Ukrayna ve Rus Kimliklerinin Dini-Tarihi Kodları

Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’ya yönelik olarak başlattığı yeni işgal hareketi bir taraftan sıcak gelişmeleri büyük bir öfke ve kaygı ile takip etmemize neden olurken diğer taraftan tarihi örüntüleri ve tekerrürleri insanın zihninde yeniden canlandırıyor. Rusya’nın bu işgalinin Ukrayna tarihinde bir ilk olmadığını ve ne yazık ki son da olmayacağını biliyoruz.

2020 yılında Avrasya Etütleri’nde yayımlanan “Roma, İstanbul ve Moskova arasında Ukrayna’da Kiliseler Sorunu” başlıklı makalemi[1] aşağıdaki ifadelerle tamamlamıştım:

 

Papa II. Johannes Paulus Ukrayna’yı 1054 yılındaki great schism’in ortaya çıkardığı çatışmanın barışla son bulacağı bir yer olarak gördüğünü söyleyerek iyi niyet gösterisinde bulunmuştu. Ancak gerek Roma ve Moskova gerekse Kiev, Moskova ve İstanbul arasındaki gelişmeler yakın vadede ne Katoliklik ve Ortodoksluk arasında bir yakınlaşma ne de Ortodoksluk içinde bir bütünleşmenin yaşanacağını göstermektedir. Aksine Ukrayna’daki son gelişmeler Rusya’nın 2000’li yıllardan itibaren artan müdahaleci tavrının da etkisiyle özellikle Ortodoksluk bağlamında ayrışmaların süreceğini göstermektedir. Rusya’nın tarihte ve özellikle modernleşme döneminde Ruslaştırma çerçevesinde Ortodoks birliği için attığı her yayılmacı adım, Ortodoks kiliseler arasındaki ayrışmaları artırmıştır. Makale boyunca ele aldığımız tarihi kırılma noktalarının izlediği seyir Ortodoks dünyada böylesi bir tarihi örüntü ortaya çıkarmıştır. Rus kimliğine ve yayılmacılığına tepki olarak gelişen Ukrayna ulusal kimliği ile iç içe geçen Ukrayna Ortodoksluğundaki son bağımsızlık hamlesi belki de bu tarihi örüntü çerçevesinde bir son da olmayacaktır.

 

Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’ya yönelik olarak başlattığı yeni işgal hareketi bir taraftan sıcak gelişmeleri büyük bir öfke ve kaygı ile takip etmemize neden olurken diğer taraftan yukarıda ifade ettiğimiz tarihi örüntüleri ve tekerrürleri insanın zihninde yeniden canlandırıyor. Rusya’nın bu işgalinin Ukrayna tarihinde bir ilk olmadığını ve ne yazık ki son da olmayacağını biliyoruz.

 

Ukrayna ve Rus Kimliklerinin Kodları

 

Genel olarak , 988 (Rusların Hıristiyanlığı kabulü), 1054 (great schism), 1439 (Ferrara-Floransa Konsili), 1448 (Rus Ortodoks Kilisesi’nin Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nden bağımsızlığı), 1453 (İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethi, Moskova’nın III. Roma felsefesini geliştirmesi), 1459 (1453’e tepki olarak Rus Episkoposlar Konseyi’nin toplanması), 1596 (Brest Birliği, Ukrayna Unyat Kilisesi’nin kuruluşu),  1686/87 (Kiev Patrikliği’nin Moskova’ya bağlanması), 1921 (Ukrayna Otosefal Ortodoks Kilisesi’nin kurulması), 1945-46 (Stalin döneminde Unyat Kilisesi ve Otosefal Ortodoks Kilisesi’nin Rus Ortodoks Kilisesi ile sözde yeniden birleşmesi-reunion), 1991-92 (Ukrayna’nın bağımsızlığı, Unyat ve Otosefal Ortodoks Kiliseleri’nin yeniden Moskova’dan ayrılması, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin bağımsızlık talebi üzerinden bölünmesi, Kiev Patrikliği’nin kurulması),  2014 Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı;  2018 yılının son aylarında gelişen süreçle 2019 yılında Fener Rum Patrikhanesi’nin Ukrayna Ortodoks Kilisesi-Kiev Patrikhanesi’nin bağımsızlık talebini tanıdığını açıklaması; Ortodoksluk,  Rus Ortodoksluğu ve Ukrayna’daki dini ve ulusal kimlikler açısından önemli olan tarihi dönüm noktalarıdır.

