Yeni Ekonomi Politikalarıyla Geçen 12 Ay Nasıl Bir Gelecek 12 Ay Vadediyor?

Enflasyon artış hızının 2024 sonunda yüzde 40-45 aralığına inmesiyle sabit ve düşük gelirli açısından “daha rahat” bir dönem başlamış olacak. Fakat para politikasında optimizasyonun ardından maliye politikasında atılabilecek adımların sınırlı olması, hukuk dahil gerçek bir reform sürecinin başlamasının mevcut sistemde imkânsızlığı, enflasyonla mücadelenin kısıtlarını orta vadede gösterecek faktörler olarak karşımıza yeniden çıkacak.

Türkiye’de son 22 yılın gösterdiği, siyasette de ekonomide de mevsimlerin hızla değişebildiği. 2023 seçimleriyle yerinde kaldığı düşünülen statüko, 2024 yerel seçimleriyle birlikte köklerinden sarsıldı. Seçmen merkezi yönetimdeki iktidara karşı, kendisiyle doğrudan iletişimde olan yerel yönetimlerde muhalefeti güçlendirdi. Siyaset zemininde kartları yeniden dağıttı. 

 

Devlet mekanizmasının yıllar içinde hemen her alanda dejenerasyonuna tanık olduk. Ancak adalet, sağlık ve eğitim bir yana, seçmenin işaret ettiği değişimin temelinde en ön planda ekonomi var. Cumhurbaşkanlığı sisteminin iktidarda kalma matematiği nedeniyle Cumhur İttifakı’nın kutuplaşma siyasetinden manevrası kolay değil. Fakat yerel seçimlerin ardından neden aniden yumuşama havasının yükselen söylem olduğunu anlamak için genel seçimden bu yana geçen 12 ayda içinde bulunduğumuz ekonomik şartlara bir kez daha bakmak gerekiyor.  

 

Nebati-Kavcıoğlu’nun emir erliği döneminde Erdoğan’a ve AKP’ye 2023’te seçimi kazandıran ekonomi politikaları, Türkiye ekonomisini Mayıs 2023’te şiddetli bir ödemeler dengesi krizi ile burun buruna getirdi. 2021 son çeyrekte başlayan döngüdeki aşırı faiz indirimleri önce enflasyonu zincirlerinden kopararak 2022 sonbaharında yüzde 80’in üzerine taşıdı. TCMB kaynaklı rezerv satışlarıyla TL’nin sürdürülemez şekilde baskı altına alınmasıyla da seçimden hemen önce manşet enflasyon yüzde 40’ın altına indirildi. 2023 seçimleri bitiğinde TL yaya gerilen bir ok misali aşırı değerli bir seviyedeydi.  

 

Seçimin ardından Mehmet Şimşek’in ekonomi yönetimine gelişi Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından denizin bittiğinin sonunda idrakiydi. Şimşek isminde somutlaşarak değişen ekonomi yönetiminin ilk amacı da ülkeyi her alanda tsunami gibi vurarak dağıtacak bu krizin gerçekleşmesine engel olmaktı. Şimşek’in faiz artış döngüsüne başlaması ve Temmuz 2023’te devreye sokulan şiddetli dolaylı vergi artışları, söz konusu çıkmaz sokaktan geriye dönüş yolunun ilk adımları olarak atıldı. TL’nin değerinde basıncı azaltacak kontrollü bir düzeltme beraberinde geldi. Sürdürülemez politikalardan dönüş için uygulanan bu kaçınılmaz birleşimin ilk etkisi Temmuz-Ekim 2023’te patlayarak yükselen enflasyon oldu. 

 

2023 seçimlerini izleyen yaz aylarından başlayarak Nisan 2024’e varan dönemde Kavcıoğlu elinde amorf hale gelmiş olan TCMB’nin para politikasını normalleştirme adımlarının kademeli olarak atıldığını izledik. Eşzamanlı olarak finansal piyasaya konan baskılama adımları kaldırılmaya başlandı. Kur Korumalı Mevduat’ın (KKM) cazibesini düşürerek buradaki tasarruf sahibini TL hesaplara döndürmek hedeflerden bir tanesi oldu. Geçen 12 ayda normalleşme henüz tamamlanmadı. Ancak para politikası belki de 2018’den bu yana ilk kez gerçekçi bir zeminde “ekonomide yumuşak iniş” kurgulayarak enflasyonu düşürmeye odaklandı. TCMB’nin kurumsal karar alırken siyasetten bağımsız hareket edemeyeceği, Cumhurbaşkanı’nın devreye girerek bir gecede sil baştan her şeyi bir kez daha değiştirebileceği kaynaklı güven sorunu ise halen aşılamadı. 

