Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Uç-Sağın Güçlenmesi Olasılığı

Siyasi yelpazenin uç-sağında konumlanan Yedinden Refah Partisi (YRP) ve Zafer Partisi’nin yerel seçimlerde seçmen desteklerini artırmasını sağlayacak uygun sosyo-ekonomik ve kültürel değişkenler mevcuttur. Arz-yönlü yapısal parti-içi değişkenler bakımından, yerel seçimlere bir aylık süre kala, bu ihtimalin gerçekleşmesi YRP açısından daha mümkün gözükmektedir.

2024 yerel seçimleri aşırı sağ

Siyasi partilerin seçim rekabeti konusuna odaklanan çalışmalar, siyasi yelpazenin uç-sağında konumlanan partilerin seçim performanslarına etki eden faktörleri, talep-yönlü ve arz-yönlü faktörler olarak iki ana grupta incelemektedir. Talep-yönlü faktörler, söz konusu partilere yönelik seçmen ilgisinde artışa neden olabilecek sosyo-ekonomik ve kültürel değişkenleri kapsarken; arz-yönlü faktörler, partilere yönelik artan seçmen ilgisinin oya dönüşmesini sağlayacak parti-içi ve parti-dışı yapısal değişkenleri içermektedir. 

 

Parti-içi yapısal değişkenler, parti lideri ve kadrosunun popülaritesi, partinin kurumsal yapısı ve belirli bir seçmen kümesini temsil etme kabiliyetini içermekte; parti-dışı değişkenlerse rakip partilerin siyasal konumlarını, seçmen nezdindeki algısını ve seçim rekabetinin dayandığı kuralları, yani seçim sistemini kapsamaktadır. Mart 2024 yerel seçimlerine giderken, siyasal yelpazenin uç-sağında konumlanan Yeniden Refah Partisi (YRP) ve Zafer Partisi’nin (ZP) seçmen desteklerini artırma ihtimali, sözü geçen değişkenler üzerinden tartışılmalıdır. Bilindiği üzere, Mayıs 2023 parlamento seçimi resmî sonuçlara göre, sırasıyla yüzde 2,8 ve yüzde 2,23 oranında oy kazanan her iki parti de Mart 2024 yerel seçimine tek başına girme kararı almıştır.  

 

Oy Değişkenliği

 

Her iki partinin seçmen desteklerini artırma olasılığını sözü geçen değişkenler üzerinden tartışmadan önce, Nisan 2017’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli üzerine yapılan ulusal referandumun propaganda sürecinden bu yana artma eğiliminde olan parti sistemindeki kutuplaşma süreci ve bu sürecin oy değişkenliğine olan etkisini kısaca tartışmak yerinde olacaktır. 

 

Oy değişkenliği hesaplamasında kullanılan Pedersen Endeksi formülüne göre, her partinin müstakil yarıştığı varsayılarak yapılan hesaplamada 2018-2023 milletvekili seçimleri arasında siyasi partiler arası oy değişkenliği oranı 11,19 iken; Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı toplam oyu ve bu ittifaklar dışında kalan partilerin oy toplamları dikkate alınarak yapılan hesaplamada oy değişkenliğinin sadece 3,2 oranında olduğu görülmektedir. Blokların toplam oyları dikkate alındığında oy değişkenliği oranının oldukça düşük seviyede çıkması (Pedersen Endeksi 0-100 arası değer alabilir) oy değişkenliğinin blok içi partiler arasında gerçekleştiğine dair güçlü bir ipucudur. Bu sebeple, Mart 2024 yerel seçiminde, YRP ve ZP’nin olası oy artışı hakkında yorum yapmak için bu partilerin seçim ittifaklarına karşı konumları dikkate alınmalıdır. YRP’nin iktidar blokuna, ZP’nin muhalefet blokuna yakın konumlanması, bu partilerin ağırlıklı olarak yakın konumlandıkları blokların bileşenlerini tercih eden seçmenden oy alabilme ihtimalini beraberinde getirmektedir. Daha açık olarak ifade etmek gerekirse, YRP’nin geçmiş seçimlerde Cumhur İttifakı’na, ZP’nin ise Millet İttifakı’na oy veren seçmene hitap edebilmeleri çok daha olasıdır.   

 

Siyasi parti sistemindeki kutuplaşma sonucu, bloklar-arası oy değişkenliğinin düşük seviyede kalması değişkenini aklımızda tutarak, Mart 2024 yerel seçiminde YRP ve ZP’nin seçmen desteklerini artırma ihtimalini yazının başında değinilen talep-yönlü ve arz-yönlü değişkenler üzerinden tartışabiliriz.

