygusunu öncelikle en yakınlarına karşı hisseder. Sonra tanımadığı kişilerden de utanmaya başlar. Herkes onun bütün sırlarını biliyormuş ve “Aslında sen insan suretindesin ama insana, insanlığa uymayan utanç verici işler yapıyorsun; bu, yüzünden okunuyor, herkes senin bu utanç verici durumunu biliyor” gibi baktığını düşünür. Bu duygu, insanlığa ve insana yakışmayan o fiili işleyen kişide hiç eksik olmaz. Hatta kişinin utanması, duyduğu utançtan dolayı kendini öldürmesi için sırlarının başkası tarafından bilinmesi ve yüzüne vurulması gerekmez. Çünkü onun şahidi bizzat kendisidir; şahit olarak bir ruh taşıması yeterlidir. 

 

Narin cinayetine dönecek olursak şu soru da aklıma gelmiyor değil: Acaba bu kişiler “toplum içine çıkmaya yüzümüz yok; susarak itiraf ediyoruz, kendimize ceza olsun diye hapiste ölünceye kadar kalmak istiyoruz, biz bu cezaya layığız” diye düşünmüş olabilirler mi? Dışarıdaki hayata layık değiliz biz demek istemiş olabilirler mi?

 

Utanma Duygusunun Ağırlığı

 

Utanma duygusunun ağırlığı altında ezilen birçok kişi var. Çünkü utanma duygusu fıtrî bir şeydir; bunun zaman, din, mekân, cins, kültür farkı ile ilgisi yoktur. Bu bağlamda aklıma 2020 yılında yaşanan elim bir hadise geldi.

 

Ankara’da yaşayanlar bilirler. Şehirde kitap-kafe işleten bir Müslüman şahsiyet de aynı duygunun altında ezildiği için intihar etti. Müstear bir isimle açılan sosyal medya hesabına yansıdığına göre, kafe-kitap evine gelen bazı kız öğrencilere cep telefonundan mesajlar göndermişti. Mesajların içeriğini bilmiyoruz. Fakat bu mesajı alan kızlardan biri şikâyetçi oldu. Bu mesajları ve ifşayı İslami şahsiyeti ile bağdaştıramayan arkadaşımız, yanlış yaptığını ve bu utançla kızlarının, oğlu ve eşinin yüzüne bakamayacağını bildiren bir mesaj bırakarak intihar etti. 

 

İslami kaynaklardan haberdar olan, asgari dinî bilgi sahibi kişiler de bilir ki o Müslüman arkadaşımızın İslâm hukukundaki cezası intihar değildir. Belki bir tariz cezası verilebilir.  Ancak arkadaşımız ar duygusunun ve toplum baskısının kurbanı oldu. Oysa yerleşim yerini terk edebilirdi, kendini unutturabilirdi. Gittiği yerde yeni bir iş, yeni bir çevre ile (belki yeni bir kimlikle) hayatına devam edebilirdi. Pişmanlık ve tövbe ile telafi edebileceği bu hatasının bedeli kesinlikle hayatı değildi. Fakat utanma duygusunun dayanılmaz tazyiki altında kaldı. Belki de İslam hukukunu tam olarak bilmediğinden; örfe, geleneğe, topluma mağlup oldu. 

 

Buraya kadar anlattıklarımızdan hareketle cinayet işleten utanma duygusunu yücelttiğim sanılmamalıdır. Aslında soruyu şöyle sormak gerek: Narin cinayeti, kitapçı arkadaşımızın canına kıyması gerçekte utanma duygusu ile ne kadar ilgili? Çünkü görünüşte utanma, ar, hayâ duygusu gibi dışa vuran bu olayların altında kibir gizlidir. Fakat kibir, kendini utanma kisvesi altında gizlemektedir. İnsanlar, kibirlerini, “saygınlık, onur, şahs-ı manevi” gibi kavramları da alet ederek gurur veya büyüklenmelerini, toplumda var olduğunu sandıkları gurur ve onurlarını koruduklarını zannetmektedir. Bu duygunun gerçekte kibir olduğu şuradan belli ki kişi vehmettiği utanma duygusuna yenildiği için Allah’ın haram kıldığı, büyük günah saydığı bir fiili işlemekten geri kalmamaktadır. Dolayısıyla Allah’ın emrini kibrine kurban etmektedir. Fakat bunu kibrinden değil utanma duygusunun tazyikinden dolayı yaptığını sanmaktadır. Allah’tan utanmamakta, fakat kullarından utandığını saymaktadır. 

 

Kişinin yaptıklarından dolayı (kime karşı olursa olsun) duyulan utanç; insanın kendinden (Rabbinden) kaçamayacağını göstermektedir. Yani kişi Rabbinden kaçamadığı için utanmakta; fakat kibrine yenildiği için Rabbinden uzaklaşmaktadır. Burada kulun rabbini yeterince tanımadığı sonucu çıkmaktadır.

 

Çünkü Allah, bize şahdamarından daha yakındır. Her an bizimledir ve bizden görüyormuşçasına davranış beklemektedir. Hem Tevvab’dır, bütün günahları affeder; hem Settâr’dır; kulunun bütün günahlarını, ayıp ve kusurlarını örter. Kulun duyduğu pişmanlık, tövbe kendini Rabbine yaklaştırır ve bir zaman sonra ortaya çıkan bu yakınlık sebebiyle Allah, o günahları da tamamen unutturur. Böylece kulun işlediği günah, Allah’ın kulunu yakaladığı bir kement olur.   

 

Muhyiddin İbn A’rabi Hazretleri, utanma duygusunun cennet ehlinde de olacağını söyler. Diyor ki: “Cennet ehli de ahiret âleminde (bazen) dünyada iken işlediği günahları ve Allah’a karşı kulluğu tam olarak yapamadığını hatırlar. Bütün bu kusur ve eksikliklerine rağmen Allah’ın kendisini affettiğini, aslında bu nimetleri hak etmediğini düşünerek kendinden (Allah’tan) utanır. Bu da cennette kulun kendine verdiği cezadır. Bu utanma cezası sadece peygamberlerde yoktur cennette.”

 

Bazı psikologlar hayvanların da (mesela kedilerin) utandıklarını söylüyor. Psikologların, kedinin işlediği bir kabahati örtmek için gösterdiği çabayı utanmak olarak nitelemeleri isabetli mi bilmiyorum (kediler, kakalarını uluorta yapmaz ve yapmak zorunda kaldığında üzerini örter.)

 

Narin Güran cinayeti ile ilgili bundan böyle çok yorum yapılacaktır. Teknik, bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin, kişilerin dini ne olursa olsun, (ateistte bile) herkeste utanma duygusu vardır. Narin cinayetinden çıkardığım en önemli sonuç utanma duygusunun sıkleti altında ezilen insanın cinayet işleyebileceği, intihar edebileceğidir.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.