Türkiye ve Singapur, birbirinden çok farklı toplumsal yapılara sahip olsalar da, gençler arasında hızla yayılan ve sanal ortamda kök salan aşırılıkçı fikirlerle benzer bir sınav veriyor. Bu dönemde gençler, birbirine zıt ideolojileri bir araya getirerek “salata barı ideolojileri” denilen tehlikeli bir karışıma yöneliyor. Şiddet, bu parçalı fikir yapısının ortak paydası. Balçova’daki saldırı gibi olaylar, öz-radikalleşme sürecinin artık rehbersiz, hızla ve sessizce gerçekleştiğini gösteriyor.

Türkiye’de devlet dışı aktörlerin toplum içinde bağımsız bir şekilde örgütlenmeleri ve siyasal, kültürel yahut ekonomik sahada belirleyici güç hâline gelmeleri her zaman devletin temkinli yaklaşımıyla karşılanmıştır. Siyasal partilerin, sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının ve akademik camianın büyük ölçüde devletin gözetiminde ve yönlendirmesi altında şekillenmesi, Türkiye’de politik toplumun egemenliğini pekiştiren en önemli yapısal unsurlardan biri olarak tezahür etmiştir.

İdeolojik kümelerin hepsinin kişi ve eylemi arasında sıkı bir organik ilişki kurma alışkanlığına sahip olması, en büyük handikaplarımızdan birini oluşturuyor. Herhangi bir konuda asıl meseleyi konuşmak yerine, konu, hep bir noktaya, o meseleyi icra eden kişi ve onun aidiyeti üzerinde odaklanıyor. Dolayısıyla da mesele yerine kişi, grup, grup aidiyeti ve bu aidiyetin taşıdığı soyut değerler tartışılıyor.

Travmanın özü kısaca bir Endülüs travması, bir Rumeli travması; batıp giden koskoca bir imparatorluk travmasıdır. Bunun da sorumluları bütün bir modernleşme sürecinin mimarı olan yönetici elitler, yozlaşmış aydınlardır. Algı bu, düşünce budur. “Ne Razi’nin kendisi ne de onun mantık oyunları kalmıştır, Rumî galip, Razi mağlup olmuştur”.¹ M. İKBAL   “Özeli genelin örttüğü ya da genelin […]

Travmanın özü kısaca bir Endülüs travması, bir Rumeli travması; batıp giden koskoca bir imparatorluk travmasıdır. Bunun da sorumluları bütün bir modernleşme sürecinin mimarı olan yönetici elitler, yozlaşmış aydınlardır. Algı bu, düşünce budur. “Dünya erkeğin, ev kadınındır”.¹ DOĞAN KUBAN   “Fırtına” der Adorno, “mutlu adam için korunmuşluğun şarkısıdır”, mutsuz adam içinse evinin korunaksızlığını anımsatır bu ses. İnsanın […]

Hiç beklenmedik bir anda devreye giren bir imge, bir anda olayı gerçek bağlamından kopartarak “Ve lakin çok şükür Müslümanız” düzlemine taşıyor. Böylece sadece iman tazelemiş olmak ve rahatlamakla kalmıyor aynı zamanda işin aslını araştırmak için gerekli çalışma külfeti ve sorumluluktan da kurtulmuş oluyoruz “Hacı Nuri Bey bana dedi: Alaman indi Balkan’a ne Yunan’ı bıraktı, ne […]

Bugün toplum olarak yeni bir başlangıcın arifesindeyiz. Siyasal yurttaşlık temelinde bütün bir ulus ve ulusal ölçekte demokratik değerleri, onların korunmasını mı; yoksa yerel ölçekteki değerler ve kimlik kafesleriyle onların birbirleriyle rekabetini mi konuşacağız? Sorulması gereken asıl soru budur. “Arpa ekmeği nasip ettiğine Bağışla bir de Haydar’ın kuvvetini” Muhammed İkbal Geçenlerde bir dost meclisinde otururken karşılaştığım […]

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.