 

Bu tarihi dönüm noktalarını zihnimizin bir köşesinde tutmaya devam ederek, 1687’nin (Kiev Patrikliği’nin Moskova’ya bağlanması) bir yüzyıl öncesine geri gidecek olursak, Doğu’da Moğol tehdidinin azalmasının akabinde Korkunç İvan liderliğinde yüzünü Litvanya topraklarına çeviren Rusya’nın Baltık Denizi kıyılarını işgale başladığında, siyasi birliğini ilan etmiş olan Katolik Polonya-Litvanya Birliği ile karşı karşıya gelmiş olduğunu görürüz. 16’ncı yüzyılın ikinci yarısından itibaren Rusya için Tatar tehdidi yerini artık “heretik” Katolik tehdidine bırakmaya başlamıştır. “Kargaşa Dönemi” olarak da adlandırılan bu dönemde Katolik Lehlerin Moskova’ya karşı başlattığı hareketler Rusya’daki Katolik karşıtlığını güçlendirmiştir.[2] Kiev metropolitliği 16 ve 17’nci yüzyıllarda Polonya-Litvanya Birliği sırasında daha çok yayılıp gelişmiş, 17’nci yüzyılda yaşadığı canlanma ile Ukrayna’daki Ortodoks kilise, doğu Ortodoks kilisesinin merkezi konumuna gelmiş ve “ikinci Kudüs” olarak adlandırılmıştır.[3]

 

17’nci yüzyıla gelindiğinde ise Polonya-Litvanya Birliği zayıflamaya başlamış, bunun karşılığında Romanov Hanedanlığı altındaki Moskova yükselişe geçmiştir. Ortodoks kilise aracılığıyla Polonya-Litvanya Birliği’nin doğu bölgelerinde (Ukrayna ve Belarus) yaşayan Ortodokslar üzerinde hak iddia etmeye başlayan Rusya, bu kez hedefine Protestan Reformasyon hareketinin etkisiyle ortaya çıkan Unyat Kilisesi’ni (Uniate ChurchGreek Catholic Church) koymuştur. Unyat Kilisesi Polonya-Litvanya Birliği’nin Ortodoks rahiplerinin reform adı altında Brest Birliği’ni onaylayarak küçük Ortodoks kiliselerini Roma Katolik Kilisesi’ne bağlamaları neticesinde kurulmuş, sonraları Unyat Kilisesi olarak adlandırılmaya başlanmıştır.[4]  Bu kilise Doğu-Bizans ayin ve ritüellerini devam ettiriyor ancak Roma Katolik doktrinini kabul ediyordu. Papaya sadakat ve Katolik dogmalarını kabul etmenin karşılığında Roma Unyat Kilisesi’ne Doğu kilisesi ritüellerini sürdürme, Slavonik dili kullanma ve yönetimsel özerkliği içeren bazı haklar tanıyordu.[5] Ruslar ise Roma Katolik Kilisesinin Unyat Kilisesi’ni  kullanarak bugünkü Belarus ve Ukrayna topraklarında yaşayan Ortodoksları doğru inançtan uzaklaştırarak heretik Katolik inancını kabule zorladıklarını iddia ediyordu. 

 

Sırasıyla 1772, 1793 ve 1795 yıllarında Polonya-Litvanya Birliği’nin yaşamış olduğu üç bölünme sonrasında Rusya’nın sınırları batıda Belarus ve Ukrayna’yı içine alacak bir biçimde genişlemişti. Böylece Rus İmparatorluğu’nun nüfusuna 3 milyon Unyat dâhil edilmiş oluyor ve Batı ve Doğu kiliseleri arasındaki fay hattı Rus İmparatorluğu’nun içine taşınmış oluyordu. Rusya’nın batı sınırları doğu sınırı ile karşılaştırıldığında hem coğrafi anlamda dış saldırılara hem de Rus kimliğini tehdit eden kültürel meydan okumalara açık bir sınır olması dolayısıyla Rus yönetiminin ilgi odağını oluşturdu.[6] Dini karşıtlık Rusya’nın Polonya-Litvanya Birliği’nin bölünmesinde söz sahibi olmasını meşrulaştırıcı bir argüman olarak kullanılmıştı.

