M. EMİN ZARARSIZ

1984 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisansını aynı üniversitede (1988), doktorasını Selçuk Üniversitesi’nde (1995) tamamladı. İkinci yüksek lisansını İngiltere Leicester Üniversitesi’nde (1997) yaptı. Sırasıyla Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’nda Planlama Uzman Yardımcısı ve Planlama Uzmanı, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı, Başbakanlık Müsteşarı (V), Gümrük Müsteşarı, SGK Başkanı, Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı, YÖK Üyeliği ve Başbakan Başmüşaviri görevlerinde bulundu. İş ve sosyal güvenlik hukuku, anayasa hukuku, insan hakları, kamu yönetimi ve eğitim konuları başlıca ilgi alanlarıdır.

M. EMİN ZARARSIZ

1984 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisansını aynı üniversitede (1988), doktorasını Selçuk Üniversitesi’nde (1995) tamamladı. İkinci yüksek lisansını İngiltere Leicester Üniversitesi’nde (1997) yaptı. Sırasıyla Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Araştırma Görevlisi, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’nda Planlama Uzman Yardımcısı ve Planlama Uzmanı, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı, Başbakanlık Müsteşarı (V), Gümrük Müsteşarı, SGK Başkanı, Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı, YÖK Üyeliği ve Başbakan Başmüşaviri görevlerinde bulundu. İş ve sosyal güvenlik hukuku, anayasa hukuku, insan hakları, kamu yönetimi ve eğitim konuları başlıca ilgi alanlarıdır.

TÜM YAZILARI

Bahçeli’nin çıkışıyla başlayan ve Öcalan’ın çağrısı sonrası PKK’nın fesih kararıyla yeni bir evreye giren “Terörsüz Türkiye” sürecinde, TBMM’de kurulan komisyona sunulan parti raporları, iktidardan muhalefete uzanan geniş bir yelpazede çözüm, demokrasi ve hukuk başlıklarında ayrışmaları ve ortaklıkları gözler önüne seriyor.

5510 sayılı Kanun, geçmişteki dağınık sosyal sigorta sistemlerini düzenleyerek hem kazanılmış hakları korumuş hem de yeni sigortalılar için esaslar getirmişti. Bu sistemde “yaşlılık aylığı” adı altında yapılan ödemeler, sigortalının primlerine, kazançlarına ve yıllar içindeki güncelleme katsayılarına göre hesaplanmakta; düşük prim ödeyenlere yapılan fark ödemeleri ise sosyal yardım niteliği taşımaktadır.

1982 Anayasası, yürürlüğe girdiği tarihte hem bir “darbe anayasası” hem de bir “vesayet anayasası” idi. Rengi hâkî idi ve temel hak ve hürriyetleri önce “bahşeden”, hemen arkasından da kullanılmasını aşırı derecede sınırlayan bir anayasaydı. İlerleyen yıllarda hâkî rengin gölgesi zayıfladıkça, demokrasi, hukuk devleti ve temel hak ve hürriyetlerin kullanımını engelleyen, tarafı olarak yükümlülük altına girdiğimiz uluslararası insan hakları belgelerine de uymayan sınırlandırmaların kaldırılması talepleri arttıkça, Anayasa’da bu yönde değişiklikler yapılmaya başlandı.

PKK’nın referans yapmasında etkili olan hususlardan biri 1921 Anayasası’nda “Türk Devleti” kavramı değil “Türkiye Devleti” kavramının kullanılmış olmasıdır. 1921 Anayasası’nı kabul edildiği tarih ve dönem itibarıyla özgün kılan ve PKK’nın referans alınması gerektiği önerisine sebep olan ikinci husus ise 11 ila 21’inci maddeleri arasında, neredeyse bağımsız denilecek kadar özerk bir yapıdaki yerel yönetim düzenlemeleri olsa gerektir.

Son zamanlarda basın-yayın organlarında ve sosyal medyada mevcut sosyal sigorta sisteminde bazı değişiklikler yapılmak üzere çalışmalar yapıldığı, bu kapsamda “yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanmada yaş şartlarının yükseltileceği”ne ilişkin haberler sıkça yer almaya başladı. “Yaşlılık/emeklilik aylığına hak kazanmada yaş şartı”, tarihsel süreç içerisinde değerlendirilmek üzere bu yazının konusunu oluşturacaktır.

10/10/2024 tarihli ve 7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu ile getirilen sistem, 3/2/2022 tarihli ve 7354 sayılı Mülga Öğretmenlik Meslek Kanunu ile mukayese edildiğinde, eskilerin deyişi ile “efradını cami, ağyarını mâni” (ne eksik ne fazla, eksiği artığı olmayan) bir düzenleme olmuştur.

Kayyım atamaları/görevlendirmeleri açısından en üst norm Anayasa’nın 127’nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre “görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahallî idare organları veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı, geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir.”

SGK’nın elinde doğrudan kanunlardan kaynaklanan alacaklarını cebri icra yoluyla takip ve tahsil etme yetkisi varken neden yaklaşık 545 milyar TL prim alacağı biriktirilmiştir? Yaklaşık 96 milyar TL’si (yüzde 17,61) belediyelerden oluşan alacak olmasına rağmen, kalan 449 milyar TL alacağın (yüzde 82,39) takip ve tahsili için neden en üst seviyeden bir açıklama yapılmamaktadır?

Bir önceki yazıda bahsettiğim tamamlanmış olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Önerisi, Prof. Dr. Ergun Özbudun imzası ile Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben yazılan aşağıdaki yazı ve Yeni Anayasa Önerisinin Getirdiği Yenilikler notu ile birlikte teslim edilmiştir. Anayasa sadece milletvekilleri tarafından teklif edilebildiğinden hitap kısmı Başbakan olarak değil, AK Parti Genel Başkanı olarak yazılmıştır. Sayın Recep […]

  • 1
  • 2
Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.