NATO Bir Zirveyi Daha Atlattı

NATO ülkeleri 2035 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılalarının yüzde 5’ini savunmaya harcamayı kabul ederken Trump da zaferini ilan etti. ABD Başkanı Amerika’nın NATO’ya bağlılığını yineleyince diğer müttefikler de, en azından şimdilik, rahat bir nefes aldı. Ancak tüm bunlar bir yana, ittifakın içine sinmiş gerçek endişe ve korkuları görmezden gelmek mümkün değil.

nato zirvesi

“Trump Zirvesi”: ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio bu hafta Lahey’de yapılan NATO liderleri toplantısını böyle adlandırdı. Haksız da sayılmazdı.

 

Yıllık toplantı için bir araya gelen 32 liderin aklında tek bir şey vardı: ABD Başkanı Donald Trump’ı savunma harcamaları konusunda yeterince tatmin ederek ittifakın dağılmasını önlemek. Bunu da başardılar. NATO ülkeleri 2035 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılalarının yüzde 5’ini savunmaya harcamayı kabul ederken Trump da zaferini ilan etti. ABD Başkanı Amerika’nın NATO’ya bağlılığını yineleyince diğer müttefikler de, en azından şimdilik, rahat bir nefes aldı.

 

Bunların hepsi kutlama yapmaya yeter sebepler: ABD ittifakın kilit bir üyesi olmaya devam ediyor; Avrupa’nın harcama taahhüdü, zaman içinde, hükümetlerinin kendi savunmaları için çok daha fazla sorumluluk üstleneceği anlamına geliyor ve NATO artık Rusya’dan gelebilecek bir askerî tehdidi caydırmak ve gerekirse bu tehdide karşı savunma yapmak konusunda daha iyi bir durumda olacak.

 

Ancak tüm bu sırt sıvazlamaların, kocaman gülümsemelerin ve şirinliklerin ardında, ittifaka sinmiş olan gerçek endişe ve korkuları görmezden gelmek mümkün değil. 

 

Daha da önemlisi, ittifak üyelerinin Rusya’nın yarattığı tehdide bakış açılarındaki büyük farklılığı görmezden gelmek zor. Liderler tarafından kabul edilen kısa bildiride Rusya’dan “uzun vadeli bir tehdit” olarak bahsedilse de bu ifade, geçen yılın Rusya’yı “Müttefiklerin güvenliğine yönelik en önemli ve doğrudan tehdit” olarak niteleyen bildirisine kıyasla önemli ölçüde yumuşatılmış durumda. Bunun yanında Trump, doğrudan Başkan Vladimir Putin’in “bir düşman” olduğunu kabul edip etmediği sorulduğunda konuyu geçiştirdi.

 

Ortak tehdit algısı bir askerî ittifakın özünü oluşturur ve Rus tehdidinin (ondan önce de Sovyet) niteliği konusundaki anlaşmazlıklar sık sık krizlere yol açmıştır. Ancak ABD daha önce Doğu’dan gelen askerî meydan okumayı küçümseme çabasına önayak olmamıştı.

 

Tehdit algısındaki bu farklılıklar, 10 yılı aşkın bir süredir Rusya’nın saldırganlığının kurbanı olan Ukrayna’ya yönelik ittifakın politikasını da şekillendiriyor şüphesiz. Trump bu savaşı tamamen bir “Avrupa meselesi” olarak görüyor ve çatışmayı sona erdirmek için sarf ettiği oldukça kısa ömürlü çabasından da vazgeçmiş durumda. Ancak Avrupalıların çoğu için Ukrayna ve güvenliği kıtalarındaki barışın ayrılmaz bir parçası. Ayrıca Trump’ın NATO’nun kapısını Kiev’e kesin bir şekilde kapatmasına rağmen, Genel Sekreter Mark Rutte ve diğer müttefik liderler üyelik yolunun “geri çevrilemez” olduğunda ısrar ediyor.