 

400 yıl süren Polonya-Litvanya hâkimiyeti Belarus ve Ukraynalılar ile Ruslar arasında önemli bir kültürel ve dini farklılaşmaya yol açmıştı. Bu halklar yalnızca kültürel olarak değil siyasi olarak da Polonyalı olmuşlardı. Ruslar açısından şimdi bu kültürel ve siyasi farklılığın ortadan kaldırılması gerekiyordu. Nitekim 1794 yılında ikinci bölünmenin akabinde Çariçe II. Katerina baskıcı politikalarla Rusya topraklarında yaşayan Unyatları Ortodoks dinine döndürmek üzere bir kampanya başlattığında Polonyalıların başkaldırısıyla karşılaştı. Buna rağmen 1796 yılının sonlarında Katerina öldüğünde Unyatların yarısı (1,5 milyon) Ortodoks olmuştu. Çariçe II. Katerina’nın ardından Çar I. Nikolas da Unyatlara yönelik din değiştirme politikalarını sürdürdü. 1830-1831 yıllarında yaşanan ünlü Polonya ayaklanmasından sonra Çar I. Nikolas’ın resmi milliyetler doktrini çerçevesinde 1839 yılında Belarus Unyatlar arasında kitlesel bir din değiştirme hareketi görüldü. Son olarak 1863 yılındaki ayaklanmanın ardından 1875 yılında Unyat mezhebini kabul etmiş olan Chelm bölgesi de Rus Ortodoksluğu’na döndü. [7]

 

Ukrayna Ulusal Kimliği

 

Ukraynalı kimliği Ukrayna topraklarının Rusya ve Polonya arasındaki sınır bölgesinde bulunması dolayısıyla Rus ve Leh kimliklerinin etkisi ve bunlara verdiği tepki sonucunda gelişti.  Rus tarihçilerine göre 9’uncu yüzyılda Kiev Rus devletini kuran Doğu Slavları, Rusların, Belarusların ve Ukraynalıların atalarıydılar. Ruslar Ukrayna ve Belarus’u, sadece lehçeleriyle farklılık arz eden bu yerli halkları organik olarak Rusya’ya bağlı görürken, Ukraynalılar kendilerini farklı bir halk olarak tanımladılar. 1856 yılında Mikhail Pogodin, Rus bakış açısının tam tersine yeni bir tez geliştirdi. Buna göre, Moğol istilasından sonra Kiev’deki Ruslar, Rusya’daki topraklara göç etmek zorunda kalmışlar, ardından 14 ve 15’inci yüzyıllarda Karpatlardan gelen yeni kabileler Ukrayna’ya yerleşmişlerdir. Ukraynalıların etnik temelini ise bu kabileler oluşturmuştur.[8]

 

19’uncu yüzyılda Ukraynalı tarihçiler tarafından özellikle Kozak dönemi üzerine pek çok çalışma yapılmış, bu süreçte tarihçiler Ukraynalıların sadece Lehlerden değil, Ruslardan da farklı olduğunu iddia eden pek çok kanıt toplamışlardır. Bu tarihçiler içerisinde en bilineni Mykhailo Hrushevsky’dir. 10 cilt halinde yayımladığı Istoriia Ukrainy-Rusy’de (Ukrayna Ruslarının Tarihi), geleneksel Rus tarih yazımını reddederek alternatif bir bakış açısı geliştirmiştir. Hrushevsky’nin yaklaşımı Ukrayna tarih yazımı, kimliği ve tarih bilinci üzerinde çok etkili olmuştur. Ukrayna’nın bağımsızlığını kazanmasından sonra çalışmaları yeniden yayımlanan Hrushevsky’nin 1992 yılındaki siyasi makalelerinin derlemesi, Devlet Başkanı Kravchuk’un önsözüyle yeniden basılmıştır. Böylece yeniden kurulan Ukrayna devletinin kimlik inşasında tarihi bir meşruiyet aracı olmuştur.[9]

