Son 40 yıldan çıkarılan ders, Filistinli silahlı grupları yok etmeye yönelik her girişimin daha aşırı uçlar ve daha kötü açmazlar doğurmaktan başka işe yaramadığıdır.

israil askeri

Gazze kuşatması başladı. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da geçtiğimiz hafta sonu Hamas militanlarının İsrail’e dehşet salmasının ardından örgütü “ortadan kaldırmaya” ant içerek “güçlü bir intikam” sözü verdi. Hamas yokluk içindeki Gazze Şeridi’nden sürülebilir. Netanyahu yapacaklarının “Ortadoğu’yu değiştireceğini” iddia ediyor.

 

2007’de bölgeyi şiddete başvurarak ele geçirdiğinden bu yana Hamas ile İsrail arasında dört savaş yaşandı. Bu savaşların her biri de savunulması mümkün olmayan statükoya dönüşle sonuçlandı. İsrail’in eski savunma bakanlarından Ariel Şaron’un Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) Lübnan’ın güneyinden çıkarma sözü verdiği 1982 yazının yankıları sürüyor. Şaron da Ortadoğu’yu değiştirmeyi istiyordu.

 

Şaron, ABD Dışişleri Bakanı Alexander Haig’e selam çakarak birliklerini Beyrut’a göndermiş, şehri iki ay boyunca kuşatma altında tutmuştu. Sonunda FKÖ Lübnan’ı terk etmiş olsa bile, devlet olmayan bir yapıya karşı ilk kez yürüttüğü büyük ölçekli bu kara savaşı İsrail’in en kötü stratejik hatalardan biri oldu ve İsrail’in Lübnanlı Hıristiyan müttefiklerinin Sabra ve Şatilla katliamına yol açtı. Hâlâ Şaron’un kibrinin ve Haig’in bunu görmezden gelmesinin sonuçlarıyla yaşıyoruz; Şam’dan Tahran’a kadar uzanan bir direniş ekseninin doğuşu da dahil. 

 

İsrail sadece FKÖ’yü oradan çıkarmayı değil, Beyrut’ta barış yapabileceği dostane bir hükümetin kurulmasına destek vermeyi, Lübnan’da bulunan Suriye silahlı güçlerini vurarak Suriye’yi dize getirmeyi ve belki de masaya oturtmayı istiyordu. Üstelik tüm bunları Filistinlilere tek bir taviz de dahi vermeden yapacaktı. Netanyahu bu kez Gazze’yi bombalayabileceğini sonra da Filistinlilere kayda değer herhangi bir şey sunmadan Suudilerle normalleşme görüşmelerine dönebileceğini düşünüyorsa şayet, bu Riyad’ı ciddi anlamda yanlış okuduğu anlamına gelir.

 

Son 40 Yıl Ne Söylüyor?

 

Son 40 yıldan çıkarılan ders, Filistinli silahlı grupları yok etmeye yönelik her girişimin daha aşırı uçlar ve daha kötü açmazlar doğurmaktan başka işe yaramadığıdır. İsrail’in Lübnan’ı işgalinden iki gün sonra bir uçak dolusu İran Devrim Muhafızı Şam’a gelmiş, Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’ın onayıyla oradan Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ne doğru yola çıkmıştı. İran Doğu Akdeniz’e geldikten sonra buradan bir daha ayrılmadı. Tahran’ın 1979 İran Devrimi’nden bu yana en başarılı ihracatı olan Hizbullah kuruldu ve Hizbullah İran’la birlikte Amerika’yı Lübnan’dan ve Ortadoğu’dan çıkarmaya ant içti. ABD, 1983’te intihar kamyonlarının önce Beyrut’taki büyükelçiliğini, ardından da ABD-Fransa çokuluslu gücü bünyesindeki deniz piyadelerini havaya uçurmasıyla büyük bir darbe aldı. Başkan Ronald Reagan deniz piyadelerini geri çekti ve ABD savaş gemilerini kısa süreliğine Lübnan kıyılarında tuttu. 

 

Sovyetler Suriye’nin cephaneliğini yenilerken Suriye de doğru zamanın gelmesini bekleyerek bölgedeki Amerikan planlarının itfaiyeci kılığındaki kundakçısı konumuna geldi. Bugün Şam, topraklarındaki İran, Hizbullah ve Rusya varlığıyla farklı bir rol üstleniyor.

 

Hamas’ın yıldırım saldırısında ölenler ve rehineler arasında ABD vatandaşlarının da bulunması ve bir ABD uçak gemisi filosunun yola çıkması, Amerika’nın artık İsrail’in müttefiki olmanın ötesine geçtiğini gösteriyor (Tıpkı Lübnan’da olduğu gibi, ama karada asker bulundurmadan). İsrail intikam peşinde ama ABD 1982’den bugüne yansıyan daha derin uyarılara kulak vermeli.

 

O dönemde Sovyetler, Mısır’ın taraf değiştirerek ABD’nin müttefiki olmasının ardından, önemli ölçüde zemin kaybettiği Ortadoğu’da nüfuzunu yeniden kazanmanın yollarını arıyordu. Beyrut’taki Sovyet Büyükelçisi Alexander Soldatov, Moskova’nın Ortadoğu’da herhangi bir Amerikan başarısına karşı olduğunu açıkça belirtmiş ve ABD’nin Lübnan ile İsrail arasında yaptığı anlaşmayı bozmaya çalışmıştı. Ayrıca Reagan yönetimi Afganistan’daki Sovyet karşıtı mücahitlere yardım ederken Soldatov da ABD’nin Lübnan’dan güvenli bir şekilde çekilmesini engellemeye ant içmişti. 

 

Ekim 1983’te Deniz Piyadelerine karşı düzenlenen şiddetli saldırıda Sovyetlerin parmağı olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmuyor. Ancak gündemler Moskova’dan Tahran ve Şam’a kadar aynıydı. Benzer şekilde, Rusya’nın Cumartesi günü İsrail’de yaşanan dehşete herhangi bir destekte bulunduğuna dair bir kanıt da bulunmuyor ve şimdiye kadar Moskova Tel Aviv ile iyi bir ilişki içindeydi. Yine de özellikle Washington Ukrayna’yı desteklerken ve İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri normalleştirmeye çalışırken, Amerikan karşıtı gündemler de hâlâ aynı düzlemde. İran Moskova’ya insansız hava aracı tedarik ediyor. Hamas liderleri son zamanlarda Rusya’ya bazı ziyaretlerde bulundu. 

 

Mevcut çatışma özünde modern tarihin en uzun işgaliyle ilgili. İşgal Filistinlileri mülksüz bırakıyor, İsrail ise sürekli olarak kendi güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Büyük resme bakıldığında durum, bölgesel değişimler ve küresel ittifakların kritik bir kavşağa varmasından ibaret. Hâlihazırdaki tehlikeyse, daha fazla stratejik hata yapılarak şiddetin önümüzdeki yıllarda da sürmesini sağlamak olur.

 

Bu yazı Financial Times sitesinde yayınlanmış olup Evrim Yaban-Güçtürk tarafından Perspektif için çevrilmiştir. Yazının orijinal linki için buraya tıklayınız.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.