 

Hükümetin 2024 yılı başında yaptığı maaş zamlarına rağmen artma eğilimi devam eden enflasyon oranı ve gelir dağılımı adaletindeki kötüleşme trendi sebebiyle oluşan seçmen memnuniyetsizliği, geçmiş seçimlerde AK Parti’ye oy vermiş olan bir grup seçmenin yerel seçimde Cumhur İttifakı bileşeni olan ya da bu bloka yakın konumlanan partilere yönelmesine neden olabilir. Bu bağlamda, mütedeyyin muhafazakâr seçmenin YRP’ye yönelmesi dikkate değer bir olasılıktır. 

 

Yeniden Refah Partisi ve Millî Görüş Mirası

 

Saadet Partisi’nin Millet İttifakı çatısı altında CHP ile işbirliği yapma kararına muhalif olan Fatih Erbakan liderliğinde kurulan YRP, Millî Görüş’ün temsil ve kurumsal kapasitesini miras alan parti konumundadır. Necmettin Erbakan liderliğinde kurulan ve İslam-Milliyetçilik dozlu bir paradigma üzerinden ekonomik ve kültürel yapı alternatifi geliştirme iddiasındaki Millî Görüş hareketinin günümüzdeki temsilcisi olarak algılanan YRP, Cumhur İttifakı’nı destekleyen; ancak, ekonomik kriz sebebiyle iktidar partisine karşı memnuniyetsiz olan muhafazakâr seçmen için geçerli bir alternatif olabilir. Ayrıca, miras alınan Millî Görüş geleneğinin “kütle partisi” özelliklerini taşıdığı dikkate alınırsa, partinin kurumsal kapasitesinin de söz konusu seçmeni temsil etme kapasitesine sahip olduğu söylenebilir. YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın yakın zaman önce yapmış olduğu “Seçimden çekilmemiz söz konusu değil, çekilirsek AK Parti’nin yedek lastiğine döneriz” açıklamasının ardındaki rasyonalite bu ihtimalde aranmalıdır. Bununla birlikte, Cumhur İttifakı’nın diğer bileşeni olan MHP ile YRP arasındaki ideolojik farklılık ve MHP’nin sahip olduğu nicel seçmen desteğinin oldukça üzerinde olan bürokrasideki etkinliği, geçmiş seçimde MHP’yi destekleyen seçmen kümesinden YRP’ye oy geçişi ihtimalini oldukça zayıflatmaktadır. Nitekim YRP’nin belirlediği adayların söylemleri AK Parti’ye destek olan seçmen kümesini hedeflemektedir. Bu cümleden, YRP’nin Erdoğan-sonrası dönemde AK Parti’ye oy veren mütedeyyin seçmeni kendisine çekme amacında olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Dahası, yerel seçimlerde merkez yönetimin değil, yerel yönetimlerin belirleneceğini düşünecek olursak -tıpkı 2009 yerel seçimlerinde olduğu gibi- AK Parti’nin seçmen desteğinde azalma görülebilir. Ayrıca Mart 2024 yerel seçiminde, AK Parti’nin sahip olduğu seçmen desteği oranı özelinde, kuruluşundan bu yana en düşük seviyeye, yani yüzde 33,7’nin altına gerileyebilir. 

 

YRP’nin göçmen sorununun önem kazanması sayesinde oylarını artırabilme ihtimali ise oldukça zayıftır. Bu ihtimalin zayıf olması, Millî Görüş hareketinin ümmet anlayışı sebebiyle partinin göçmenlere karşı -göçmenlerin dinî kimlikleri sebebiyle- “kucaklayıcı” politikalar ve söylemler geliştirmesinin sonucudur. Bu sonuç, Batı Avrupa ülkelerinde yer alan göçmen karşıtı partilerin seçim performansları üzerine olan çalışmalarda elde edilen sonuca paralel olarak, Batı Avrupa seçmeninin özellikle kendi dinî ve kültürel kimliklerinden farklı olan Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinden gelen göçmenler sebebiyle göçmen karşıtı partilere yöneldikleri bulgusuyla da örtüşmektedir. Bununla birlikte, belediye başkanlığı seçiminde uygulanan tek-turlu çoğunluk sistemi ve parti oylarının belediye meclis üye sayısına dönüşümünde oy oranı yüksek olan partiler lehine bir uygulama olan kontenjan ve yüzde 10 oy kesintisi kuralı, YRP’nin yerel seçimde oylarını artırmasının önündeki en güçlü arz-yönlü parti-dışı değişkendir. Bu değişken ve kutuplaşma sebebiyle, karşı blokun kazanmaması için seçmenler kendi siyasal kimliklerine yakın olan blokun en büyük partisine yönelecek şekilde “taktiksel oy” kullanabilirler. 