 

Ukrayna ulusal canlanışı 19’uncu yüzyılda ortaya çıkmış, şair Taras Shevchenko (1814-1861) Ukrayna edebiyat dilinin gelişiminde önemli katkılar yapmıştır.[10] Milliyetçi yeraltı örgütleri Ukrayna için özerklik talep ettiklerinde Rusya’nın gösterdiği reaksiyon çok güçlü olmuş, ayrıca 1876 yılından 1905 İhtilali’ne kadar eğitim sistemi ve basında Ukraynacanın kullanımı yasaklanmıştır.[11] 1905 İhtilali’nin ardından II. Nicholas Ukraynaca basını serbest bırakmış, ancak kısa bir süre sonra Ruslaştırma politikalarına geri dönülmüştür. Bununla birlikte bu politikalar 1914 yılına gelene kadar Ukrayna ulusal hareketini daha fazla cesaretlendirmiştir.  Kısa bağımsızlık döneminin ardından 1923 yılından itibaren diğer yerli halklar gibi Sovyet rejiminin yerlileştirme (korenizatsiya)/Ukraynalılaştırma politikaları sonucunda sürgünden geri dönen ve ulusal liderlerle birlikte çalışan Ukrayna komünistlerinin çalışmaları sonucunda Ukrayna dili siyaset, ekonomi ve basın dili haline gelmiştir.[12]  

 

Kozak tecrübesi, Kiev Rus devletine Ukraynalıların bakışı, 1917-1921 yılları arasında bağımsızlık için verilen mücadele ve başta kıtlık olmak üzere Stalin terörünün bölge halkı üzerindeki etkilerinin yanı sıra Ukrayna kiliseleri arasındaki ayrışmalar da Ukrayna ulusal bilinci ve kimliğinin önemli bileşenleri oldu.[13] 45 milyon nüfusa sahip olan Ukrayna’da[14] bugün Ortodoksların bağlı olduğu üç kilise (büyüklük sırasına göre, Ukrayna Ortodoks Kilisesi-Moskova Patrikliği, Ukrayna Ortodoks Kilisesi-Kiev Patrikliği [Kiev Patrikliği Moskova Patrikliği’nden daha büyük bir cemaate sahip olduğunu iddia etmektedir] ve Ukrayna Otosefal Ortodoks Kilisesi) bulunmaktadır. Rusya’ya yakın olan kesimler birincisine bağlı iken, Batı yanlısı Ukrayna milliyetçisi Ortodoksların büyük bir bölümü Rus Ortodoks Kilisesi’nden bağımsızlığını ilan eden Kiev Patrikliği ve Otosefal Kilise’ye bağlıdır.

 

Bu üç kilise arasında sadece Ukrayna Ortodoks KilisesiMoskova Patrikliği dünyadaki diğer Ortodokslar tarafından tanınırken, diğer ikisi tanınmıyordu. Bu ilk iki kilisenin Nisan 2018’de Fener’e başvurarak özerklik talep etmesi ve Ukrayna Parlamentosu ve Başkan Poroşenko’nun buna destek vermesinin ardından Fener’in bunu kabul etmesi ve imzalaması (Ekim 2018, Ocak 2019) Moskova’nın Fener’le tüm ilişkilerini kesmesine yol açmıştır. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Fener’in bugünkü Ukrayna topraklarının ruhani yönetim hakkının 17’nci yüzyılda geçici olarak Rus Ortodoks Kilisesi’ne verildiğini ve Moskova’nın bu topraklardaki ruhani yönetim hakkının olmadığını söylemesi Fener için Moskova’ya bağlı Ukrayna Ortodoks Kilisesi- Moskova Patrikliği’nin de meşruiyetinin kabul edilmediği anlamına gelmektedir.[15]

 