 

Para politikası yerel seçimler öncesinde ekonomide şok yaratacak adımlardan kaçınırken, Mart 2024 yerel seçimleri nedeniyle kamu harcamaları disiplin altına alınmadı. Cari harcamaların esnek olmayan yapısı nedeniyle yükselen enflasyona uyum sağlandıkça mali genişleme devam etti. Şimşek dönemi etkisi olarak kısıtlamalar öncelikli olarak kamu ücretleri, özelinde emekli maaşları üzerinden gelebildi. Yerel seçimlere girerken seçmen bu kez yüksek enflasyonun yarattığı hayat pahalılığını ve artan vergilerin azalttığı alım gücünü derinden hissetmeye başladı. Son 12 ayda enflasyonu düşürüme çabasında eksik olan önemli ayağı, sosyal devlet görevini üstlenen başta İstanbul olmak üzere CHP’li belediyelerin yönetim tercihlerine bakan seçmen, 2024 seçimlerinde faturayı iktidara kesti.  

 

Nasıl Bir Yaz ve Sonbahar?

 

Mayıs 2024 itibarıyla yıllık yüzde 75 civarına yükselecek TÜFE enflasyona, GSMH’ye oranı yüzde 5,5’e varan bütçe açığı eşlik ediyor. TCMB faiz artış döngüsünü yüzde 8,5’ten yüzde 50-53 aralığına gelerek tamamladı. Dikkatini piyasada özellikle KKM dönüşleriyle artan TL likidite yönetimine vererek finansal araçlara konan yapay baskıları teker teker kaldırma aşamasında. Daha bu hafta yabancı yatırımcıların esas giriş kapısı swap piyasasının yeniden açılacağına dair haberler Bloomberg’de yer aldı, 9 Mayıs Resmî Gazete’sinde kredi artışında hedefin altında kalan bankalara zorunlu tutulan (cezai) menkul kıymet tesisine ilişkin düzenleme tamamen kaldırıldı. 

 

Son bir yılın önemli kazanımı, ağırlıkla enerji fiyatlarındaki gerileme ve altın ithalatına konan sınırlamalar kaynaklı olmak üzere cari açığın daralma yönünde devam eden eğilimi oldu. Cari açık 2023 sonundaki 45,5 milyar dolardan Mart 2024 itibarıyla 32 milyar dolara geriledi. TL’de reel değer artışının enflasyonla mücadelede kullanılacağını ilan eden TCMB’nin de eli rahatladı. Döviz ihtiyacının eş oranda düşmesi anlamına gelen bu daralma uzun süre devam ettirilemeyecek, ancak özellikle 2024’te maliyetleri baskılayacak şekilde TCMB’ye TL’nin reel değerini artıracak alanı açtı. TL’de aylık değer kaybı oranını enflasyonun altında tutarak Banka, enflasyonda yaz aylarında beklenen gerilemeye ivme vermeye geçici bir alan kazanmış oldu. Çok güçlü baz etkisi ile de birleştiğinde Eylül başında yıllık manşet enflasyonun Mayıs ayındaki yüzde 75 seviyesinden yüzde 50’ye indiğini göreceğiz. 

 

TCMB’nin hedeflediği sıcak parayı çekerek rezervlerindeki büyük yarayı kapatmayı sağlayacağı zemin işte bu geçen 12 ayda böylece inşa edilmiş oldu. TL’de istikrar, yıllık enflasyonda hızlı düşüş ve aşırı regülasyonların kaldırılması kilit adımlardı. Zaten Moody’s’in de sene bitmeden listeye ekleneceği şekilde Fitch ve S&P tarafından not artışlarıyla hızla taçlandırıldı. 

 

Yaz ayları boyunca sıcak paranın Türkiye finansal piyasalarına artan oranda girişine tanık olacağız. TL tahviller ve hisse senetleri bu girişlerin hedefi olacak. 