 

Trump’ın gözüyle farklı görülen sadece NATO’ya yönelik ana tehdit değil. Trump, ittifak içinde güvenliğin bölünemez olduğu, yani bir müttefikin güvenliğinin tüm müttefiklerin güvenliğine bağlı olduğu fikrini de sorguluyor.

 

NATO’nun 5’inci maddesindeki kolektif savunma güvencesinin ardında yatan temel fikir bu olsa da Trump buna inanmıyor. Zirveye giderken gazetecilere “Madde 5’in birçok tanımı var. Bunu biliyorsunuz, değil mi? Ama ben onların dostu olmaya kararlıyım” dedi. 

 

Ancak gerçekte bu maddenin tanımı açık: “Avrupa ya da Kuzey Amerika’da bir ya da daha fazla ülkeye yönelik silahlı bir saldırı hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edilecektir.” Ve bu madde şimdiye kadar sadece bir kez kullanıldı, ABD’ye yönelik 11 Eylül terör saldırılarından sonra, her bir müttefikin Afganistan’a asker ve ekipman konuşlandırmasına ve çoğunun 10 yıldan uzun bir süre orada kalmasına neden oldu.

 

Dost olmak başka, gerçek bir müttefik olmak başka. Uluslararası politikada önemli olan ikincisi ve Amerika’nın NATO’daki müttefikleri Trump’ın bunu anlamamasından, Rusya’dan endişe ettikleri kadar endişe duyuyor.

 

Bu nedenle savunmaya çok daha fazla harcama yapmayı kabul ettiler (temel savunma için yüzde 3,5 olmak üzere GSYH’nin yüzde 5’i, mevcut yüzde 2’lik sınırın neredeyse iki katı.).

 

Avrupalı müttefikler ve Kanada, güvenlikleri ve savunmaları için artık ABD’ye güvenemeyeceklerini anlamış durumda. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Şubat ayında onlara söylediği gibi: “Keskin stratejik gerçekler Amerika Birleşik Devletleri’nin öncelikli olarak Avrupa’nın güvenliğine odaklanmasını engelliyor.”

 

Bunun yanında Trump yüzde 5 hedefine karşı zafer ilan ederken, ABD’nin kendisini bundan muaf tutacağını açıkça ortaya koydu. Yeni yükümlülük sorulduğunda “NATO’yu çok uzun zamandır destekliyoruz. Bu yüzden bizim değil ama NATO ülkelerinin kesinlikle uyması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

 

Ancak harcama hedefinden daha da önemlisi, NATO’nun Rusya ve diğer askerî tehditlere karşı savunmasını sağlamak üzere yeni kuvvet gereksinimleri üzerinde varılan anlaşmadır. Bunlar, ittifakın güvenliğine yönelik herhangi bir tehdide karşı koyabilmesi için her NATO ülkesinin edinmesi ve konuşlandırması gereken askerî güçleri ve yetenekleri ayrıntılı olarak belirtmektedir.

 

Harcamalar arttıkça, birlikler eğitildikçe ve yeni kuvvetler sahaya sürüldükçe hem Avrupa hem de Kanada genel savunma yükünün çok daha büyük bir kısmını üstlenecektir. Bunun sonucunda da NATO’nun sorumluluğu giderek Avrupa’ya kayacaktır.

 

Bu kötü bir şey değil. Avrupa kendi güvenliğini sağlamak için daha fazlasını yapabilir ve yapmalıdır da. Ancak bu, ittifakın iç güç dengesini değiştirerek Washington’dan Brüksel ve diğer Avrupa başkentlerine doğru kaydıracaktır.

 

Tüm seleflerinin aksine Trump yük paylaşımıyla ilgilenmiyor. Yükün yer değiştirmesini istiyor. Bunun sonucunda da Washington’ın hem NATO hem de Avrupa üzerindeki etkisi ve nüfuzu giderek azalacaktır.

 

Bu yazı Politico sitesinde yayınlanmış olup, Evrim Yaban Güçtürk tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için burayı tıklayınız.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.