Her ne kadar kendisini “müesses nizam karşıtı” bir figür olarak lanse etse de Trump’ın kampanya döneminde dile getirdiği söylemleri ve seçimden sonra açıkladığı dış politika ve güvenlik ekibi göz önüne alındığında, ikinci Trump döneminde ABD dış politikasında radikal bir kopuş yaşanması muhtemel gözükmüyor.

Amerika’yı her alanda önceleyen politika vaatlerini son sürat uygulamaya geçirecek olan Trump’ın yeniden seçilmesi Avrupa açısından “kötü haber”. Cevap bekleyen soru ise şu: Macaristan, İtalya, Slovakya gibi ülkelerin Trump’a meyleden popülist ve pragmatik politikacıları mı, yoksa AB’nin sağgörüyü önceleyen, Birlik saflarını sıklaştıran, ilkeler üzerinden ilerleyen siyasetçileri mi galip gelecek?

Donald Trump, birçok sanayi ve finans kaptanının aklını çelen bir ahbap çavuş kapitalizmi vizyonu sunuyor. Onların daha fazla vergi indirimi ve daha az regülasyon isteklerini yerine getirirken de çoğu Amerikalının yoksullaşmasına, hayatlarının zorlaşmasına ve ömürlerinin kısalmasına neden olacak.

Eskinin işlemediği yeninin de ortaya çıkmadığı bir küresel siyasal ve jeopolitik bunalım döneminde ABD’nin negatif çarpan etkisi dünya genelinde sert bir şekilde hissedilecektir. Küresel ve bölgesel ittifak haritaları baskı altında kalacak, deglobalizasyon süreci yönsüz bir şekilde mesafe almaya devam edecek ve çatışma bölgelerindeki krizler derinleşecektir.

Trump’a yönelik suikast girişimi ABD’deki bölünmelerin bir başka göstergesi. Evet, ABD umutsuzca bölünmüş durumda, kendisini içeriden yediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Suikast girişimi bölünmeleri artırabilir ve daha fazla şiddeti körükleyebilir.

Dünya açısından Biden-Trump farkının (ekonomiden jeopolitik adımlara varıncaya kadar) büyük ölçüde anlamsızlaştığı bir dönemde, Amerikan krizinin derinleşmesinin küresel yansımaları kaçınılmaz olacak. Ancak birbirinden berbat onlarca suçtan mahkûm olmuş lümpen bir gösteri dünyası figürüyle; zihnen geçen yüzyılda yaşayan ve akli melekeleri yerinde olduğu dönemle idrak zafiyetinin derinleştiği dönem arasında ciddiye alınacak siyasal bir fark olmayan bir ismin Amerikan siyasal depresyonuna son vermeleri mümkün görünmüyor.

Trump 2.0 dönemi yatırımcıların en çok endişe duyduğu ekonomik faktörler olan “enflasyon, faiz oranları ve ABD doları” üzerinde büyük etki yaratacak. Trump’ın sabıkalı bir suçlu olarak ABD Başkanı olma potansiyeli arttıkça, ekonomiden öteye siyasette de yeni şoklara açık durum, ABD ve dünya ekonomisi adına riskleri yükseltecek. Temmuz ayının başında Avrupa’da iki önemli seçimin sonucunu izledik. […]

Trump, bir yandan porno yıldızlarıyla, bir yandan dindar Siyonistlerle müstehcen ilişkisini sürdürerek kendine özgü çelişik, oportünist, skandalist tarzıyla dünyaya ve bilhassa Ortadoğu’ya yeni maceralar yaşatmak için anketlerdeki zaferini Kasım ayında taçlandırmak sevdasında. Seküler dünyanın böylesi dinsel bir kâbusa maruz kalması sahiden bir ahir zaman alameti olsa gerek.

Teknoloji şirketleri, veri güvenliği konusunun açık ve demokratik bir biçimde tartışılması halinde tüketicilerin dijital güvenlik önlemlerine ilişkin endişelerinin üstün geleceğinin farkında. Endüstrinin lobicileri hiçbir zaman böyle bir tartışma yürütülmemesini sağlamaya çalışırken, sinsi hamlelerinden biri ifşa oldu ve bunun önüne geçildi.

İzolasyoncu ve ittifaktan ziyade ikili ilişkilere oturan dış politikası dolayısıyla Trump’ın kazanma ihtimali ABD’nin müttefiklerini endişelendiriyor. Ancak Trump, sorunun sadece görünen yüzü. Asıl mesele, Amerika’nın iç siyasetinde yaşadığı kriz, küresel siyasetini tanımlayamama durumu ve bu vizyonu şekillendirecek istikrarlı bir politika belirleyememesi.

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.