 

Zafer Partisi ve “Göçmen Sorunu”

 

YRP’nin oy oranını artırmasına engel olabilecek en güçlü değişken olan seçim sisteminin etkisi ZP için de geçerlidir. Bununla birlikte, göçmen sorununa yaklaşımı ve siyasi söylemini bu sorun merkezinde geliştirmesi; bu sebeple, Batı Avrupa ülkelerindeki göçmen-karşıtı partileri andıran ZP’nin, talep-yönlü bir değişken olan ve seçmen tercihlerinin belirlenmesinde her geçen gün etkisi güçlenen “göçmen sorunu” sayesinde oy oranını artırma ihtimali mevcuttur. Nitekim siyasi partilerin seçim performanslarının açıklanmasında kullanılan “konu sahipliği” yaklaşımına göre, ZP’nin oy oranını artırma ihtimali seçmende göçmen-karşıtlığı eğiliminin güçlenmesine paraleldir. Zira, “göçmen karşıtlığı” denince seçmenin bu konuyu özdeşleştirdiği partilerden birisi (belki tek parti) ZP’dir. 

 

Bu değişkene ek olarak, partinin iktidar blokundan ziyade muhalefet blokuna yakın konumda olması sayesinde, muhalefet blokunu oluşturan CHP ve İYİ Parti’nin Mayıs 2023 seçimi sonrasındaki parti-içi sorunları ve özellikle İYİ Parti’nin seçim sonrası hızla değişen politikasının sebep olduğu zihin karışıklığı nedeniyle; milliyetçi hassasiyetlere sahip olmakla birlikte kendisini merkez-sağ ve merkezde konumlandıran ve göçmen sorunundan rahatsız olan muhalif seçmenin tepkisini ifade etmek için ZP’ye yönelmesi mümkündür. Bu bağlamda, CHP’deki “değişim” sürecinin sancıları ve İYİ Parti’nin kurumsal kapasitesindeki zayıflığı gösteren parti-içi sorunlar ve CHP’yle olan ilişkisindeki gel-git süreci sebebiyle seçmen nezdindeki güveni olumsuz yönde etkilenmesi, ZP’ye yönelik seçmen ilgisinin artmasına neden olan arz-yönlü parti-dışı etken olarak zikredilebilir. 

 

Özellikle Mayıs 2023 parlamento seçimlerinde İYİ Parti’ye oy veren belirli bir seçmen kümesi ve “ulusalcı” kavramıyla tanımlanan CHP seçmeninin, oy verdikleri partilere olan tepkilerini göstermek amacıyla ZP’ye yönelmesi göz ardı edilemez bir olasılıktır. Söz konusu talep-yönlü ve arz yönlü parti-dışı değişkenlerin ZP’ye yönelik seçmen ilgisinin artması için uygun zemini sağlamasına karşın; partiye yönelimin gerçek oya dönüşmesi arz-yönlü parti-içi değişkenlere bağlıdır. Buna göre, ZP lideri ve kadrosunun seçmen nezdindeki algısı, partinin kurumsal ve söz konusu muhalif seçmeni temsil etme kapasitesi, partinin oy oranının yükselme ihtimalinin gerçeğe dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecektir. 

 

Vurgulamak gerekir ki; ZP tarafından dikkat çekici isimler, seçmen sayısı bakımında önem arz eden (İstanbul ve Ankara gibi) seçim bölgelerinde aday gösterilmişse de, özellikle son bir aydır adayların ve parti lideri Ümit Özdağ’ın konvansiyonel medya organlarında görünürlük oranındaki düşüş ZP’nin beklediği oy artışı oranının daha düşük seviyede kalmasına neden olabilecek arz- yönlü parti-içi etken olarak dikkate alınabilir. Nitekim parti lideri ve kadrosunun konvansiyonel medya organlarındaki görünürlüklerinin azalma trendi, son iki haftalık süreçte sosyal medya için de gözlemlenmektedir ki bu, partinin kurumsal kapasitesinin zayıflığına işaret etmektedir. Ayrıca, partinin göçmen sorununa “otobüse bindirip göndereceğiz” yaklaşımının uygulanabilecek bir politika olmaması, partinin seçmen gözünde karikatürize olmasına sebep olabilir ki son bir aydır partinin önde gelen isimlerin medya organlarındaki görünümü, bu karikatürize olma sürecinin hâlihazırda başladığını gösteren bir gelişme olarak değerlendirilebilir.  

 

Sonuç olarak, siyasi yelpazenin uç-sağında konumlanan YRP ve ZP’nin yerel seçimlerde seçmen desteklerini artırmasını sağlayacak uygun sosyo-ekonomik ve kültürel değişkenler mevcuttur. Arz-yönlü yapısal parti-içi değişkenler bakımından, yerel seçimlere bir aylık süre kala, bu ihtimalin gerçekleşmesi YRP açısından daha mümkün gözükmektedir. Ancak, yerel seçimde uygulanan ve oy oranı yüksek olan siyasi partiler lehine sonuç üreten seçim sisteminin, her iki parti için de oy oranlarını artırmalarının önündeki en etkin arz-yönlü yapısal değişken olduğu dikkate alınmalıdır. Seçmenin seçim sistemi sebebiyle oy oranı yüksek olan siyasi partilerden desteğini çekip çekmeyeceğini ancak 31 Mart 2024 akşamı öğreneceğiz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.