 

TL’nin reel değeri bu yeni dönemde yapay yollarla değil, sermaye akımlarının etkisiyle yükselecek. TL’de değer artışının aşırıya kaçması halinde tüketim malı ithalatını artırarak kurgulanan hassas ekonomik dengeyi bozabileceğinden TCMB tarafından TL dikkatle yönetilecek. TCMB döviz alımlarıyla rezervlerini güçlendirmeye artan hızla devam edecek.  İhracatçı ve turizmci için bu koşullar zorlayıcı olacak. İşletme sermayesi sıkıntısı her zaman olan, bu nedenle kısa vadeli kredilerle işini döndüren KOBİ’lerden bazıları için yüksek faiz-değerli TL kombinasyonu ölümcül olacak. Bankaların kârlılık oranları düşecek. 

 

TCMB’nin enflasyon hedefleri: 2024 sonu yüzde 36 ve 2025 sonu yüzde 14, şu aşamada gerçekçi değil. Enflasyondaki aşırı yüksek seviyenin önümüzdeki iki senede daha sürdürülebilir (ancak halen çok yüksek) yüzde 25-30 aralığına inme penceresinin açıldığı bu dönemde sıcak para girişlerinin kalıcı hale getirilmesi önemli. Türkiye ekonomisinin yeniden kaliteli doğrudan yatırımları çekmesi gerekli. Bu da dikkatleri hızla maliye politikasına döndürüyor zaten.   

 

Şimşek’in vaatler listesi içinde Mayıs bitmeden açıklanacak bir tasarruf önlemleri listesi ve yapısal reform adımları listesi var. Ancak basına sızdığı kadarıyla görünen adımlar yeterli olmaktan çok uzak. Belli ki yerel seçimin ardından Erdoğan’ın AKP’de yapacağı kadro değişiminde bir pozisyon almak ya da mevcut olanı korumak için nasıl bir savaş varsa, kamuda tasarrufu “öteki” birime atmak için de AKP yönetimindeki merkezi hükümette benzer sertlikte bir savaş var. Kamu araçlarının satışlarıyla, yazışmalarda kâğıttan dijitale dönmeyi teşvikle, “ilk hedef 100 milyar TL” kampanyası ile genç partizan kamu görevlilerine tasarruf etme eğitimiyle beklenen ölçekte bir bütçe disiplini söz konusu değil. Kilit yeni yatırımlarda. 

 

Cevdet Yılmaz’ın sürekli referans gösterdiği Orta Vadeli Plan’ın sıcak parayı Türkiye’de tutup bir de üzerine doğrudan yatırım çekmeye yarayacak esas çıpa olmadığının anlaşılması önemli.

 

Şimşek’in Maliye Bakanı olarak açıklayacağı inandırıcı bir plan dahilinde 300 milyar doları aşan 2024 bütçesinin yüzde 5-6’sı kadar her yıl tasarruf yapabileceğini göstermesi gerekiyor. Başka ifadeyle, aynı oranda faiz dışı fazla hedefi verilmesi ve gerçekleşmesi gerekiyor. 

 

Kamuda tasarrufun 2018’den bu yana özellikle arka plana atılması, aşırı harcamalar yoluyla bir siyasi destek mekanizmasının inşa edilmiş olduğu herkesin bildiği sırlardan. Dolayısıyla harcamaları kamu yatırımları üzerinden reel olarak üst üste yıllar boyunca daraltmanın siyaseten zorluğu da ortada. 

 

Şu haliyle enflasyonu düşürmek için para politikasına verilmesi gereken maliye politikası desteği açısından tasarruf işinin büyüğü, yine ağırlıkla ve hatta sadece sabit gelirlinin üzerine yüklenecek gibi görünüyor. Faizin yüksek seyri yanında reel ücretlerin 2023 seçimleri öncesi dönemin aksine, 2024 ikinci yarıda ve 2025 boyunca eritilmesi ötesinde kamudan bir destek gerçekçi durmuyor. 

 

Enflasyon artış hızının 2024 sonunda yüzde 40-45 aralığına inmesiyle sabit ve düşük gelirli açısından “daha rahat” bir dönem başlamış olacak. Delice fiyat artışlarının yumuşaması bir refah artışı hissini 2025 içinde verecek. Fakat para politikasında optimizasyonun ardından maliye politikasında atılabilecek adımların sınırlı olması, hukuk dahil gerçek bir reform sürecinin başlamasının mevcut sistemde imkânsızlığı, enflasyonla mücadelenin kısıtlarını orta vadede gösterecek faktörler olarak karşımıza yeniden çıkacak.  

 

Mevcut seçimsiz yıllar içinde yüzde 25-35 aralığına razı olunmasının ötesinde bir rahatlamanın mümkün olmayışı da böylelikle ortaya çıkıyor.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.