Bugün Ortodoksluk ve Katoliklik arasındaki tarihi çatışmanın sınırlarında Ukrayna bulunmaktadır. Bundan önce ise Doğu Ortodoksluğu ve Roma Katolikliği arasındaki tarihi çatışmanın siyasi sınırları bugünkü Ukrayna’yı da içine alan Polonya-Litvanya krallığı ile Moskova devleti arasında çizilmişti. Komünizm sonrası dönemde Rus Ortodoks Kilisesi, Ortodoks kimliğin karşısına yeniden Katolikliği koymuş bulunmaktadır. Aynı zamanda Ortodoks kilise içindeki ayrılıkçı hareketlerle boğuşmaktadır ve ne yazık ki Ukrayna yine bu tarihi çatışmanın ortasında yer almaktadır.

 

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin üçüncü gününde Ukrayna’nın Türkiye Büyükelçiliği ve Kırım Dayanışma Derneği’nin Ankara’da birlikte düzenlediği toplantıda da vurgulandığı gibi, baskıcı ve yayılmacı bir güç karşısında bir direniş kimliği olarak ortaya çıkan güçlü Ukrayna kimliği, tarihte olduğu gibi bu işgal karşısında da onurlu bir biçimde direnmeye devam edecektir.

_

[1] Sevinç, Alkan Özcan (2020). “Roma, İstanbul ve Moskova Arasında Ukrayna’da Kiliseler Sorunu”, Avrasya Etüdleri, Yıl 26, Sayı 57, 179-196. Makalenin devamı, bu makalenin bazı bölümlerinin gözden geçirilmiş özetini içermektedir.

[2] Barbara Skinner “The Irreparable Church Schism: Russian Orthodox Identity and Historical Encounter with Catholicim”, s. 24.

[3] Zenon V. Wasyliw, “Orthodox Church Divisions in the Newly Independent Ukraine, 1991-1995”, East European Quarterly, XLI, No. 3, September 2007, s. 305.

[4] Borys Gudziak, Crisis and Reform: Kyivan Metropolitanate, the Patriarchate of Constantinople, and the Genesis of the Union of Brest, USA: Harvard University Press, 1998, s. 5-6.

[5] Bohdan Bociurkiw, “Politics and Religion in Ukraine: The Orthodox and the Greek Catholics”, Bourdeaux, Michael, (ed.), The Politics of Religion in Russia and the New States of Eurasia, New York: M.E. Sharpe, 1995, s.133.

[6] Ransel D. L. ve B. Shallcross, Polish Encounters, Russian Identity. Bloomington: Indiana University Press, 2005, s. 2.

[7] Barbara Skinner, “The Irreparable Church Schism: Russian Orthodox Identity and Its Historical Encounter with Catholicism”, s. 25-29.

[8] Zenon E. Kohut, “History as a Battleground: Russian Ukrainian Relations and Historical Consciousness in Contemporary Ukraine”, Starr, Frederick (ed.), The Legacy of History in Russia and the New States of Eurasia. London: M.E. Sharpe, 1994, s. 124.

[9] A.g.m., s. 129.

[10] Peter J.S. Duncan, “Ukraine and the Ukrainians”, Graham Smith (ed.), The Nationalities Question in the Post-Soviet States. London: Longman., 1996, 188.

[11] Ag.m., s. 189.

[12] A.g.m., s. 189.

[13] Sevinç A. Özcan, Bir Sovyet Mirası: Rus Azınlıklar. İstanbul: Küre Yayınları, 2005, s. 76-77.

[14] Ukrayna’daki dini çeşitlilik için bknz, Vasly Marcus, “Religion and Politics in Ukraine: In Search of a New Pluralistic Dimension”, Michael, (ed.), The Politics of Religion in Russia and the New States of Eurasia, New York: M.E. Sharpe, 1995.

[15] Kerem Sonat, “İstanbul’da İmza Atıldı: Ukrayna’da Bağımsız Kilise Kurulması Neden Önemli”, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46583594 (Erişim: 12.06.2019).

En son çıkan yazılardan anında haberdar olmak için bizi @PerspektifOn twitter hesabımızdan takip edebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR

Sitemizde mevzuata uygun biçimde çerez kullanılmaktadır. Bilgi için tıklayınız.